Bir toplumun gerçek gelişmişliği, yalnızca yetiştirdiği diplomalı insanlarla değil, sahip olduğu vicdan, karakter ve ahlaki değerlerle ölçülür. Eğitim, insanın zihnini geliştirir; ahlak ise o zihnin hangi yönde kullanılacağını belirler. Bu iki kavram, bir toplumun geleceğini şekillendiren en önemli unsurların başında gelir. Ancak günümüzde üzerinde daha fazla düşünmemiz gereken önemli bir mesele var: Eğitim ile ahlak arasındaki dengeyi ne kadar koruyabiliyoruz? Bugün çocuklarımızı ve gençlerimizi iyi okullarda okutmak, üniversite kazanmalarını sağlamak, meslek sahibi olmalarına yardımcı olmak için büyük çaba harcıyoruz. Onlara ba- şarılı bir gelecek hazırlamak istiyoruz. Elbette bütün bunlar son derece kıymetli. Fakat insan yetiştirmek yalnızca akademik başarıdan, sınav sonuçlarından ve diplomalardan ibaret değildir. Asıl mesele, bilgili olduğu kadar vicdanlı, başarılı olduğu kadar dürüst, güçlü olduğu kadar adaletli bireyler yetiştirebilmektir. Çünkü eğitimli olmak, her zaman ahlaklı olmak anlamına gelmez. Bir insan çok iyi eğitim almış olabilir ancak başkasının hakkına saygı göstermiyorsa, dürüstlükten uzak- laşıyorsa, makamını ve bilgisini kendi çıkarları için kullanıyorsa burada önemli bir eksiklik var demektir. Bilgi, insanın eline büyük bir güç verir. Ahlak ise bu gücün nasıl kullanılacağını öğretir. Ahlaktan yoksun bilgi, zaman zaman topluma fayda sağlamak yerine zarar verebilir. Bu nedenle eğitim sisteminin temel hedefi yalnızca meslek sahibi insanlar ye- tiştirmek değil, aynı zamanda karakterli bireyler kazandırmak olmalıdır. Bu noktada aileye, okula ve topluma önemli sorumluluklar düşüyor. Çocuk ilk eğitimini ailede alır. Saygıyı, sevgiyi, paylaşmayı, dürüstlüğü ve sorumluluk bilincini öncelikle evinde öğrenir. Okul ise bu değerleri bilgiyle ve toplumsal bilinçle güçlendirir. Öğretmen yalnızca ders anlatan değil, davranışlarıyla da örnek olan kişidir. Çünkü çocuklar çoğu zaman söylenenlerden çok gördüklerini benimserler. Toplum olarak kendimize şu soruyu sormalıyız: Çocuklarımıza başarılı olmayı öğretirken dürüst olmayı da aynı ölçüde öğretebiliyor muyuz? Bir sınavda yüksek not almayı önemsediğimiz kadar kul hakkına dikkat etmeyi, başkasının emeğine saygı duymayı ve doğruyu savunmayı da önemsiyor muyuz? Unutmamalıyız ki bir ülkenin gelece- ğini yalnızca mühendisleri, doktorları, öğretmenleri ve yöneticileri değil, onların taşıdığı karakter de belirler. İyi bir doktorun bilgisi kadar vicdanı, iyi bir yöneticinin tecrübesi kadar adaleti, iyi bir öğretmenin akademik donanımı kadar örnek kişiliği önemlidir. Eğitim ve ahlak birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısıdır. Biri eksik olduğunda diğerinin topluma sağlayacağı katkı da sınırlı kalır. Sonuç olarak çocuklarımıza yalnızca iyi bir gelecek değil, o geleceği güzelleştirecek bir karakter de kazandırmalıyız. Çünkü diploma insanın hangi okullardan geçtiğini gösterir; ahlak ise nasıl bir insan olduğunu… Asıl başarı, çok şey bilen insanlar yetiştirmek değil; bildiklerini insan- lığın, adaletin ve iyiliğin hizmetinde kullanabilen nesiller yetiştirmektir. Unutmayalım: Eğitim aklı, ahlak vicdanı büyütür. Bir toplumun güçlü yarınları ise aklı ve vicdanı birlikte yetiştirebildiği ölçüde mümkündür.
Elazığ
Eğitim
Sağlık,
Siyaset
Spor,
Gündem
Asayiş,
Yerel,