Kış ayları geldi mi yollar değişir, zemin değişir ama ne yazık ki bazı sürücülerin alışkanlıkları hiç değişmez. Her yıl aynı manzara… Kar, buz, sis ve ardından gelen kazalar. Direksiyon başına geçen herkes “bana bir şey olmaz” rahatlığıyla yola çıkıyor, sonra olan masum insanlara oluyor.
Son günlerde art arda yaşanan trafik kazalarının ortak noktası çok net: kış lastiği eksikliği. Yol tutuşu olmayan araç, fren mesafesi uzayan otomobil, kaygan zeminde savrulan direksiyon… Bunların hiçbiri kader değil. Hepsi ihmalin sonucu.
Kış lastiği lüks değil, zorunluluktur. Bir masraftan kaçayım derken bir ömrü karartmanın, bir aileyi yıkmanın vicdan yükü hiçbir şeyle ölçülmez. Birkaç bin lira cebinde kalacak diye risk alanlar, başkasının hayatını da riske attığının farkında olmalı.
Her kış aynı cümleleri duyuyoruz: “Yollar buzluymuş”, “Araç kaymış”, “Fren tutmamış”. Evet, çünkü araçta kış lastiği yok. Çünkü tedbir yok. Çünkü umursamazlık var.
Bu şehirde yaşayan herkes biliyor; Elazığ kışı hafife alınacak bir kış değil. Bir sabah güneşli başlayan gün, akşam buz kesebiliyor. Bir viraj, bir rampa, bir anlık dalgınlık her şeyi değiştirebiliyor.
Direksiyon başına geçen herkesin şunu artık net şekilde kabul etmesi gerekiyor: Kış lastiği takmamak sadece kendi canını değil, trafikteki herkesi tehlikeye atmaktır. Bu bir tercih meselesi değil, sorumluluk meselesidir.
Kimse “ben usta şoförüm” diyerek doğa şartlarına meydan okuyamaz. Karın, buzun, donun şakası olmaz. Yol affetmez, hata kaldırmaz.
Bu yüzden çağrım net: Kış gelmeden lastiğini değiştir, aracını hazırla, tedbirini al. Sevdiklerini düşün, başkalarının sevdiklerini de düşün. Bir ihmalle bir ömrün vebalini alma.
Unutmayalım, kış lastiği sadece aracı değil, hayatı tutar.