Birlik Çağrısı Karşılık Buldu, Elazığ Nefes Aldı

Elazığ gündemi son 10–15 gündür öyle bir yere sıkıştı ki, insan ister istemez “Biz neyi konuşuyoruz?” diye sormadan edemiyor. Şehrin önünde duran gerçek meseleler ortadayken, iki milletvekilinin bitmeyen polemikleriyle vakit kaybedilmesini doğru bulmuyorum. Gürsel Erol ile Ejder Açıkkapı arasındaki bu gerilim, açık konuşmak gerekirse Elazığ’a hiçbir somut katkı sunmadı. Sadece gündemi meşgul etti, enerjiyi tüketti.

Ben bu şehrin bir evladı olarak şuna inanıyorum: Elazığ, kişisel siyasi atışmaların malzemesi yapılacak bir şehir değil. İnsanlar işsizlikten, hayat pahalılığından, yatırımların yavaşlığından söz ederken; vekillerin birbirine cevap yetiştirme telaşı içinde olması ciddi bir kopukluk göstergesiydi. Siyaset, laf üstünlüğü kurma yarışı değildir. Siyaset, sorun çözme sorumluluğudur.

Tam da bu noktada MHP Elazığ Milletvekili Semih Işıkver’in duruşunu özellikle vurgulamak istiyorum. Yaş olarak diğer milletvekillerinden daha genç olmasına rağmen, sergilediği siyasi olgunluk gerçekten dikkat çekici. Gerginliğin yükseldiği her başlıkta dili yumuşatan, konuyu Elazığ’ın ortak menfaatine çeken, sürekli “birlikte hareket etmeliyiz” diyen bir profil ortaya koydu. Bu tavır, günümüz siyasetinde alışık olduğumuz sert ve kırıcı üslubun tam tersiydi.

Semih Işıkver’in yaklaşımında öne çıkan en önemli nokta şu: Siyaseti kişisel rekabet zemininden çıkarıp şehir menfaati zeminine taşıma çabası. Elazığ’ın ancak birlik içinde güç kazanacağını bilerek hareket etmesi, genç yaşına rağmen büyük bir siyasi sorumluluk taşıdığını gösteriyor. Kısır tartışmaların dışında kalıp yapıcı bir dil kullanması, sadece kendi seçmeni açısından değil, şehir genelinde de karşılık buldu.

Nitekim tam da bu birlik çağrılarının ardından beklenen tablo gerçekleşti. Vekillerin bir araya gelmesi ve tansiyonun düşmesi, aslında başından beri söylenen gerçeği ortaya koydu: Elazığ söz konusu olduğunda uzlaşmak mümkün. Bu yumuşamada ve tarafların aynı zeminde buluşmasında Semih Işıkver’in ısrarlı birlik çağrılarının etkisini görmezden gelmek haksızlık olur. Sürekli ayrıştıran değil birleştiren bir dilin, sonuç üretme gücü bir kez daha ortaya çıktı.

Açık söyleyeyim; Elazığ’ın bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey tam olarak bu anlayıştır. Ankara’da kapılar tek tek çalınacaksa, projeler takip edilecekse, yatırımlar hızlandırılacaksa bunun yolu kavga görüntüsü vermekten değil, ortak hareket etmekten geçer. Sürekli polemik üreten değil, sürekli çözüm arayan siyaset anlayışı bu şehre kazandırır.

Gürsel Erol ve Ejder Açıkkapı’nın da gelinen noktada bu gerilim siyasetinden uzaklaşıp daha yapıcı bir zemine yönelmiş olması elbette olumlu. Ancak şunu da net söylemek gerekir: Keşke bu noktaya gelmek için günlerce süren gereksiz tartışmalar yaşanmasaydı. Elazığ’ın kaybedecek zamanı yok.

Özetle; polemikle değil projeyle, gerilimle değil uzlaşıyla anılan bir Elazığ siyasetine ihtiyaç var. Bu noktada sergilediği sağduyulu, birleştirici ve dengeli tavır nedeniyle Semih Işıkver’in ortaya koyduğu duruşun kıymetli olduğunu düşünüyorum. Eğer bu şehir yarın daha güçlü olacaksa, bunun yolu tam da bu birlik anlayışından geçiyor.