Kamuoyunda dile getirilen değerlendirmelerde, söz konusu ses kaydının ilgili kişinin bilgisi ve rızası olmaksızın kayda alınmış olması ihtimalinin Türk Ceza Kanunu kapsamında açık bir suç teşkil ettiği vurgulanıyor. TCK’da özel hayatın gizliliğini ihlal, haberleşmenin gizliliğini ihlal ve kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kayda alınması ve yayılması suçlarının açık hükümlerle düzenlendiğine dikkat çekiliyor.
Hukuk çevreleri, yalnızca izinsiz ses kaydı alınmasının değil, hukuka aykırı şekilde elde edildiği açık olan bu tür kayıtların basın yoluyla yayımlanmasının da ayrıca suç teşkil ettiğini ifade ediyor. Bu tür içeriklerin “iddia” başlığı altında servis edilmesinin, suçu ortadan kaldırmadığı gibi, yayınlayanlar açısından da cezai sorumluluk doğurabileceği belirtiliyor.
Tartışmanın, içerikte ileri sürülen iddialardan önce, ses kaydının nasıl elde edildiği, kim tarafından kayda alındığı ve hangi amaçla kamuoyuna servis edildiği sorularına odaklanması gerektiği ifade ediliyor. İzinsiz kayıtların yayınlanmasının, masumiyet karinesini zedelediği ve kamuoyunu yönlendirmeye yönelik bir algı operasyonuna dönüşebileceği değerlendirmesi yapılıyor.
Bu çerçevede, hukuka aykırı olduğu yönünde güçlü şüpheler bulunan söz konusu ses kaydının hem kayda alınması hem de yayımlanmasıyla ilgili olarak Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı ve Basın Savcılığı göreve davet ediliyor. Kamuoyunda oluşan belirsizliğin giderilmesi, olası suç unsurlarının tespiti ve sorumlular hakkında gerekli adımların atılması gerektiği vurgulanıyor.
Yetkili mercilerin sürece müdahil olmaması hâlinde, hem hukuki hem de toplumsal tartışmanın daha da derinleşeceği ifade edilirken, Elazığspor’un kurumsal itibarının korunması ve hukuka aykırı bir durumun netliğe kavuşturulması adına Türk Ceza Kanunu çerçevesinde ivedi bir inceleme başlatılması yönünde kamuoyunda güçlü bir beklenti oluşmuş durumda.





