İnsan kökünü unutursa savrulur. Nereden geldiğini, hangi değerlerle yoğrulduğunu unutan bir toplum, rüzgârın önündeki yaprak misali oradan oraya sürüklenir. O yüzden aslımıza dönüp bakmak, kim olduğumuzu hatırlamak bir tercih değil, bir zorunluluktur.

Türklük; sadece bir kimlik kartına yazılan ifade değildir. Türklük; tarih demektir, mücadele demektir, onur demektir. Binlerce yıl boyunca bu topraklara mühür vurmuş bir milletin adıdır. Zor zamanlarda dimdik durabilmenin, düştüğünde yeniden ayağa kalkabilmenin adıdır.

Bugün farklı kavramlar, farklı söylemlerle kimlikler bulanıklaştırılmak isteniyor. İnsanlara ait oldukları değerlerden utanmaları telkin ediliyor. Oysa utanılacak bir şey yok. Türk olmak bir övünç kaynağıdır. Geçmişiyle barışık, tarihini bilen bir millet, geleceğini de sağlam kurar.

Aslını inkâr edenler, başkalarının hikâyelerinde figüran olmaya mahkûmdur. Kendi hikâyesini yazanlar ise kimliğini koruyanlardır. Türk, dün de Türk’tü, bugün de Türk’tür, yarın da Türk kalacaktır. Bunu ne zaman, ne şartlar, ne de geçici akımlar değiştirebilir.

Bu topraklarda var olmanın bir bedeli oldu, bir de anlamı. O anlam; birliktir, direniştir, vefadır. Kimliğini hatırlayan insan, duruşunu da hatırlar. Duruşu olan millet ise kolay kolay yolundan dönmez.

Aslını unutmamalı insan. Çünkü aslı gidenin, istikameti de gider. Türk türktür. Ve bu böyle kalacaktır.