29 Nisan’da başlayan gemileri ele geçirme operasyonunun, 30 Nisan itibarıyla 20’den fazla teknenin alıkonulmasıyla devam ettiğinin, uluslararası suların, hiçbir devletin hukuksuz saldırganlığına terk edilemeyeceğinin, sessizliğin ise bu hukuksuzluğu meşrulaştıracağının altını çizen Ubeyd Abdullah Kaya, Elazığ İHH tarafından hazırlanan basın açıklamasında şunları dile getirdi:
Bugün yaşananlar yalnızca bir gemi filosuna yapılan müdahale değildir; vicdana, hukuka ve insanlık onuruna yönelmiş ağır bir saldırıdır. Gazze’de süregelen kuşatmayı kırmak ve mazlumlara insani yardım ulaştırmak için yola çıkan Global Sumud Filosu’nun uluslararası sularda hedef alınması, hepimizin ortak vicdanında derin bir yara açmıştır.
Gazze’de yıllardır süren saldırılar sonucunda on binlerce insan hayatını kaybetmiş, en savunmasız olan çocuklar ve siviller büyük bir yıkımın ortasında bırakılmıştır. Buna rağmen, dünyadan yükselen dayanışma sesini susturmaya dönük her girişim, gerçeği değiştirememiş; aksine bu vicdan hareketini daha da görünür kılmıştır.
Bugün Akdeniz’de ilerleyen sumud filosu yalnızca yardım taşımıyor; umut taşıyor, insanlığın hâlâ ölmediğini gösteriyor. Önlerinde engeller olsa da bu yolculuk, tarihin hiçbir döneminde tam anlamıyla susturulamayan adalet arayışının bir devamıdır.
Açık denizde gerçekleştirilen bu müdahale, sadece bir siyasi gerilim değil, uluslararası hukukun ve temel insan haklarının ihlali olarak değerlendirilmelidir. Seyrüsefer özgürlüğünün hiçe sayılması, bu olayın vahametini daha da artırmaktadır.
Bu süreçte vicdan sahibi halkların ve toplumların sessiz kalmaması büyük önem taşımaktadır. Farklı coğrafyalardan yükselen destek, bu hareketin yalnızca bölgesel değil, küresel bir adalet arayışı olduğunu ortaya koymaktadır.
Ne yazık ki dünya genelinde bazı güçlerin insan hakları konusunda çifte standartlı tutumları, yaşanan acıları daha da derinleştirmektedir. Ancak buna rağmen, mazlumların sesi her geçen gün daha güçlü şekilde duyulmaktadır.
Filoda yer alan insanlar yalnızca bir halkı değil, insanlığın ortak değerlerini savunmaktadır. Bu yolculuk; inanç, kimlik ya da sınırların ötesinde, adalet ve onur mücadelesidir.
Bugün karşı karşıya kalınan engelleme girişimleri, bu iradeyi zayıflatmak yerine daha da güçlendirmektedir. Çünkü her müdahale, gerçeği daha görünür kılmakta ve dayanışmayı büyütmektedir.
Gazze halkı, tüm zorluklara rağmen ayakta kalma iradesi göstermektedir. Bu irade, sadece bir direniş değil; insanlık onurunun hayatta kalma mücadelesidir.
Buradan açıkça ifade ediyoruz: Bu hukuksuz müdahale sona ermeli, alıkonulan tüm insanlar serbest bırakılmalı ve insani yardımların önü tamamen açılmalıdır. Hiçbir güç, yardımın ve dayanışmanın önünde kalıcı bir engel olamayacaktır.
Bizler, bu davayı yalnızca izleyen değil, kalbinde taşıyan insanlar olarak; Gazze özgür olana kadar adalet, hak ve insanlık çağrısını sürdürmeye devam edeceğiz.
Yaşasın Küresel İntifada!
Kahrolsun Emperyalizm!
Kahrolsun Siyonizm!
Yaşasın Özgür Filistin!
Nehirden Denize Özgür Filistin!




