Yrd. Doç. Dr. Hayri Gözlükgiller (Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı), geçtiğimiz hafta kendi sosyal medya hesabından Covid-19 aşılarıyla ilgili dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Dr. Gözlükgiller’in paylaştığı ifadeler, kendisine ait iddialar olup, resmi makamlar tarafından doğrulanmış ya da yalanlanmış değildir.
Dr. Gözlükgiller’in açıklamalarında şu ifadeler yer aldı:
“Son günlerde çok önemli bir konu var. Söylenenlere göre BioNTech aşıları Pfizer’dan alınmamış. Oysa Pfizer bu aşının orijinal moleküllerini üreten ve satan firmadır. Peki bu aşılar nereden alındı, ne alındı? Üç kuruş ucuza gelsin diye insanlar üzerinde bir deney mi yapıldı?
Aklıma birkaç ihtimal geliyor. Birincisi, kırılmış ya da defolu aşılar olabilir. Üretimde sorunlu olduğu için satılamayan ya da satışı yasaklanan aşıların el altından Türkiye’ye getirilmiş olması ihtimali vardır. Eğer böyle bir durum söz konusuysa bu tam anlamıyla bir felakettir ve ciddi sağlık sorunlarına, özellikle kalp krizlerine yol açabilir.
İkinci ihtimal, BioNTech aşısı yerine öldürücü olduğu iddia edilen Rus aşılarının kullanılması ve bunların BioNTech adı altında uygulanmasıdır.
Üçüncü ve en önemli ihtimal ise, etil civa yerine alüminyum hidroksit ya da metil civa gibi maddelerin kullanılmasıdır. Bu maddelerin erken bunama, demans, denge kaybı ve hareket bozukluklarına yol açtığı bilinmektedir. Ucuza alma düşüncesiyle böyle bir yol izlenmiş olabilir.
Rentman adlı bir firmanın 37 milyon dolar alarak aşıyı Çin’den getirip Türkiye’ye soktuğu söyleniyor. Türkiye’de resmi yetkisi olmayan bir firmanın bu sürece nasıl dahil olduğu ortadadır. Bu işin içinde kimler var? Bazı milletvekillerinin çocukları, bazı tanıdık isimler. Daha önce Türkiye’ye ücretsiz gelen test kitlerinden on binlercesinin satıldığı da konuşulmuştu.
İnsanlar uyanmazsa, bir gün yataklarında ölü bulunabilirler.”
Bu açıklamaları izledik.
Ve açık söylemek gerekir ki içimiz ürperdi.
Elbette bu ifadeler, resmi makamlarca doğrulanmış bilgiler değildir. Ancak bir hekim tarafından dile getirilmiş olması, üstelik iddiaların toplumun tamamını ilgilendiren bir süreci kapsaması, konunun ciddiyetini artırmaktadır.
Eğer bu iddiaların en küçük bir doğruluk payı varsa, vakit kaybedilmeden açık bir açıklama yapılmalı, kamuoyu bilgilendirilmeli ve gerekli tüm önlemler derhal alınmalıdır. Aksi halde, sessizlik hem şüpheleri büyütmekte hem de toplumsal güveni zedelemektedir.
Burada altı özellikle çizilmelidir:
Bu yazı, iddiaları doğru kabul eden bir metin değildir. Ancak doğru olup olmadığının araştırılması gerektiğini savunmaktadır. Çünkü söz konusu olan, milyonlarca insanın sağlığıdır.
Toplumun neredeyse tamamına uygulanmış bir aşı süreci var, bu süreçle ilgili ortaya atılan ağır iddialar görmezden gelinemez. Yetkili kurumların sorumluluğu, gerçeği şeffaf biçimde ortaya koymaktır.
Doğruluğu kesin olsun ya da olmasın…
Ama mutlaka aydınlatılması gereken bir konu olduğu için. Söz konusu hususlara açıklık getirilmesi amacıyla Sağlık Bakanlığı’nı açıklama yapmaya davet ediyorum.