ELYSIUM
Turgut Ersan Prefabrik
(Elazığ Bülten) - Elazığ Bülten İnternet Haberciliği | Haber Girişi: 18.08.2021 - 12:01, Güncelleme: 18.08.2021 - 12:01

''Türkiye Kıbrıs Türklerinin haklarını korumaya kararlı olduğunu gösterdi''

 

''Türkiye Kıbrıs Türklerinin haklarını korumaya kararlı olduğunu gösterdi''

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, "Türkiye, hem kendi kıta sahanlığında kendi haklarını, hem de Kıbrıs Adasının eşit ve ortak sahibi olan Kıbrıs Türklerinin meşru hak ve çıkarlarını korumaya kararlı olduğunu göstermiştir." dedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Kıbrıs Türk halkının boşa kürek çekerek kaybedecek bir 50 yılı daha olmadığını belirterek “Ada’da bugün iki eşit halk, iki eşit, egemen, bağımsız devlet vardır.” dedi. Oktay, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ersan Saner'i Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi'nde kabul etti. Oktay ve Saner, görüşme sonrası Anadolu Ajansına açıklama yaptı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, yaptığı açıklamada, KKTC Başbakanı Ersan Saner’i ve beraberindeki heyeti İstanbul’da ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu belirtti. Türkiye ve KKTC'nin sevinçte ve tasada bir ve beraber olmasının gönül birliğinden kaynaklandığını ifade eden Oktay, "Bildiğiniz gibi, ülkemiz son zamanlarda orman yangınları ve sel gibi doğal afetlerle karşı karşıya kaldı. KKTC Sivil Savunma Teşkilatı ve Orman Dairesinden ekipler ve Kıbrıs Türk Kızılayı başkanlığında bir heyet doğrudan afet bölgelerinde çalışmalarda bulundular ve dayanışmalarını gösterdiler." dedi. Oktay, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar'ın Manavgat’a gelerek bakanlarla yangın söndürme çalışmalarını bizzat yerinde incelediğini belirterek şunları söyledi: "Sayın Tatar hem yangınla mücadele eden ekiplere, hem de bölge halkına moral verdi. Kıbrıs Türkü kardeşlerimiz, afette hasar gören bölgelerin yeniden inşa ve ihyasına destek olmak için kendi aralarında, tamamen gönüllü şekilde bir dayanışma kampanyası başlatmıştı. KKTC’den sivil toplum kuruluşlarının ve Evkaf Vakıflar İdaresinin de destek verdiği bu gönül hareketi, afet bölgelerinde yaraların daha hızlı sarılmasına katkı sağlayacaktır. Tüm samimiyeti ve duyarlılığı ile yangın söndürme çalışmalarına katılan, Türkiye doğal afetlerle mücadele ederken rahat uyuyamayan, dualarıyla destek veren ve bu dayanışma kampanyasına katkı veren tüm Kıbrıs Türkü kardeşlerime, Başbakan Sayın Saner’in şahsında tüm KKTC’ye tüm milletim, şahsım ve Sayın Cumhurbaşkanımız adına teşekkürlerimi ifade etmek istiyorum. Bizim milli davamız, Lefkoşa’nın derdini Türkiye’de 81 ilin yüreğinde hissettiği, Türkiye’nin bir şehrinde yaşanan sıkıntının aynı şekilde KKTC’nin her bir köşesinde hissedildiği, bir yürek yangını, bir gönül hareketidir. İşte tam da bu yüzden davamız yıkılmaz, sarsılmaz ve ebedidir. Birlik ve beraberliğimizi her alanda güçlendirmeyi ve Türkiye-KKTC dayanışma ruhunu gelecek kuşaklara aktarmayı sürdüreceğiz." "Ada’da bugün iki eşit halk, iki eşit devlet vardır" Oktay, KKTC ile Türkiye arasındaki ilişkilerin son derece müstesna bir niteliğe sahip olduğunu, sevinçte ve acıda bir olma anlayışıyla salgın döneminde de Kıbrıs Türk halkının her türlü ihtiyacını Türk halkının ihtiyaçlarından ayrı tutmadıklarını kaydetti. Bugüne kadar KKTC’ye 340 bin doz Sinovac, 10 bin 530 doz Pfizer/BioNTech aşısı tedarik ettiklerini hatırlatan Oktay, "Ayrıca salgından etkilenen sektörlere yönelik ek destek programlarını uygulamaya geçirdik. Bunları yaparken, ekonomik ve kalkınma iş birliğimiz çerçevesinde birçok alanda yapılan yatırımlarımızı da hız kesmeden sürdürüyoruz." ifadelerini kullandı. Oktay, iş birliği protokolü kapsamında salgın desteği, turizm desteği, sanayi ve sivil toplum destekleri gibi toplumun her kesimine dokunan ödeme süreçlerinin başlatıldığını kaydederek "Bu hafta itibarıyla de Mali İş Birliği Protokolü çerçevesinde finansman desteği akışını da sürdürüyoruz. Önümüzdeki dönemde, kara yolları, e-devlet, 500 yataklı hastane gibi projelere ayrıca yeni Cumhurbaşkanlığı ve Cumhuriyet Meclisi binalarının inşaatı çalışmalarına hız vereceğiz." şeklinde konuştu. Kıbrıs Türkünün hak ettiği refah seviyesine ulaşması için bugüne kadar hiçbir çabayı esirgemediklerini bundan sonra da gayretlerinin güçlenerek devam edeceğini dile getiren Oktay, "İhtiyaç duyulan yapısal reformları tamamlamış, karar alma, uygulama ve denetim mekanizmaları en etkin şekilde çalışan; yol alan, ilerleyen bir KKTC için Türkiye olarak üzerimize düşen ne varsa yapacağız dedik ve bugün de bu irademizi yineliyoruz." değerlendirmesinde bulundu. Oktay, "Kıbrıs’ın dış politikamızda, Kıbrıs Türkünün de kalbimizde ayrı bir yeri olduğunu her vesileyle vurguluyoruz." dedi. Türk tarafının, Kıbrıs meselesinin adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüme kavuşturulması için bugüne kadar yapıcı bir biçimde her türlü çabayı gösterdiğini vurgulayan Okay, "Ancak bu olumlu anlayış maalesef hiçbir dönemde Kıbrıs Rum tarafından karşılık görmemiştir. Kıbrıs Türk halkının boşa kürek çekerek kaybedecek bir 50 yılı daha yoktur. Bunu da defalarca tekraren ifade ettik ve bugün de ifade ediyoruz. Ada’da bugün iki eşit halk, iki eşit, egemen, bağımsız devlet vardır." diye konuştu. "KKTC'nin Maraş’ta attığı adımları destekliyoruz" Oktay, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın Cenevre’de sunduğu, Ada’daki iki tarafın egemen eşitliğine ve eşit uluslararası statüsüne dayalı çözümün en gerçekçi öneri olduğunu ve Türkiye’nin bu öneriye desteğinin tam olduğunu belirtti. Uluslararası toplumun hiçbir şekilde uzlaşmaya niyeti olmayan Kıbrıs Rum tarafına verdiği desteği gözden geçirmesi ve KKTC’nin önerisini ciddi biçimde değerlendirmesi gerektiğinin altını çizen Oktay, "Aksi takdirde, 2004 yılında Annan Planı'nı reddetmesine rağmen AB üyesi yapılarak ödüllendirilen Kıbrıs Rum yönetimi, uzlaşmaz tutumunu sürdürmesi konusunda teşvik edilmiş olacaktır. KKTC makamlarının Maraş’ta attığı adımları ve bundan sonraki planlarını da aynı anlayışla destekliyoruz." değerlendirmesinde bulundu. Oktay, Maraş açılımının tamamen uluslararası hukuka uygun adımlardan oluştuğunu, KKTC makamlarının yeni mağduriyetler yaratılmasını değil, mevcut mağduriyetlerin giderilmesini amaçladığını vurguladı. "Türkiye, hem kıta sahanlığını, hem de Kıbrıs Türklerinin çıkarlarını korumaya kararlı" Türkiye'nin Doğu Akdeniz’de yürüttüğü hidrokarbon arama ve sondaj faaliyetlerine de değinen Oktay, şöyle konuştu: "Türkiye’nin ve KKTC’nin attığı adımları provokasyon olarak takdim etmeye çalışan zihniyete seslenmek istiyorum: Türkiye, hem kendi kıta sahanlığında kendi haklarını, hem de Kıbrıs Adası'nın eşit ve ortak sahibi olan Kıbrıs Türklerinin meşru hak ve çıkarlarını korumaya kararlı olduğunu göstermiştir. Bu kararlılık aynen bugün de geçerliliğini korumaktadır." Oktay, bugüne kadar her türlü yapıcı çözüm teklifine kulak tıkayan Rum yönetiminin tek taraflı faaliyetlerine tekrar başlaması halinde KKTC'nin de kendi ruhsat sahalarında faaliyetlerini sürdürme hakkını kullanacağını kaydederek "Kimse böyle bir durumda Türk tarafını gerginliği artırmakla suçlamasın. Kusura bakmasınlar ama Kıbrıs Rum tarafının uzlaşmazlığını ve tek taraflı provokatif adımlarını cevapsız bırakmayacağız." dedi. "Ne zaman sıkıntıya düşsek hep ana vatanımıza sarılıyoruz" KKTC Başbakanı Saner de Türkiye'de son günlerde meydana gelen yangın ve sellerden duyduğu üzüntüyü dile getirerek hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet ve Türk halkına başsağlığı diledi. Saner, KKTC ile Türkiye ilişkilerinin gönül bağına dayalı bir ilişki olduğunu belirterek "Her ne kadar Ana Vatan-Yavru Vatan olarak tanımlasak da aramızdaki gönül bağı asla zedelenmemiştir. Hiçbir zaman da bunun zedelenmesine imkan verilmeyecektir. Ana vatanın sevinci bizlerin sevincidir. Aynı şekilde ana vatanımızın üzüntüsü de bizim en derin şekilde yüreklerimizde hissettiğimiz üzüntüdür. Ana vatanda yaşanan herhangi bir olumsuz olay direkt olarak KKTC'yi de etkilemektedir. İşte bu bağlamda bizim aramızda gönül bağının da ne kadar derinden hissedildiğini de buradan bir kez daha ifade etmek istiyorum." diye konuştu. Yangınların söndürülmesinde KKTC Sivil Savunma Teşkilatı ve Orman Dairesinden ekiplerinin de yer aldığını hatırlatan Saner, bu işi gönülden yaptıklarını, bir katkı sağlamışlarsa bundan büyük mutluluk duyacaklarını ifade etti. Saner, Türkiye'nin her koşulda KKTC'nin yanında yer aldığını dile getirdi. "Kıbrıs Türk halkının bir 50 yıl daha kaybedecek zamanı yok" Dünyada hala birçok ülkenin aşıya ulaşamadığını belirten Saner, Türkiye sayesinde KKTC'de halkın yüzde 60'ının 2. doz aşılarını tamamlandığını ve 3. doz aşılara geçtiğini kaydetti. Saner, aşılamanın artmasıyla ekonominin ivme kazanmaya başladığını söyleyerek şöyle devam etti: "Özellikle turizm ve eylül ayında başlayacak yüz yüze eğitim ile çok ciddi bir mesafe katetmiş bulunmaktayız. Dünyada aşıya ulaşımda yaşanan zorluklara rağmen her zaman bizim yanımızda olan, bize destek veren ana vatan Türkiye Cumhuriyeti'ne teşekkür etmek istiyorum. Bunun yanında Kovid-19 sürecinde yapılan destek ve hibeleri de unutmamız asla mümkün değil. Özellikle esnafımızın ayakta kalması adına kendilerine çok ciddi katkılar yapmış bulunmaktayız." Saner, Akdeniz'de "Mavi Vatan" olarak adlandırılan bölgede Türkiye ve KKTC'nin doğal gaz arama çalışmalarına hız kesmeden devam edeceğini belirterek "Türkiye yanımızda olduğu müddetçe hiç kimse Doğu Akdeniz'deki doğal gaz çalışmalarından bizi alıkoyamayacaktır. Kıbrıs Türk halkının bir 50 yıl daha kaybedecek zamanı artık bulunmamaktadır." dedi. Kıbrıs konusunda dünyanın adaletsiz tavrına karşı Türkiye ile hareket ettiklerini vurgulayan Saner, Ada'da iki egemen ve eşit devlet çözüm arayışlarına devam edeceklerini dile getirdi. Saner, Kıbrıs'ta iki egemen, eşit devlet statüsü dışında hiçbir çözüm şeklini kabul etmeyeceklerinin altını çizerek şu değerlendirmelerde bulundu: "İki eşit egemen devlet temelinde çözüme giderken daha önce yapılmış olan tüm görüşmelerin ve 4 Birleşmiş Milletler (BM) Sekreterinin ortaya koymuş olduğu tüm planlar Güney Kıbrıs Rum Yönetimi tarafından reddedildi. Hatta Annan Planı'nda 'Evet' diyen taraf kazanacak 'Hayır' diyen taraf kaybedecek dedikten sonra 'Evet' diyen taraf cezalandırılmış, 'Hayır' diyen GKRY tarafı ise Avrupa Birliği'ne (AB) dahil edilmişti. İşte dünyanın bu adaletsiz davranışına artık dur demenin de bir zamanı geldiğine inanıyoruz." Maraş'ta ezber bozan bir politika uyguladıklarını anlatan Saner, "Kıbrıs'ın kuzeyinde, Avrupa insan hakları kurallarına uygun bir şekilde orada mülk sahibi olan kişilerin takas, tazminat ve iade yöntemiyle mallarını gidip KKTC yönetimi altında kullanmalarının da imkanını açmış bulunuyoruz. Dolayısıyla bu çerçevede KKTC'de hak ve adaletin bulunduğu ortamda ilgili kişilerin gelip yaşamalarında herhangi bir sakınca bulunmadığını bir kez daha ifade etmek istiyorum." ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, "Türkiye, hem kendi kıta sahanlığında kendi haklarını, hem de Kıbrıs Adasının eşit ve ortak sahibi olan Kıbrıs Türklerinin meşru hak ve çıkarlarını korumaya kararlı olduğunu göstermiştir." dedi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Kıbrıs Türk halkının boşa kürek çekerek kaybedecek bir 50 yılı daha olmadığını belirterek “Ada’da bugün iki eşit halk, iki eşit, egemen, bağımsız devlet vardır.” dedi.

Oktay, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ersan Saner'i Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi'nde kabul etti.

Oktay ve Saner, görüşme sonrası Anadolu Ajansına açıklama yaptı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, yaptığı açıklamada, KKTC Başbakanı Ersan Saner’i ve beraberindeki heyeti İstanbul’da ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu belirtti.

Türkiye ve KKTC'nin sevinçte ve tasada bir ve beraber olmasının gönül birliğinden kaynaklandığını ifade eden Oktay, "Bildiğiniz gibi, ülkemiz son zamanlarda orman yangınları ve sel gibi doğal afetlerle karşı karşıya kaldı. KKTC Sivil Savunma Teşkilatı ve Orman Dairesinden ekipler ve Kıbrıs Türk Kızılayı başkanlığında bir heyet doğrudan afet bölgelerinde çalışmalarda bulundular ve dayanışmalarını gösterdiler." dedi.

Oktay, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar'ın Manavgat’a gelerek bakanlarla yangın söndürme çalışmalarını bizzat yerinde incelediğini belirterek şunları söyledi:

"Sayın Tatar hem yangınla mücadele eden ekiplere, hem de bölge halkına moral verdi. Kıbrıs Türkü kardeşlerimiz, afette hasar gören bölgelerin yeniden inşa ve ihyasına destek olmak için kendi aralarında, tamamen gönüllü şekilde bir dayanışma kampanyası başlatmıştı. KKTC’den sivil toplum kuruluşlarının ve Evkaf Vakıflar İdaresinin de destek verdiği bu gönül hareketi, afet bölgelerinde yaraların daha hızlı sarılmasına katkı sağlayacaktır. Tüm samimiyeti ve duyarlılığı ile yangın söndürme çalışmalarına katılan, Türkiye doğal afetlerle mücadele ederken rahat uyuyamayan, dualarıyla destek veren ve bu dayanışma kampanyasına katkı veren tüm Kıbrıs Türkü kardeşlerime, Başbakan Sayın Saner’in şahsında tüm KKTC’ye tüm milletim, şahsım ve Sayın Cumhurbaşkanımız adına teşekkürlerimi ifade etmek istiyorum. Bizim milli davamız, Lefkoşa’nın derdini Türkiye’de 81 ilin yüreğinde hissettiği, Türkiye’nin bir şehrinde yaşanan sıkıntının aynı şekilde KKTC’nin her bir köşesinde hissedildiği, bir yürek yangını, bir gönül hareketidir. İşte tam da bu yüzden davamız yıkılmaz, sarsılmaz ve ebedidir. Birlik ve beraberliğimizi her alanda güçlendirmeyi ve Türkiye-KKTC dayanışma ruhunu gelecek kuşaklara aktarmayı sürdüreceğiz."

"Ada’da bugün iki eşit halk, iki eşit devlet vardır"

Oktay, KKTC ile Türkiye arasındaki ilişkilerin son derece müstesna bir niteliğe sahip olduğunu, sevinçte ve acıda bir olma anlayışıyla salgın döneminde de Kıbrıs Türk halkının her türlü ihtiyacını Türk halkının ihtiyaçlarından ayrı tutmadıklarını kaydetti.

Bugüne kadar KKTC’ye 340 bin doz Sinovac, 10 bin 530 doz Pfizer/BioNTech aşısı tedarik ettiklerini hatırlatan Oktay, "Ayrıca salgından etkilenen sektörlere yönelik ek destek programlarını uygulamaya geçirdik. Bunları yaparken, ekonomik ve kalkınma iş birliğimiz çerçevesinde birçok alanda yapılan yatırımlarımızı da hız kesmeden sürdürüyoruz." ifadelerini kullandı.

Oktay, iş birliği protokolü kapsamında salgın desteği, turizm desteği, sanayi ve sivil toplum destekleri gibi toplumun her kesimine dokunan ödeme süreçlerinin başlatıldığını kaydederek "Bu hafta itibarıyla de Mali İş Birliği Protokolü çerçevesinde finansman desteği akışını da sürdürüyoruz. Önümüzdeki dönemde, kara yolları, e-devlet, 500 yataklı hastane gibi projelere ayrıca yeni Cumhurbaşkanlığı ve Cumhuriyet Meclisi binalarının inşaatı çalışmalarına hız vereceğiz." şeklinde konuştu.

Kıbrıs Türkünün hak ettiği refah seviyesine ulaşması için bugüne kadar hiçbir çabayı esirgemediklerini bundan sonra da gayretlerinin güçlenerek devam edeceğini dile getiren Oktay, "İhtiyaç duyulan yapısal reformları tamamlamış, karar alma, uygulama ve denetim mekanizmaları en etkin şekilde çalışan; yol alan, ilerleyen bir KKTC için Türkiye olarak üzerimize düşen ne varsa yapacağız dedik ve bugün de bu irademizi yineliyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Oktay, "Kıbrıs’ın dış politikamızda, Kıbrıs Türkünün de kalbimizde ayrı bir yeri olduğunu her vesileyle vurguluyoruz." dedi.

Türk tarafının, Kıbrıs meselesinin adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüme kavuşturulması için bugüne kadar yapıcı bir biçimde her türlü çabayı gösterdiğini vurgulayan Okay, "Ancak bu olumlu anlayış maalesef hiçbir dönemde Kıbrıs Rum tarafından karşılık görmemiştir. Kıbrıs Türk halkının boşa kürek çekerek kaybedecek bir 50 yılı daha yoktur. Bunu da defalarca tekraren ifade ettik ve bugün de ifade ediyoruz. Ada’da bugün iki eşit halk, iki eşit, egemen, bağımsız devlet vardır." diye konuştu.

"KKTC'nin Maraş’ta attığı adımları destekliyoruz"

Oktay, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın Cenevre’de sunduğu, Ada’daki iki tarafın egemen eşitliğine ve eşit uluslararası statüsüne dayalı çözümün en gerçekçi öneri olduğunu ve Türkiye’nin bu öneriye desteğinin tam olduğunu belirtti.

Uluslararası toplumun hiçbir şekilde uzlaşmaya niyeti olmayan Kıbrıs Rum tarafına verdiği desteği gözden geçirmesi ve KKTC’nin önerisini ciddi biçimde değerlendirmesi gerektiğinin altını çizen Oktay, "Aksi takdirde, 2004 yılında Annan Planı'nı reddetmesine rağmen AB üyesi yapılarak ödüllendirilen Kıbrıs Rum yönetimi, uzlaşmaz tutumunu sürdürmesi konusunda teşvik edilmiş olacaktır. KKTC makamlarının Maraş’ta attığı adımları ve bundan sonraki planlarını da aynı anlayışla destekliyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Oktay, Maraş açılımının tamamen uluslararası hukuka uygun adımlardan oluştuğunu, KKTC makamlarının yeni mağduriyetler yaratılmasını değil, mevcut mağduriyetlerin giderilmesini amaçladığını vurguladı.

"Türkiye, hem kıta sahanlığını, hem de Kıbrıs Türklerinin çıkarlarını korumaya kararlı"

Türkiye'nin Doğu Akdeniz’de yürüttüğü hidrokarbon arama ve sondaj faaliyetlerine de değinen Oktay, şöyle konuştu:

"Türkiye’nin ve KKTC’nin attığı adımları provokasyon olarak takdim etmeye çalışan zihniyete seslenmek istiyorum: Türkiye, hem kendi kıta sahanlığında kendi haklarını, hem de Kıbrıs Adası'nın eşit ve ortak sahibi olan Kıbrıs Türklerinin meşru hak ve çıkarlarını korumaya kararlı olduğunu göstermiştir. Bu kararlılık aynen bugün de geçerliliğini korumaktadır."

Oktay, bugüne kadar her türlü yapıcı çözüm teklifine kulak tıkayan Rum yönetiminin tek taraflı faaliyetlerine tekrar başlaması halinde KKTC'nin de kendi ruhsat sahalarında faaliyetlerini sürdürme hakkını kullanacağını kaydederek "Kimse böyle bir durumda Türk tarafını gerginliği artırmakla suçlamasın. Kusura bakmasınlar ama Kıbrıs Rum tarafının uzlaşmazlığını ve tek taraflı provokatif adımlarını cevapsız bırakmayacağız." dedi.

"Ne zaman sıkıntıya düşsek hep ana vatanımıza sarılıyoruz"

KKTC Başbakanı Saner de Türkiye'de son günlerde meydana gelen yangın ve sellerden duyduğu üzüntüyü dile getirerek hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet ve Türk halkına başsağlığı diledi.

Saner, KKTC ile Türkiye ilişkilerinin gönül bağına dayalı bir ilişki olduğunu belirterek "Her ne kadar Ana Vatan-Yavru Vatan olarak tanımlasak da aramızdaki gönül bağı asla zedelenmemiştir. Hiçbir zaman da bunun zedelenmesine imkan verilmeyecektir. Ana vatanın sevinci bizlerin sevincidir. Aynı şekilde ana vatanımızın üzüntüsü de bizim en derin şekilde yüreklerimizde hissettiğimiz üzüntüdür. Ana vatanda yaşanan herhangi bir olumsuz olay direkt olarak KKTC'yi de etkilemektedir. İşte bu bağlamda bizim aramızda gönül bağının da ne kadar derinden hissedildiğini de buradan bir kez daha ifade etmek istiyorum." diye konuştu.

Yangınların söndürülmesinde KKTC Sivil Savunma Teşkilatı ve Orman Dairesinden ekiplerinin de yer aldığını hatırlatan Saner, bu işi gönülden yaptıklarını, bir katkı sağlamışlarsa bundan büyük mutluluk duyacaklarını ifade etti.

Saner, Türkiye'nin her koşulda KKTC'nin yanında yer aldığını dile getirdi.

"Kıbrıs Türk halkının bir 50 yıl daha kaybedecek zamanı yok"

Dünyada hala birçok ülkenin aşıya ulaşamadığını belirten Saner, Türkiye sayesinde KKTC'de halkın yüzde 60'ının 2. doz aşılarını tamamlandığını ve 3. doz aşılara geçtiğini kaydetti.

Saner, aşılamanın artmasıyla ekonominin ivme kazanmaya başladığını söyleyerek şöyle devam etti:

"Özellikle turizm ve eylül ayında başlayacak yüz yüze eğitim ile çok ciddi bir mesafe katetmiş bulunmaktayız. Dünyada aşıya ulaşımda yaşanan zorluklara rağmen her zaman bizim yanımızda olan, bize destek veren ana vatan Türkiye Cumhuriyeti'ne teşekkür etmek istiyorum. Bunun yanında Kovid-19 sürecinde yapılan destek ve hibeleri de unutmamız asla mümkün değil. Özellikle esnafımızın ayakta kalması adına kendilerine çok ciddi katkılar yapmış bulunmaktayız."

Saner, Akdeniz'de "Mavi Vatan" olarak adlandırılan bölgede Türkiye ve KKTC'nin doğal gaz arama çalışmalarına hız kesmeden devam edeceğini belirterek "Türkiye yanımızda olduğu müddetçe hiç kimse Doğu Akdeniz'deki doğal gaz çalışmalarından bizi alıkoyamayacaktır. Kıbrıs Türk halkının bir 50 yıl daha kaybedecek zamanı artık bulunmamaktadır." dedi.

Kıbrıs konusunda dünyanın adaletsiz tavrına karşı Türkiye ile hareket ettiklerini vurgulayan Saner, Ada'da iki egemen ve eşit devlet çözüm arayışlarına devam edeceklerini dile getirdi.

Saner, Kıbrıs'ta iki egemen, eşit devlet statüsü dışında hiçbir çözüm şeklini kabul etmeyeceklerinin altını çizerek şu değerlendirmelerde bulundu:

"İki eşit egemen devlet temelinde çözüme giderken daha önce yapılmış olan tüm görüşmelerin ve 4 Birleşmiş Milletler (BM) Sekreterinin ortaya koymuş olduğu tüm planlar Güney Kıbrıs Rum Yönetimi tarafından reddedildi. Hatta Annan Planı'nda 'Evet' diyen taraf kazanacak 'Hayır' diyen taraf kaybedecek dedikten sonra 'Evet' diyen taraf cezalandırılmış, 'Hayır' diyen GKRY tarafı ise Avrupa Birliği'ne (AB) dahil edilmişti. İşte dünyanın bu adaletsiz davranışına artık dur demenin de bir zamanı geldiğine inanıyoruz."

Maraş'ta ezber bozan bir politika uyguladıklarını anlatan Saner, "Kıbrıs'ın kuzeyinde, Avrupa insan hakları kurallarına uygun bir şekilde orada mülk sahibi olan kişilerin takas, tazminat ve iade yöntemiyle mallarını gidip KKTC yönetimi altında kullanmalarının da imkanını açmış bulunuyoruz. Dolayısıyla bu çerçevede KKTC'de hak ve adaletin bulunduğu ortamda ilgili kişilerin gelip yaşamalarında herhangi bir sakınca bulunmadığını bir kez daha ifade etmek istiyorum." ifadelerini kullandı.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve elazigbulten.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.