<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Elazığ Bülten</title>
    <link>https://www.elazigbulten.com</link>
    <description>Elazığ'ın Objektif ve Bağımsız Haber Sitesi</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.elazigbulten.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 04 Aug 2026 00:54:32 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzman Uyardı: Sıcak Çarpması Vakaları Arttı]]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/uzman-uyardi-sicak-carpmasi-vakalari-artti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/uzman-uyardi-sicak-carpmasi-vakalari-artti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Acil Servis Uzmanı Dr. Nur Ahmet Yıldırım, 'Bu sene bizde oldukça fazla şikayet geliyor. Son yıllara göre sıcak bir ay geçiriyoruz. Ondan dolayı da acil servise çok fazla başvuru oluyor' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Acil Servis Uzmanı Dr. Nur Ahmet Yıldırım, 'Bu sene bizde oldukça fazla şikayet geliyor. Son yıllara göre sıcak bir ay geçiriyoruz. Ondan dolayı da acil servise çok fazla başvuru oluyor' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Elazığ Medilines Hastanesi Acil Servis Doktoru Uzman Nur Ahmet Yıldırım, kentte etkisini sürdüren sıcak havalardan dolayı, vatandaşların geçtiğimiz yıllara oranla sıcak çarpmasından dolayı daha fazla hastaneye geldiğini belirterek günde 10-15 hastanın sıcak çarpmasından dolayı hastaneye başvurduğunu aktardı.</p>

<p>Hastaneye başvuran hastaların genelde sıcak çarpması üzerine geldiklerini aktaran Acil Doktoru Nur Ahmet Yıldırım, 'Sıcak bir temmuz ayı geçiriyoruz. Bunun başlıca belirtileri terlemedir fakat olmak zorunda da değil. Bulantı, kusma, ciltte yüksek sıcaklık ve bizim en korktuğumuz şey bilinç bulanıklığı. Vatandaşların alması gereken tedbirler, öncelikle saat 10.00-16.00 arasında dışarı çıkmamak olacaktır. Çalışan insanların da açık renk ve bol kıyafetlere dikkat etmeleri gerekiyor. Dar ve sıkı kıyafetlerden kesinlikle kaçınmalıyız. Dışarıda çalışan işçilerde şapka kullanımı kesinlikle zorunlu olmalıdır. Son olarak da bol sıvı tüketmeleri gerekiyor. Bu sene bizde oldukça fazla şikayet geliyor. Son yıllara göre sıcak bir ay geçiriyoruz. Ondan dolayı da acil servise çok fazla başvuru oluyor. Günde ortalama 10-15 arasında sıcak çarpmasından dolayı hastanemize başvurular oluyor. Sıcak çarpmasının en büyük belirtisi, vücut sıcaklığının yükselmesidir. 40 derecenin üstüne çıkabilir. Terleme genelde yüksek bir belirtidir ama olmak zorunda değildir. Bulantı-kusma yaşayabilirler ama en önemlisi bilinç bulanıklığıdır. Bilinç bulanıklığı veya kramp şikayetleri olduğu zaman vatandaşların, en yakın acil servise başvurmaları gerekiyor' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Elazığ, Sağlık</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/uzman-uyardi-sicak-carpmasi-vakalari-artti</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 10:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/07/agency/iha/uzman-uyardi-sicak-carpmasi-vakalari-artti.jpg" type="image/jpeg" length="40066"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["Yaz Sıcakları Varis Şikayetlerini Arttırıyor"]]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/yaz-sicaklari-varis-sikayetlerini-arttiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/yaz-sicaklari-varis-sikayetlerini-arttiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında artan hava sıcaklıklarının varis şikayetlerini belirgin şekilde artırdığını belirten Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Deniz Çevirme, "Sıcak havalarda toplardamarlar genişler, bacaklardaki kan akışı yavaşlar ve damar içinde göllenme meydana gelir. Bu durum varisi olan kişilerde ağrı, şişlik, kramp ve huzursuzluk hissinin daha belirgin hale gelmesine neden olur" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yazın yükselen hava sıcaklıkları yalnızca bunaltıcı havayı değil, varis şikayetlerini de beraberinde getiriyor. Özellikle toplardamar yetmezliği bulunan kişilerde sıcak havanın etkisiyle bacaklarda ağrı, şişlik ve kramp gibi yakınmalar artabiliyor. İstinye Üniversitesi Liv Hospital Topkapı Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Deniz Çevirme, varis hastalarının yaz aylarında daha dikkatli olması gerektiğini belirterek, günlük yaşamda alınacak basit önlemlerle şikayetlerin önemli ölçüde azaltılabileceğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Sıcak hava damarların daha fazla genişlemesine neden oluyor"</p>

<p>Varisin toplardamar yapısının bozulması sonucu ortaya çıkan bir hastalık olduğunu belirten Doç. Dr. Çevirme, "Sıcak havalarda vücut, kendi ısısını dengeleyebilmek için ciltteki damarları genişletir. Bu durum bacaklardaki kan akışının yavaşlamasına ve ayak bileği çevresinde kanın göllenmesine neden olur. Sıcaklığın etkisiyle varisli damarlar daha fazla genişler ve toplardamar yetmezliğine bağlı şikayetler belirgin şekilde artar" diye konuştu.</p>

<p>"Bazı gruplarda risk daha yüksek"</p>

<p>Varis ve toplardamar yetmezliği tanısı bulunan kişilerde yaz aylarında şikayetlerin daha sık görüldüğünü ifade eden Doç. Dr. Çevirme, "Hamileler, obezitesi bulunan kişiler, uzun süre ayakta çalışanlar, masa başında uzun saatler hareketsiz kalanlar, ileri yaş grubundakiler ve ailesinde varis öyküsü bulunan bireyler risk altındadır" dedi.</p>

<p>"Kramp ve şişlik ilerleyen hastalığın habercisi olabilir"</p>

<p>Yaz döneminde en sık görülen şikayetlerin bacaklarda kramp, ağrı, huzursuzluk hissi, kaşıntı ve ayak bileklerinde şişlik olduğunu belirten Doç. Dr. Çevirme, "Hastalığın ilerleyen dönemlerinde ciltte renk değişiklikleri, yara oluşumu ve ani gelişen şiddetli ağrı ile birlikte ısı artışı görülebilir. Bu durum derin ven trombozu gibi ciddi tabloların habercisi olabileceğinden vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulmalıdır" ifadelerini kullandı.</p>

<p>"Uzun süre hareketsiz kalmayın"</p>

<p>Toplardamarların kirli kanı bacaklardan kalbe taşıdığını hatırlatan Doç. Dr. Çevirme, "Damar yapısı ve kapakçık sistemi bozulduğunda kan yerçekiminin etkisiyle bacaklarda birikmeye başlar. Uzun süre ayakta kalmak, hareketsiz yaşam, uzun yolculuklar ve sıcak ortamlarda bulunmak bu tabloyu daha da kötüleştirir. Yaz aylarında düzenli hareket etmek, uzun süre aynı pozisyonda kalmamak, bacakları zaman zaman yukarı kaldırarak dinlendirmek ve dar kıyafetlerden kaçınmak büyük önem taşır" dedi.</p>

<p>"Bu belirtiler varsa doktora başvurun"</p>

<p>Normalden fazla kramp ve ağrı yaşanması, ayakkabıların ayağa dar gelmeye başlaması, bacaklarda belirgin şişlik oluşması veya şişlikle birlikte kızarıklık ve şiddetli ağrı gelişmesi halinde mutlaka Kalp ve Damar Cerrahisi uzmanına başvurulması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Çevirme, varis tanısının hekim muayenesi ve Doppler ultrasonografi ile kolaylıkla konulabildiğini söyledi.</p>

<p>"Varis tedavisinin mevsimi yoktur"</p>

<p>Toplumda yaygın olan "Varis tedavisi yazın yapılmaz" düşüncesinin doğru olmadığını belirten Doç. Dr. Çevirme, "Günümüzde radyofrekans ablasyon, lazer tedavisi ve mini cerrahi girişimler gibi modern yöntemlerle varis tedavisi yılın her döneminde güvenle uygulanabiliyor. Toplardamar yetmezliği ileri düzeydeyse tedaviyi ertelemek doğru değildir. Cerrahi gerektirmeyen hastalarda ise basınçlı varis çorabı ve ilaç tedavileri uygulanabilir" dedi.</p>

<p>"Yüzme faydalı, sıvı tüketimi ihmal edilmemeli"</p>

<p>Yaz aylarında varis şikayetlerini azaltmak için bol sıvı tüketilmesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Çevirme, "Terleme ile kaybedilen sıvı mutlaka yerine konmalıdır. Havadar kıyafetler tercih edilmeli, vücudu sıkan giysilerden kaçınılmalıdır. Düzenli yürüyüş ve yüzme dolaşımı desteklediği için oldukça faydalıdır. Ancak uzun süre güneş altında kalınmamalı ve özellikle öğle saatlerinde sıcak ortamlardan uzak durulmalıdır" diye konuştu.</p>

<p>"Varis sadece estetik bir sorun değildir"</p>

<p>Varisin toplumda oldukça sık görüldüğünü belirten Doç. Dr. Deniz Çevirme, sözlerini şöyle tamamladı: "Toplumda görülme sıklığı yüzde 20’lere ulaşan varis, yalnızca estetik bir problem olarak değerlendirilmemelidir. Özellikle ileri derecede toplardamar yetmezliği eşlik ediyorsa mutlaka tedavi edilmesi gerekir. Doğru tedavi planlaması uzmanlık ve deneyim gerektirir. Bu yüzden varis şikayetleri bulunan kişilerin Kalp ve Damar Cerrahisi uzmanı tarafından değerlendirilmesi önemlidir."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/yaz-sicaklari-varis-sikayetlerini-arttiriyor</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 10:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/07/20260729aw756383.jpg" type="image/jpeg" length="64639"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzman İsim Uyardı: Diyabet Gözleri Sessizce Tehdit Ediyor]]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/uzman-isim-uyardi-diyabet-gozleri-sessizce-tehdit-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/uzman-isim-uyardi-diyabet-gozleri-sessizce-tehdit-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Şeker hastalığının gelişmekte olan ülkelerde en fazla görme kaybı sebeplerinden birisi olduğunu aktaran Göz ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Turgut Yılmaz, 'Şeker hastalığının süresi ne kadar uzunsa, gözde de olumsuz etkilerinin ortaya çıkması o kadar artmaktadır' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Şeker hastalığının gelişmekte olan ülkelerde en fazla görme kaybı sebeplerinden birisi olduğunu aktaran Göz ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Turgut Yılmaz, 'Şeker hastalığının süresi ne kadar uzunsa, gözde de olumsuz etkilerinin ortaya çıkması o kadar artmaktadır' dedi.</p>

<p>Elazığ Medilines Hastanesi Göz ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Turgut Yılmaz, diyabete bağlı göz hastalıkları ve vatandaşların dikkat etmeleri gereken konular hakkında bilgiler verdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gözde diyabet hastalığı hakkında bilgilendirmelerde bulunan Prof. Dr. Yılmaz, 'Şeker hastalığı veya tıbbi adıyla diyabet hastalığı, gelişmekte olan ülkelerde en fazla görme kaybı sebeplerinden birisidir. Hepimizin bildiği gibi, diyabet hastalığı bir damar hastalığıdır. Dolayısıyla göz damarları, böbrek damarları, ayak damarları ve kalp damarları gibi birçok vasküles sistem dediğimiz damar sisteminin tıkanmasına, bozulmasına ve duvarından geçirgenliğinin artmasına sebep olan bir hastalıktır. Bu tür hastaların, kendi yaşları gibi diyabetin yaşı diye bir kavramı da vardır. Şeker hastalığının süresi ne kadar uzunsa, gözde de olumsuz etkilerinin ortaya çıkması o kadar artmaktadır. Özellikle 3 aylık şeker ortalaması yüksek olan kontrolsüz diyabet hastalarında gözün etkilenme sıklığı daha erken yaşlarda ortaya çıkabilmektedir. Bu tür hastaların, metabolik kontrollerini yani 3 aylık kan şeker düzeylerinin takip ettirilmesi önem arz etmektedir. Bu hastaların yıllık periyodik göz muayenelerinden geçirilmesi, erken tanı ve tedavi açısından önem arz etmektedir. Periyodik muayenelerde göz arkasında retina dediğimiz dokuda kanamalar, ödem ve yağ sızıntıları ortaya çıkmışsa, bu hastaların olabildiğinde erken tedavilerine başlanması gerekir. Bir göz anjiyosu çekilerek hasar tespiti yapılıp, ardından lazer veya göz içi tedavilerini uygulamak gerekir. Gecikmiş vakalarda ise yoğun kanaması olan, çekintiler ve yırtıklar oluşan vakalarda ise ameliyatla tedavi edilmesi gerekmektedir' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Elazığ, Sağlık</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/uzman-isim-uyardi-diyabet-gozleri-sessizce-tehdit-ediyor</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 10:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/07/agency/iha/uzman-isim-uyardi-diyabet-gozleri-sessizce-tehdit-ediyor.jpg" type="image/jpeg" length="23218"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bitmeyen Burun Akıntısı İçin Uzmanlardan Kritik Uyarı]]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/bitmeyen-burun-akintisi-icin-uzmanlardan-kritik-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/bitmeyen-burun-akintisi-icin-uzmanlardan-kritik-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[BURTOM Özlüce Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ufuk Sevgican, çocuklarda rahat nefes almanın sağlıklı büyüme, kaliteli uyku ve okul başarısı için önemli olduğunu belirtti. Alerjik rinitin zamanında tedavi edilmemesi halinde orta kulak sorunları, sinüzit ve uyku bozuklukları gelişebileceğini ifade eden Sevgican, uyku kalitesindeki düşüşün dikkat dağınıklığı, okul başarısı ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyebileceğini vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Uzman Dr. Ufuk Sevgican, dünyada yaklaşık her beş çocuktan birini etkileyen "Alerjik rinit" hastalığıyla ilgili bilgi verdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Çocuklarda bitmeyen burun şikayetlerininçoğu zaman "geçer" diye beklendiğini, oysa haftalarca süren burun akıntısının, sık hapşırık ve burun tıkanıklığı basit bir soğuk algınlığından çok daha fazlasını işaret ediyor olabileceğini söyleyen Uzm.Dr. Ufuk Sevgican, "Özellikle belirtiler belirli mevsimlerde artıyor ya da yıl boyunca devam ediyorsa akla ilk gelmesi gereken durumlardan biri alerjik rinittir.Alerjik rinit; burun akıntısı-tıkanıklık, kaşıntı ve hapşırıklarla kendini gösteren, çocukluk çağında oldukça sık görülen bir hastalıktır. Dünyada yaklaşık her beş çocuktan birini etkilediği bilinmektedir. Anne veya babasında alerjik rinit, astım ya da egzama bulunan çocuklarda görülme riski daha fazladır. Bazı çocuklar yalnızca ilkbahar ve sonbahar gibi mevsim geçişlerinde şikâyet yaşarken, bazıları yıl boyunca yakınmalarla mücadele eder " dedi.</p>

<p></p>

<p>Polenler, ev tozu akarları, hayvan tüyleri, küf mantarları, hava kirliliği ve ani iklim değişikliklerinin çocuklarda alerjik riniti tetikleyen başlıca nedenler olduğunu dile getiren BURTOM Özlüce Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları UzmanıDr. Ufuk Sevgican şöyle konuştu :</p>

<p></p>

<p>"Özellikle şeffaf ve sulu burun akıntısı, sık hapşırık nöbetleri, burun ve genizde kaşıntı dikkat çekicidir. Bu çocuklar çoğu zaman burundan rahat nefes alamadığı için ağızdan nefes alır; horlama, huzursuz uyku ve sık uyanma görülebilir. Gözlerde kaşıntı, sulanma ve kızarıklık da tabloya eşlik edebilir. En önemli ipuçlarından biri ise genellikle ateşin olmamasıdır."</p>

<p></p>

<p>Tedavi edilmeyen alerjik rinitin yalnızca burunla sınırlı kalmadığını, uzun süreli burun tıkanıklığının orta kulak problemleri, sinüzit ve uyku bozukluklarına zemin hazırlayabildiğini söyleyen UzmanıDr. Ufuk Sevgican, uyku kalitesi bozulan çocuklarda dikkat dağınıklığı, okul başarısında ve yaşam kalitesinde düşüş görülebileceğini dile getirdi.</p>

<p></p>

<p>Uzm.Dr. Ufuk Sevgican, alerjik rinitte tedavinin ilk basamağını alerjenlerden korunmanın oluşturduğunu söyleyerek, açıklamasını şu sözlerle tamamladı :</p>

<p></p>

<p>"Mevsimsel allerjikriniti olan çocuklar polen dönemlerinde özellikle sabah saatlerinde dışarıda uzun kalmamalı, eve gelince el-yüzlerini yıkayıp kıyafet değiştirmelidir. Ev tozu akar maruziyetini azaltmak, rutubet ve sigara dumanından uzak durmak büyük önem taşır. Gerektiğinde düşük doz kortizon içeren burun spreyleri, tuzlu su uygulamaları ve antihistaminik ilaçlar kullanılabilir. Bu tedaviler alerjiyi tamamen ortadan kaldırmasa da belirtileri kontrol altına alır ve komplikasyonları önlemeye yardımcı olur.</p>

<p></p>

<p>Unutulmamalıdır ki çocuklarda rahat nefes almak yalnızca konfor değil; kaliteli uyku, sağlıklı büyüme ve başarılı bir okul yaşamı için de temel bir ihtiyaçtır. Erken tanı ve doğru tedaviyle alerjik rinit kontrol altına alınabilir, çocukların yaşam kalitesi belirgin şekilde artırılabilir."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/bitmeyen-burun-akintisi-icin-uzmanlardan-kritik-uyari</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 12:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/07/images-11.jpg" type="image/jpeg" length="51299"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["Yaz Aylarında El, Ayak ve Ağız Hastalığına Dikkat"]]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/yaz-aylarinda-el-ayak-ve-agiz-hastaligina-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/yaz-aylarinda-el-ayak-ve-agiz-hastaligina-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[El, ayak ve ağız hastalığının bulaşıcı bir enfeksiyon olduğunu belirten Uzm. Dr. Elif Erdem Özcan, hastalığın özellikle 1-5 yaş arasındaki çocuklarda görüldüğünü söyledi. Özcan, "Ancak daha büyük çocuklarda ve nadiren yetişkinlerde de ortaya çıkabilir" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Yaz aylarında çocukların daha fazla bir araya geldiği kreşler, yaz okulları, oyun alanları ve havuzlar, el, ayak ve ağız hastalığının yayılmasını kolaylaştırabiliyor. Özellikle 5 yaş altındaki çocuklarda görülen bu viral enfeksiyonun son derece bulaşıcı olduğuna dikkat çeken Liv Hospital Vadi İstanbul Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Elif Erdem Özcan, erken belirtilerin doğru tanınmasının ve hijyen kurallarına uyulmasının hastalığın yayılımını önlemede büyük önem taşıdığını söyledi.</p>

<p>"En sık 5 yaş altındaki çocuklarda görülüyor"</p>

<p>El, ayak ve ağız hastalığının en sık Coxsackievirüs ve Enterovirüs ailesine ait virüslerin neden olduğu bulaşıcı bir enfeksiyon olduğunu belirten Uzm. Dr. Elif Erdem Özcan, hastalığın özellikle 1-5 yaş arasındaki çocuklarda görüldüğünü, ancak daha büyük çocuklarda ve nadiren yetişkinlerde de ortaya çıkabileceğini ifade etti.</p>

<p>Virüsün öksürük ve hapşırıkla yayılan damlacıklar, döküntülerin içindeki sıvıyla temas, dışkı-ağız yolu ve ortak kullanılan oyuncaklar ile yüzeyler aracılığıyla kolayca bulaşabildiğini belirten Özcan, özellikle kreş ve anaokulu gibi toplu yaşam alanlarında hijyen önlemlerinin büyük önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p>"İlk belirti çoğu zaman yüksek ateş"</p>

<p>Hastalığın genellikle yüksek ateşle başladığını söyleyen Uzm. Dr. Elif Erdem Özcan, ateşi takiben boğaz ağrısı, yutkunma güçlüğü ve ağız içinde ağrılı yaraların geliştiğini belirtti.</p>

<p>Uzm. Dr. Elif Erdem Özcan, "Ağız içinde özellikle dil, yanak içi ve diş etlerinde aft benzeri yaralar oluşabilir. Ardından el ayalarında, ayak tabanlarında, kalça bölgesinde ve zaman zaman diz ile dirseklerde kızarık, su dolu kabarcıklar görülebilir. Bu döküntüler bazı çocuklarda kaşıntıya neden olurken bazılarında hiç kaşıntı olmayabilir."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Bu belirtiler varsa vakit kaybetmeyin"</p>

<p>Hastalığın çoğu çocukta hafif seyretmesine rağmen bazı durumlarda mutlaka doktora başvurulması gerektiğini belirten Özcan, özellikle ağız yaraları nedeniyle çocuğun sıvı alamamasının ciddi risk oluşturduğunu söyledi.</p>

<p>Bazı durumlarda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini ifade eden Uzm. Dr. Elif Erdem Özcan, şöyle konuştu: "Çocuğun hiçbir şey içememesi ve sıvı kaybı belirtilerinin gelişmesi, 6-8 saat boyunca idrar yapmaması, ağlarken gözyaşı çıkmaması, dudak ve ağız içinde belirgin kuruluk olması, 3-4 günden uzun süren ve ateş düşürücülere rağmen devam eden yüksek ateş; aşırı uyku hali, belirgin halsizlik, ense sertliği, şiddetli baş ağrısı veya nörolojik belirtiler, döküntülerde kızarıklık, şişlik ve iltihaplanma gelişmesi."</p>

<p>"Tedavide amaç çocuğu rahatlatmak"</p>

<p>El, ayak ve ağız hastalığına yönelik özel bir antiviral ya da antibiyotik tedavisi bulunmadığını belirten Uzm. Dr. Elif Erdem Özcan, tedavinin tamamen destekleyici olduğunu söyledi.</p>

<p>Uzm. Dr. Elif Erdem Özcan, "Hekim önerisiyle kullanılan ateş düşürücü ve ağrı kesiciler çocuğun konforunu artırır. Ağız içindeki yaralar nedeniyle beslenme zorlaştığından yoğurt, soğuk çorbalar, meyve püreleri, muhallebi gibi gıdalar tercih edilmelidir" dedi.</p>

<p>Asitli, baharatlı, çok sıcak ve tuzlu yiyeceklerin ağız yaralarını tahriş ederek ağrıyı artırabileceğini belirten Özcan, çocukların gün boyunca sık aralıklarla bol sıvı tüketmelerinin önemine dikkat çekti.</p>

<p>Uzm. Dr. Elif Erdem Özcan, "Pipet bazı çocuklarda ağrıyı artırabilir. Ancak yaralar özellikle dil ucunda yoğunlaşmışsa pipet kullanımı daha rahat sıvı alımını sağlayabilir. Bu nedenle çocuğun durumuna göre en rahat ettiği yöntem tercih edilmelidir" ifadelerini kullandı.</p>

<p>"Korunmanın en etkili yolu hijyen"</p>

<p>Yaz döneminde vaka sayılarında artış görülebildiğini belirten Uzm. Dr. Elif Erdem Özcan, hastalıktan korunmanın temelinin el hijyeni olduğunu söyledi.</p>

<p>Çocuklara ellerini en az 20 saniye sabun ve suyla yıkama alışkanlığı kazandırılması gerektiğini ifade eden Özcan, bez değişimi sonrasında ebeveynlerin de mutlaka ellerini yıkaması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Hastalık tanısı alan çocukların ateşi düştükten, ağız yaraları iyileştikten ve döküntülü kabarcıkları kuruduktan sonra, genellikle 7-10 gün içinde okul veya kreşe dönebileceğini belirten Özcan, bu süreçte havlu, bardak, çatal-kaşık ve oyuncak gibi kişisel eşyaların ortak kullanılmaması gerektiğini söyledi.</p>

<p>"Kreş ve yaz okullarına önemli görev düşüyor"</p>

<p>Bulaşın önlenebilmesi için ortak kullanılan oyuncakların, masa ve kapı kollarının düzenli olarak dezenfekte edilmesi gerektiğini belirten Uzm. Dr. Elif Erdem Özcan, sınıfların sık sık havalandırılması ve gün içerisinde ateş veya döküntü gelişen çocukların erken fark edilerek diğer çocuklardan ayrılması gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Uzm. Dr. Elif Erdem Özcan, "Basit hijyen kuralları ve erken izolasyon uygulamaları sayesinde hem çocuklar korunabilir hem de salgınların önüne geçilebilir" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/yaz-aylarinda-el-ayak-ve-agiz-hastaligina-dikkat</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 14:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/07/final-image-2026-07-24t140742679.jpg" type="image/jpeg" length="11647"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan Yaşlılara Yaz Sıcağı Uyarısı]]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/uzmanlardan-yaslilara-yaz-sicagi-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/uzmanlardan-yaslilara-yaz-sicagi-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) 60+ Tazelenme Üniversitesi Koordinatörü Doç. Dr. Özgür Nalbant, yaz sıcakları nedeniyle yaşlılara yönelik uyarılarda bulunarak, "Aşırı sıcaklar halsizlik, sıvı kaybı ve tansiyon düşüklüğü gibi basit görünen sorunlardan başlayıp sıcak çarpması, kalp-damar olayları ve böbrek yetmezliğine kadar uzanan ciddi sağlık problemlerine neden olabilir" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ALKÜ 60+ Tazelenme Üniversitesi Koordinatörü Doç. Dr. Özgür Nalbant, yaşlı bireylerin yaz sıcaklarında daha sağlıklı yaşamaları adına önemli uyarı ve önerilerde bulundu. Bahar yağışlarının ardından beklenen sıcakların geldiğini Akdeniz bölgesinde yaşayanların sıcaklara karşı tedbir almalarına dikkat çeken Nalbant, "Yazın gelişiyle birlikte özellikle Akdeniz Bölgesi’nde sıcaklıklar kısa sürede yükseldi. Alanya’da sabahın erken saatlerinde deniz kenarında yürüyüş yapanlar serin havanın tadını çıkarırken, öğle saatlerinde sokaklar adeta boşalıyor. Güneş yalnızca havayı değil, yaşam alışkanlıklarımızı da değiştiriyor. Aslında sıcak havalar hepimiz için zorlayıcıdır. Ancak aynı sıcaklık, genç bir bireyle 75 yaşındaki bir insanın vücudunda aynı etkiyi oluşturmaz. Yaşlı bireyler için aşırı sıcaklar halsizlik, sıvı kaybı ve tansiyon düşüklüğü gibi basit görünen sorunlardan başlayıp sıcak çarpması, kalp-damar olayları ve böbrek yetmezliğine kadar uzanan ciddi sağlık problemlerine neden olabilir. Üstelik bu süreç çoğu zaman sessiz ilerler. Belirtiler hafif başlar, önemsenmez ve bazen geri dönüşü olmayan sonuçlarla karşılaşılır. Bugün iklim değişikliği artık yalnızca çevre bilimcilerin konuştuğu bir konu değildir. Sağlık çalışanlarının, yerel yönetimlerin ve toplumun her kesiminin gündeminde yer alan önemli bir halk sağlığı sorunudur. Bilimsel çalışmalar, önümüzdeki yıllarda sıcak hava dalgalarının daha sık yaşanacağını ve bundan en fazla yaşlı bireylerin etkileneceğini göstermektedir." diye konuştu.</p>

<p>"Yaşlanan vücut sıcağa farklı tepki veriyor"</p>

<p>İnsan vücudunun sıcaklığı sürekli dengede tutmaya çalışan bir sistemle çalıştığını hatırlatan Doç. Dr. Nalbant, "Hava sıcaklığı yükseldiğinde damarlar genişler, terleme artar ve vücut buharlaşma yoluyla kendini serinletmeye çalışır. Genç yaşlarda bu sistem oldukça verimli çalışırken yaş ilerledikçe aynı performansı göstermeyebilir. Sıcaklarla beraber ter bezlerinin etkinliği azalır, deri kan dolaşımı yavaşlar ve kalbin artan dolaşım ihtiyacını karşılaması zorlaşır. Bunun yanında yaşlanmayla birlikte toplam vücut suyu azalır, böbreklerin suyu koruma kapasitesi düşer ve en önemlisi susama hissi zayıflar. İşte bu nedenle yaşlı bireyler çoğu zaman susuz kaldıklarını fark etmezler. Oysa susamamak, vücudun suya ihtiyaç duymadığı anlamına gelmez. Bu durum sıcak havalarda gelişen sıvı kaybının en önemli nedenlerinden biridir. Bunun üzerine hipertansiyon, diyabet, kalp yetmezliği, böbrek hastalıkları, parkinson hastalığı veya demans gibi kronik hastalıklar eklendiğinde risk daha da artmaktadır. Aslında sıcak hava çoğu zaman tek başına hastalık oluşturmaz var olan sağlık sorunlarını ağırlaştırır" ifadelerini kullandı.</p>

<p>"İlaçlar kullanırken dikkat etmeliyiz"</p>

<p></p>

<p>Doç. Dr. Nalbant uyarılarının devamında şöyle konuştu:</p>

<p>"Tansiyon ilaçları, idrar söktürücüler, bazı antidepresanlar ve alerji ilaçları vücudun sıvı dengesini veya terleme mekanizmasını etkileyebilir. Bu nedenle yaz aylarında ilaç kullanan yaşlı bireylerin düzenli doktor kontrollerini aksatmaması önemlidir. Yaz geldi diye hiçbir ilaç doktor önerisi olmadan kesilmemeli veya dozu değiştirilmemelidir. Doğru yaklaşım kullanılan ilaçların sıcak havalarda oluşturabileceği etkiler konusunda hekimden bilgi almak ve günlük sıvı tüketimine daha fazla dikkat etmektir."</p>

<p>"Sıcak çarpması aniden ortaya çıkmaz"</p>

<p>Doç. Dr. Nalbant, "Toplumda sıcak çarpmasının bir anda geliştiği düşünülür. Oysa vücut çoğu zaman önceden uyarı verir. Sebepsiz halsizlik, aşırı yorgunluk, baş dönmesi, baş ağrısı, kas krampları, mide bulantısı, dikkat dağınıklığı ve denge kaybı, sıcak çarpmasının ilk belirtileri olabilir. Bu dönemde kişi serin bir ortama alınır, sıvı desteği sağlanır ve dinlendirilirse tablo çoğu zaman kontrol altına alınabilir. Ancak belirtiler önemsenmezse vücut sıcaklığı hızla yükselebilir, bilinç bulanıklığı gelişebilir, konuşma bozulabilir, nöbet görülebilir ve kişi yaşamı tehdit eden sıcak çarpması tablosuna girebilir. Bu durum acil tıbbi müdahale gerektirir" dedi.</p>

<p>Yazın en önemli ilacı bazen bir bardak sudur</p>

<p>Nalbant sıvı tüketiminin düzenli olarak yapılması gerektiğinin de altını çizerek, "Sıcak havalarda en etkili koruyucu önlem yeterli sıvı tüketimidir. Ancak yaşlı bireylerde susama hissi azaldığı için "Canım su istemiyor" düşüncesi yanıltıcıdır. Su tüketimi susamayı beklemeden gün içine yayılmalıdır. Ayran ve şekersiz kompostolar sıvı alımına katkı sağlayabilir. Karpuz, kavun, salatalık ve domates gibi su oranı yüksek besinler de destekleyici olabilir. Buna karşılık aşırı tuzlu yiyecekler, fazla alkol ve yoğun kafein tüketimi sıvı kaybını artırabileceğinden dikkatli olunmalıdır" diye konuştu.</p>

<p>Egzersiz bırakılmaz, zamanı değiştirilir</p>

<p>Yaz dönemlerinde sıcak havalardan dolayı yürüyüş veya egzersiz zamanlarını serin zamanlarda yapılmasını öneren Doç. Dr. Nalbant, "Egzersiz bırakılmaz, zamanı değiştirilir. Düzenli fiziksel aktivite kas gücünü korur, dengeyi geliştirir, kalp sağlığını destekler ve yaşam kalitesini artırır. Ancak yaz aylarında egzersizin güvenli durumlarda yapılması gerekir. Yürüyüşler sabah erken saatlerde veya güneşin etkisinin azaldığı akşam saatlerinde tercih edilmelidir. Öğle saatlerinde yapılan egzersizler vücudun ısı yükünü gereksiz yere artırabilir. Açık renkli ve hafif giysiler tercih edilmeli, güneşten korunulmalı ve egzersiz öncesinde, sırasında ve sonrasında yeterli miktarda su tüketilmelidir. Sağlıklı yaşlanma hareketten vazgeçmek yerine hareketi doğru planlamaktır" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Evimizi de sıcaklara hazırlamalıyız</p>

<p>Doç. Dr. Nalbant önerilerinin devamında şöyle konuştu:</p>

<p>"Korunma yalnızca dışarıda alınacak önlemlerle sınırlı değildir. Yaşlı bireyler günün büyük bölümünü evde geçirdikleri için yaşam alanlarının serin tutulması büyük önem taşır. Sabah erken saatlerde ve gece serinliğinde pencereler açılarak ev havalandırılmalı, gün içerisinde perdeler kapalı tutulmalıdır. İmkan varsa klima kullanılabilir ancak ortamın aşırı soğutulması yerine yaklaşık 24-26 derece arasında tutulması daha uygundur. Klima bulunmayan evlerde vantilatör hava dolaşımını artırarak rahatlama sağlayabilir. Ilık duş almak da vücut sıcaklığını düşürmeye yardımcı olur. Sağlıklı yaşlanma yalnızca sağlık çalışanlarının sorumluluğu değildir. Ailelerin, komşuların, yerel yönetimlerin ve toplumun tüm bireylerinin ortak çabasıyla mümkün olabilir. Bu nedenle yaz aylarında anne ve babamızı, komşumuzu ya da yalnız yaşayan bir büyüğümüzü düzenli olarak aramak veya ziyaret etmek son derece değerlidir. Bazen sorulan basit bir soru, "Bugün su içtiniz mi?" cümlesi ciddi bir sağlık sorununun önüne geçebilir. İklim değişiyor ve bu değişim hayatımızın her alanını etkiliyor. Artık sıcak hava dalgalarını olağan dışı olaylar olarak değerlendirmek yerine yaz mevsiminin yeni gerçeği olarak kabul etmek zorundayız. Bu gerçeğe uyum sağlamanın yolu ise bilinçlenmektir. Unutmayalım ki yaşlılarımız yaşam deneyimleriyle ailelerimizin temel direği, toplumumuzun hafızası ve geleceğe uzanan en kıymetli köprüleridir. Onların sağlığını korumak toplumsal bir sorumluluktur. Belki bugün yapacağımız en değerli iş anne ve babamızı arayıp hallerini sormak, yalnız yaşayan komşumuzun kapısını çalmak ya da bir bardak su uzatmaktır. Çünkü bazen bir bardak su zamanında edilen bir telefon ya da kısa bir ziyaret bir hayatın en önemli desteği olabilir."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/uzmanlardan-yaslilara-yaz-sicagi-uyarisi</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 15:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/07/images-9.jpg" type="image/jpeg" length="48616"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Kıvrak'tan Kalp ve Tansiyon Hastalarına Uyarı]]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/prof-dr-kivraktan-kalp-ve-tansiyon-hastalarina-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/prof-dr-kivraktan-kalp-ve-tansiyon-hastalarina-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fırat Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Tarık Kıvrak, 'Mevsim değişikliği kalp rahatsızlığı ve hipertansiyonu bulunan hastalar için önemli risk oluşturuyor' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fırat Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Tarık Kıvrak, 'Mevsim değişikliği kalp rahatsızlığı ve hipertansiyonu bulunan hastalar için önemli risk oluşturuyor' dedi.</p>

<p>Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tarık Kıvrak, kronik kalp hastalıklarında mevsimsel değişikliklerin oluşturabileceği riskler hakkında önemli açıklamalarda bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kronik kalp hastalıklarında mevsimsel değişikliklerin, özellikle kalp yetersizliği, koroner arter hastalığı ve hipertansiyonu bulunan hastalar açısından önemli riskler oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Tarık Kıvrak, 'Her mevsime uygun önlemler alınması büyük önem taşıyor. Yaz aylarında en önemli risk, sıvı kaybıdır. Aşırı sıcaklar tansiyon düşüklüğüne, böbrek fonksiyonlarında bozulmaya ve kullanılan ilaçların etkinliğinde değişikliğe neden olabilir. Kalp yetersizliği bulunan hastalar için ne kadar çok su, o kadar iyi anlayışı doğru değildir. Sıvı tüketiminin mutlaka doktorun önerdiği miktarlarda yapılması gerekir. Özellikle idrar söktürücü ilaç kullanan hastaların günlük kilo takibini ihmal etmemesi gerekiyor. Günün en sıcak saatlerinde dışarı çıkılmaması ve serin ortamlarda bulunulması da faydalı olacaktır' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Açıklamalarını sürdüren Prof. Dr. Kıvrak, 'Kış aylarında soğuk havalar damarların büzülmesine neden olduğu gibi tansiyonu da yükselterek kalbin iş yükünü arttırabilir. Bu durum, kalp krizi ve kalp yetersizliği atakları açısından riski artırır. Mevsim geçişlerinde enfeksiyonların daha sık görülüyor. Grip ve zatürre gibi hastalıklar kalp hastalarında ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Bu nedenle önerilen aşıların yaptırılması, el hijyenine dikkat edilmesi ve hastalık belirtileri görüldüğünde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerekir. Hangi mevsim olursa olsun ilaçların düzenli kullanılması lazım. Doktor önerisi olmadan ilaç dozunda değişiklik yapılmaması gerekiyor. Kardiyovasküler hastalıklarda nefes darlığında artış, göğüs ağrısının başlaması, çarpıntı, hızlı kilo artışı veya kilo kaybı gibi belirtiler görüldüğünde mutlaka hekime başvurulmalıdır. Mevsimler değişebilir ancak doğru önlemlerle kalp sağlığını yılın her döneminde korumak mümkündür' cümlelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Elazığ, Sağlık</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/prof-dr-kivraktan-kalp-ve-tansiyon-hastalarina-uyari</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 10:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/07/final-image-2026-07-16t101748047.jpg" type="image/jpeg" length="49478"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlar Uyardı: "Güneş Çarpmasına Dikkat Edin"]]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/uzmanlar-uyardi-gunes-carpmasina-dikkat-edin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/uzmanlar-uyardi-gunes-carpmasina-dikkat-edin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Güneş çarpması ve güneş halsizliği ile ilgili önemli uyarılarda bulunan uzmanlar, "Saat 10.00 ile 16.00 arasında dışarı çıkılmamalı" uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Diyarbakır Selahaddin Eyyübi Devlet Hastanesi Acil Tıp Uzm. Aziz Zilan, güneş çarpması özellikle temmuz ve ağustos aylarında güneşe çok fazla maruz kalınması sonucu ortaya çıkan, buna bağlı olarak vücudun elektrolit metabolizmasının bozulduğu, yani kalsiyum ve sodyum dengesinin değiştiği, terlemeyle aşırı sıvı ve elektrolit kaybının yerine konulamadığı durumlarda gelişen, vücutta halsizlikten komaya kadar ilerleyebilecek ciddi, hayati bir tablo olduğunu dile getirdi. Zilan, "Güneş halsizliği ise güneş çarpmasının bir alt durumu olup, daha çok tedavi edilebilen, bir-iki saatlik gözlemle düzelebilen ve güneş çarpması kadar ağır seyretmeyen bir durumdur. Ancak güneş halsizliğinde de vücutta kaybolan metabolitler ve elektrolitler yerine konulmazsa, bu durum komaya kadar ilerleyebilecek ciddi bir tabloya dönüşebilir. Güneş çarpması yakın gözlem gerektiren bir durumken, güneş halsizliği daha çok evde kaybolan vücut elektrolitlerinin yerine konulmasıyla düzeltilebilecek bir durumdur. Özellikle 65 yaş üstü yaşlı hastalarımız ile 5 yaş altı bebek ve çocuk grubu dediğimiz hastalarımız, yaz aylarında saat 10.00 ile 16.00 arasında güneşe maruz kalmalarıyla birlikte, az önce de belirttiğim gibi vücudun çok fazla sıvı kaybetmesine bağlı oluşan risklere maruz kalan gruplardır. Aynı şekilde hamile bireyler, kronik hastalığı olanlar, özellikle tansiyon, şeker, böbrek yetmezliği bulunan, diyaliz hastaları ve yatağa bağımlı hastalar da bu risk gruplarında en fazla sıkıntı gördüğümüz hasta gruplarıdır. Ortalama en az 2 buçuk-3 litre su içmeleri, kahvaltılarında yağlı gıdalar tüketmemeleri, daha çok sebze ağırlıklı ve hafif bir kahvaltı yapmaları, günü bu şekilde akşama kadar geçirmeleri önemli bir faktördür" dedi.</p>

<p></p>

<p>Özellikle halk arasında bilinen yanlışları sıralayan Zilan sözlerine şöyle devam etti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>"Biz sadece güneş maruziyetinden bahsederken, sıcak çarpmasında güneş maruziyeti tek önemli faktör değildir. Gölgede hissedilen sıcaklık da vücutta terlemeye ve elektrolit kaybına neden olmaktadır. Bazı çalışma gruplarında, özellikle tarım işçileri ve yol işçileri güneşe maruz kalırken, aralarda muhakkak kaybolan sıvıları yerine koyacak takviyeler yapmalıdır. Sıvı alırken kaybolan mineralleri de yerine koymak için soda ve meyve suyu gibi, içerdiği vitamin ve elektrolit desteği sağlayan içecekleri tüketmeleri, sıcak çarpmasından en az şekilde etkilenmelerini sağlayacaktır. Ayrıca halk arasında bilinen başka bir yanlış da vardır. Çayın harareti aldığına dair bir algı bulunmaktadır. Oysa yaz aylarında, özellikle tansiyon hastası değilse, tuzlu ayran harareti fazlasıyla alır. Sıcak çarpmasında, özellikle çocuk hastalarda çok yüksek ateş görüldüğü için anne babalar hemen ateş düşürücü kullanmaya yöneliyor. Zaten vücutta mevcut bir su kaybı olduğu için, ilaç takviyesiyle karaciğer ve böbreklere yük bindirilerek, su kaybının organlarda oluşturduğu yükün üzerine ilave bir yük daha bindirilmiş oluyor. Araç içerisinde klima açıldığında, araç hareket halinde olmadığı için bir süre sonra klima soğutma etkisini yitirmektedir. Bu nedenle araç içinde bırakılan hayvanlar ve küçük çocuklar, hissedilen sıcaklık nedeniyle çok daha fazla sıvı kaybına uğrayabilmekte ve buna bağlı olarak ölüme varana kadar maalesef kötü sonuçlar ortaya çıkabilmektedir. Açıkta satılan gıdaların tüketiminden de kaçınılmalıdır. Açık renkli, bol ve sıkmayan kıyafetler giyilmeli; yoğun fiziksel aktiviteler öğle saatlerinde değil, daha çok sabah saatlerinde veya akşam gün batımına yakın saatlerde yapılmalıdır. Kapalı alanlar da çok iyi havalandırılmalı, sık sık duş alınmalıdır. Hastalar dışarı çıktıkları vakit muhakkak en az 30 faktörlü güneş koruyucu kremlerini sürmelidir."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/uzmanlar-uyardi-gunes-carpmasina-dikkat-edin</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 10:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/07/20260712aw745011.jpg" type="image/jpeg" length="66728"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünyada Her Beş Yetişkinden Biri Tütün Kullanıyor]]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/dunyada-her-bes-yetiskinden-biri-tutun-kullaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/dunyada-her-bes-yetiskinden-biri-tutun-kullaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyada her yıl 7 milyondan fazla insan tütün kullanımına bağlı nedenlerle hayatını kaybetmesine rağmen, halen her beş yetişkinden biri tütün mamulleri kullanmaya devam ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada 1,2 milyar insan, vücutta neredeyse tüm organlara zarar vererek kanser, kalp hastalıkları, felç, akciğer hastalıkları, doğurganlığın azalması, bağışıklığın zayıflaması ve erken ölüme neden olan tütün mamulleri kullanıyor. Tütün kullanımı, kalp ve damar hastalıkları, solunum yolu hastalıkları, 20'den fazla kanser türü veya alt türü ile yaşamı kısıtlayan birçok hastalık için önemli bir risk faktörü oluşturuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Covid-19 pandemisin en yoğun olduğu yıllardaki küresel ölüm sayısıyla benzer büyüklük mertebesinde olan tütün kaynaklı ölümler her yıl düzenli olarak devam etmesine rağmen "tütün salgını", insanlık tarafından Covid-19 seviyesinde bir tehdit olarak algılanmıyor.</p>

<p>Dünyanın şimdiye kadar karşı karşıya kaldığı en büyük halk sağlığı tehditlerinden biri olan "tütün salgını" nedeniyle, ölümlerin yanı sıra milyonlarca kişide sakatlık, yaşam kalitesinde düşme ve uzun süreli sağlık sorunları görülüyor. Dünya genelinde en yaygın türü olan sigaranın yanı sıra nargile, puro, ısıtılmış tütün ürünleri, pipo tütünü ve dumansız tütün ürünleri de kullanılıyor fakat bunların hiçbirinin güvenli bir kullanım şekli bulunmuyor.</p>

<p><strong>Her yıl 7 milyondan fazla kişi ölüyor</strong></p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü'nün en güncel verilerine göre, her yıl 7 milyondan fazla insan, doğrudan tütün kullanımına bağlı nedenlerle hayatını kaybediyor. Acı bir şekilde, bunların 1,3 milyondan fazlası ise hiç sigara içmediği halde pasif içicilik nedeniyle hayatını kaybediyor. Dünya genelindeki 1,2 milyar tütün kullanıcısının yaklaşık yüzde 80'i, düşük ve orta gelirli ülkelerde yaşıyor. Tütüne bağlı hastalık ve ölümlerin yükü de en ağır şekilde bu ülkelerde hissediliyor. Tütün bağımlılığı nedeniyle hane halkı bütçesinin gıda ve barınma gibi temel ihtiyaçlar yerine tütün ürünlerine harcanması, yoksulluğu daha da derinleştiriyor. Sigara kullanımının dünya ekonomisine yıllık maliyetinin 1,4 trilyon Amerikan dolarını aştığı tahmin ediliyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre bu maliyet, sağlık harcamaları, iş gücü kaybı ve erken ölümlerden kaynaklanan üretkenlik kayıplarını da kapsıyor.<br />
<br />
<strong>Sigara tüketiminde liderlik Çin'de</strong></p>

<p>Tütünün en yaygın türü olan sigara tüketiminde ilk sırayı Çin üstleniyor. Dünya genelinde her yıl yaklaşık 5 trilyon sigara tüketiliyor ve bunun neredeyse yarısı tek başına Çin'de içiliyor. Kişi başına tüketimde ise Balkanlar ve Doğu Avrupa ülkeleri, uzun yıllardır listenin üst sıralarında yer alıyor. Küresel sigara tüketiminin yarıya yakınının gerçekleştiği Çin'de her sene 2,4 trilyon sigara satılıyor. Ülkede 300 milyondan fazla sigara kullanıcısı bulunuyor. New York Times'ın aktardığına göre, 2003 ile 2023 yılları arasında dünyanın geri kalanında sigara tüketimi yüzde 26 azalırken, aynı dönemde Çin'de sigara tüketimi yüzde 39 artmış bulunuyor.<br />
<br />
<strong>Endonezya, ikinci sırada</strong></p>

<p>Tütün kullanımının bir salgın teşkil ettiği Endonezya ise listenin ikinci sırasında yer alıyor. Mevcut uluslararası raporlara göre Endonezya, Çin'den sonra dünyanın ikinci büyük sigara tüketicisi konumunda bulunuyor. Dünya Sağlık Örgütü ve Endonezya Sağlık Bakanlığı'nın 2024 tarihli raporlarına göre ülkede yetişkinlerin yüzde 34,5'i tütün kullanıyor. Bu oran, 70,2 milyon kişiye karşılık geliyor. Özellikle gençlerin tütün endüstrisinin hedefi haline geldiği dünyanın en kalabalık Müslüman ülkesinde, elektronik sigara kullanımının da son 10 yılda 10 kat artmış olması dikkat çekiyor. Çeşitli uluslararası raporlara göre, listede Çin ve Endonezya'yı Hindistan, Rusya, ABD ve Japonya izliyor. Daha geride yer alsa da Türkiye de dünyada en fazla sigara tüketilen ülkeler arasında yer alıyor. Türkiye'de 20 milyonun üzerinde sigara tüketicisi bulunuyor. Her ne kadar Balkanlar'da çok sigara içenler için kullanılan "Türk gibi sigara içiyor" ifadesi artık geçerliliğini yitirmiş olsa da Türkiye, halen Avrupa'nın yüksek sigara kullanım oranına sahip ülkeleri arasında gösteriliyor.<br />
<br />
<strong>Sigara içme oranında Balkanlar öne çıkıyor</strong></p>

<p>Toplam sigara tüketiminde dünyanın en kalabalık ülkeleri öne çıksa da nüfusa göre sigara içme oranında özellikle Balkan ülkeleri dikkat çekiyor. Tütün kullanımı, sigara tüketimi ve buna ilişkin verileri ülke ülke sunan küresel bir kaynak olan Tobacco Atlas'a göre Sırbistan, yüzde 30,8 ile yetişkin sigara içme oranının en yüksek olduğu ülkeler arasında yer alıyor. Sırbistan'ı yüzde 28,7 ile Endonezya ve yüzde 26,1 ile Bulgaristan izliyor. Tobacco Atlas'ın listesinde ayrıca Türkiye, Yunanistan ve Bosna Hersek de yer alıyor. Dünya Sağlık Örgütü'nün değerlendirmesine göre ise Bulgaristan, Kuzey Makedonya ve Sırbistan, tütün kullanımının Avrupa'da en yüksek olduğu ülkeler arasında gösteriliyor.</p>

<p><strong>Dünyada tütün kullanımı azalıyor</strong></p>

<p>Diğer yandan, bazı ülkelerdeki artış eğilimine rağmen dünya genelinde tütün kullanımı azalma eğilimi gösteriyor. Dünya Sağlık Örgütü'nün 2025 raporuna göre 2000 yılında 1,38 milyar olan kullanıcı sayısı, 2024 yılı itibarıyla 1,2 milyar seviyesinde bulunuyor. Diğer yandan Dünya Sağlık Örgütü, elektronik sigara ve yeni nikotin ürünlerinin gençler arasında yeni bağımlılık dalgaları oluşturduğuna dikkat çekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/dunyada-her-bes-yetiskinden-biri-tutun-kullaniyor</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 12:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/07/intro-resim-1300x693-1783585906171.jpg" type="image/jpeg" length="32223"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Op. Dr. Özbay: 'Yaz Aylarında Burun Kanamalarını Daha Sık Görebilmekteyiz']]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/op-dr-ozbay-yaz-aylarinda-burun-kanamalarini-daha-sik-gorebilmekteyiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/op-dr-ozbay-yaz-aylarinda-burun-kanamalarini-daha-sik-gorebilmekteyiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında burun kanamalarının daha sık görülebildiğini dile getiren Kulak Burun ve Boğaz Uzmanı Op. Dr. Ahmet Sacit Özbay, 'Öncelikle burunu ve vücudu doğru pozisyona getirmek gerekiyor. Vücudu dik hale getirdikten sonra başı öne eğmek lazım. İkinci aşama da burnun yumuşak kısımlarını iki parmak arasına alıp, aralıksız 15 dakika sıkmak suretiyle kanamayı baskı altına almak gerekiyor' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ELAZIĞ (İHA) - Yaz aylarında burun kanamalarının daha sık görülebildiğini dile getiren Kulak Burun ve Boğaz Uzmanı Op. Dr. Ahmet Sacit Özbay, 'Öncelikle burunu ve vücudu doğru pozisyona getirmek gerekiyor. Vücudu dik hale getirdikten sonra başı öne eğmek lazım. İkinci aşama da burnun yumuşak kısımlarını iki parmak arasına alıp, aralıksız 15 dakika sıkmak suretiyle kanamayı baskı altına almak gerekiyor' dedi.</p>

<p>Elazığ Medilines Hastanesi Kulak Burun ve Boğaz Uzmanı Op. Dr. Ahmet Sacit Özbay, havaların ısınmasıyla birlikte burun kanamalarında artış yaşandığını aktardı. Özbay, 'Burunun iç yapıları, vücudun kılcal damar ağı yönünden en zengin bölgelerinden birisidir. Burun içi, dışarıya açık bir ortam olduğu için kolaylıkla buralar tahriş olabilmektedir. Bu nedenle burun kanamalarını sıklıkla görebilmekteyiz. Burun kanamalarını biz iki kategoriye ayırıyoruz. Bir, burundan kaynaklanan sebepler. Bunlar arasında buruna direkt gelen darbeler, burundaki kemik eğiklikleri, burunu parmakla karıştırma ve sıcak havalardan tahriş olma gibi sebepler sayılabilir. İkinci olarak da burun dışı nedenlerdir. Bunlar kontrolsüz hipertansiyon, kan sulandırıcı ilaçların kullanılması, pıhtılaşmaya sebep olan kan hastalıkları, bu bölgenin lokal tümörleri sayılabilir' diye konuştu.</p>

<p>'15 dakika sıkmak suretiyle kanamayı baskı altına almak gerekiyor'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dr. Özbay, 'Yazın burun kanamaları neden artıyor? Artan hava sıcaklıklarıyla birlikte nem oranlarının azalması, özellikle klimaların da kullanılmasıyla birlikte burun içerisinde bulunan kılcal damar bölgesindeki mukoza dediğimiz deride kuruma ve kabuklanma olur. Bu da kılcal damarların daha kolay ve rahat kanamasına sebep olur. Bu nedenle yaz aylarında bu kanamaları daha sık görebilmekteyiz. Kanama olduğunda sakin olmamız gerekiyor. Çünkü burun kanamaları çok büyük oranda evde durdurulabilecek kanamalardır. Öncelikle burunu ve vücudu doğru pozisyona getirmek lazım. Vücudu dik hale getirdikten sonra başı öne eğmek lazım. İkinci aşama da burnun yumuşak kısımlarını iki parmak arasına alıp, aralıksız 15 dakika sıkmak suretiyle kanamayı baskı altına almak gerekiyor' şeklinde konuştu.</p>

<p>'Sıkacağımız yer burnun alt kısmıdır'</p>

<p>Yapılan yanlışları dile getiren Özbay, 'Burada genel olarak yapılan yanlış, burunun üst kısımlarının sıkıldığını görüyoruz. Buraların sıkılmasının kanamanın durdurulmasında bir faydası yoktur. Sıkacağımız yer, burnun alt kısmıdır. İkinci olarak da başı öne eğmek yerine, arkaya eğerek yanlışlık yapılıyor. Burun kanamaları bahsettiğimiz basit yöntemlerle durmuyorsa, kanamanın yanında kan sulandırıcı ilaçlar kullanılıyorsa veya yüksek tansiyon varsa özellikle genizden olan kanamalar daha önemlidir. Bu durum yaşandığında mutlaka kulak, burun ve boğaz doktoruna müracaat edilmelidir. Ayrıca kanama önden olsa dahi haftada birkaç kez yaşanıyorsa da doktora görünmelidir. Kanama olmaması için özellikle sıcak havalarda güneşin yoğun olduğu zamanlarda dışarı çıkılmamalıdır. Şapka ve koruyucular kullanılmalıdır. Burnun içi de nemli tutulmalıdır. Eğer burnumuz kanıyorsa paniklemeyeceğiz. Başı doğru pozisyona getirerek burnumuzun ucunu parmaklarımızın arasına alarak 15 dakika sıkacağız' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Elazığ, Sağlık</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/op-dr-ozbay-yaz-aylarinda-burun-kanamalarini-daha-sik-gorebilmekteyiz</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 10:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/07/agency/iha/op-dr-ozbay-yaz-aylarinda-burun-kanamalarini-daha-sik-gorebilmekteyiz.jpg" type="image/jpeg" length="73505"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İç Hastalıkları Uzmanı Arslan: 'Yaz Aylarında Hiç Terlememek ya da Fazla Terlemek Hastalıkların Göstergesi Olabilir']]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/ic-hastaliklari-uzmani-arslan-yaz-aylarinda-hic-terlememek-ya-da-fazla-terlemek-hastaliklarin-gostergesi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/ic-hastaliklari-uzmani-arslan-yaz-aylarinda-hic-terlememek-ya-da-fazla-terlemek-hastaliklarin-gostergesi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Normal terlemeyle beraber vücudun hem toksinleri attığını hem de vücudun normal sıcaklığının korumasını sağladığını dile getiren İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Serpil Arslan, 'Yaz aylarında hiç terlemiyor olmak, ya da gereğinden fazla terliyor olmak bazı hastalıkların göstergesi olabilir ve vücut sağlığımızı bozabilir' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Normal terlemeyle beraber vücudun hem toksinleri attığını hem de vücudun normal sıcaklığının korumasını sağladığını dile getiren İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Serpil Arslan, 'Yaz aylarında hiç terlemiyor olmak, ya da gereğinden fazla terliyor olmak bazı hastalıkların göstergesi olabilir ve vücut sağlığımızı bozabilir' dedi.</p>

<p>Elazığ Medilines Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Serpil Arslan, yaz aylarında aşırıcı sıcakların vücutta oluşturduğu etkiler hakkında açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Aşırı sıcakların vücutta oluşturduğu etkiler hakkında bilgilendirmelerde bulunan İç Hastalıkları Uzmanı Serpil Arslan, 'Sıcakların artmasıyla vücut termoregülasyonu sağlamak için terlememiz yaz aylarında artıyor. Belli bir aşamaya kadar bölgesel terleme gayet normaldir. Normal terlemeyle beraber vücut, hem toksinlerini atıyor hem de vücudun normal sıcaklığının korumasını sağladığı için bunun devam etmesi gayet normaldir. Yaz aylarında hiç terlemiyor olmak, ya da gereğinden fazla terliyor olmak bazı hastalıkların göstergesi olabilir ve vücut sağlığımızı bozabilir. Bütün vücutta aşırı terleme, sıvı kaybına ve mineral kaybına sebep olabileceği için tansiyon dengesizliği başta olmak üzere baş dönmesi, halsizlik, yorgunluk ve bayılmaya kadar gidebilecek vücut tepkilerine sebep olabilmektedir. Hiç terlememe de olağan olmayan durumlardan birisidir. Çünkü vücuttaki sıcak dengesinin korunmasında sorun ortaya çıkabilmektedir. Hatta sıcak çarpmasına kadar sebep olabilmektedir. O yüzden yaz aylarında özellikle serin yerlerde bulunmak, aşırı terlememize sebep olabilecek ağır egzersizlerden kaçınmak, vücut dengesini sağlayabilmek için yeterli sıvı almak, pamuklu kıyafetler tercih etmek çok önemlidir' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'Yetişkin bir bireyin, yaz aylarında 3 litreye kadar sıvı alması gerekiyor'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yaz mevsimiyle birlikte kalp ve tansiyon hastalarının uyum sağlamasının daha da zor olduğunun altını çizen Dr. Serpil Arslan, 'Hem kendilerini sıcaktan korumaları gerekiyor hem de ilaç dozlarında ayarlama yapmaları gerekebiliyor. Bu konuda da mutlaka uzman hekimlerinden yardım almalarını talep ediyoruz. Kalp, böbrek, tansiyon ve şeker hastalarımızın böbreklerinin susuz kalmaması adına, mutlak yeterli sıvı alımına devam etmeleri gerekiyor. Bunu çoğunlukla su olarak tercih ediyoruz. Meyve sularından da belli bir yere kadar destek alabilirler. Böylelikle böbrek sağlığını korumaları, söz konusu olur. Ne kadar yeterli su aldığımızı da idrar renginden tespit edebiliriz. İdrar rengi, açık sarı ve düzenli olarak tuvalete çıkıyorsak sıvı alımını normal olarak değerlendirebiliriz. Yetişkin bir bireyin, yaz aylarında 3 litreye kadar sıvı alması gerekiyor. Kalp rahatsızlığı, ödem ve böbrek problemlerimiz varsa sıvı alımını hekime danışarak kısıtlamamız gerekiyor. Bu durumda fazla su alımında bizlere zararı olabilir' cümlelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Elazığ, Sağlık</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/ic-hastaliklari-uzmani-arslan-yaz-aylarinda-hic-terlememek-ya-da-fazla-terlemek-hastaliklarin-gostergesi-olabilir</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 11:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/07/agency/iha/ic-hastaliklari-uzmani-arslan-yaz-aylarinda-hic-terlememek-ya-da-fazla-terlemek-hastaliklarin-gostergesi-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="33976"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından Tütün Ürünleri Uyarısı: "Elektronik Sigara Zararsız Değil"]]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/uzmanindan-tutun-urunleri-uyarisi-elektronik-sigara-zararsiz-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/uzmanindan-tutun-urunleri-uyarisi-elektronik-sigara-zararsiz-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Nezahat Esen, tütün ve tütün ürünlerinin insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekerek, sigara, elektronik sigara, puro, pipo ve nargilenin benzer sağlık riskleri taşıdığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Dünya genelinde ciddi sağlık sorunlarına yol açan tütün kullanımı, vücutta oluşturduğu tahribatla sadece akciğerleri değil, pek çok hayati organı tehdit ediyor. Özellikle son dönemlerde "daha az zararlı" olduğu iddiasıyla yaygınlaştırılmaya çalışılan elektronik sigara ve benzeri ürünlerin, dokularda bıraktığı kalıcı hasarların klinik tablolara yansıması, tütün bağımlılığıyla topyekûn bir mücadeleyi zorunlu kılıyor.</p>

<p></p>

<p>Uzmanlar, elektronik sigaranın zararsız olduğu yönündeki algının gerçeği yansıtmadığına dikkat çekiyor. Bu ürünlerin KOAH, astım ve akut akciğer hasarı ile seyreden EVALI sendromu gibi ciddi hastalıklara davetiye çıkardığını vurgulayan uzmanlar, filtre kullanılsa dahi tütün ürünlerinin yanmasıyla ortaya çıkan toksik maddelerin akciğerlere ulaştığını ve söz konusu ürünlerin sağlık risklerini ortadan kaldırmadığını ifade ediyor.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Pasif içicilik ciddi bir risk"</p>

<p></p>

<p>Konuya ilişkin konuşan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Nezahat Esen, sigaranın yalnızca kullanıcıyı değil, çevresindekileri de olumsuz etkilediğine belirtti. Dr. Esen, "Pasif maruziyet önemli bir halk sağlığı sorunudur. Sigara dumanının yanı sıra söndürüldükten sonra oluşan zararlı partiküller; kıyafetlere, ev eşyalarına ve yaşam alanlarına tutunarak etkisini sürdürmektedir. Pasif içicilik, başta akciğer kanseri olmak üzere birçok hastalık için ciddi bir risk faktörüdür" dedi.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>"Uzman desteğiyle bırakmak mümkün"</p>

<p></p>

<p>Tütün bağımlılığının tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu dile getiren Esen, Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Bakanlığının önerileri doğrultusunda yürütülen sigara bırakma hizmetlerinin başarılı sonuçlar verdiğini söyledi. Sigara bırakma sürecinde psikososyal desteğin yanı sıra hekim kontrolünde uygulanan ilaç tedavilerinin büyük önem taşıdığını vurgulayan Esen, vatandaşların ’Alo 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı’ üzerinden randevu alarak göğüs hastalıkları uzmanlarına ve aile hekimlerine başvurabileceklerini hatırlattı.</p>

<p></p>

<p>Esen, tedaviye düzenli devam eden hastalarda yüksek başarı oranları yakalandığını belirterek, "Zararlarının farkında olarak bırakma kararlılığı gösteren bireylerin, hekim desteği ve güvenilir tedavi yöntemleriyle bu bağımlılığın üstesinden gelebileceğine inanıyorum" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/uzmanindan-tutun-urunleri-uyarisi-elektronik-sigara-zararsiz-degil</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 13:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/06/2195329.jpg" type="image/jpeg" length="45771"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Elazığ ve bölgede ilk kez robotik diz protezi ameliyatı gerçekleştirildi]]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/elazig-ve-bolgede-ilk-kez-robotik-diz-protezi-ameliyati-gerceklestirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/elazig-ve-bolgede-ilk-kez-robotik-diz-protezi-ameliyati-gerceklestirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fırat Üniversitesi Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği'nde ilk defa robotik diz protezi ameliyatı gerçekleştirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fırat Üniversitesi Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği'nde ilk defa robotik diz protezi ameliyatı gerçekleştirildi.</p>

<p>Fırat Üniversitesi Hastanesi, Elazığ merkezli olmak üzere Bingöl, Muş, Tunceli, Bitlis, Erzincan ve çevre il ve ilçelere sağlık hizmeti veriyor. Bölgenin merkez üssü haline gelen ve tecrübeli kadrosu ile sağlıkta ön plana çıkan hastane gelişen teknolojiye de ayak uyduruyor. Bu çerçevede Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği'nde ilk defa robotik diz protezi ameliyatı gerçekleştirildi. Başarılı geçen operasyon sonrasında hasta sağlığına kavuştu.</p>

<p>Fırat Üniversitesi Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erhan Yılmaz, 'Bugün Elazığ'da ve bölgemizde ilk kez robotik diz protezi ameliyatı gerçekleştirildi. Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği'nde yaklaşık 25-26 yıldır diz kireçlenmesi olan hastalara rutin olarak diz protezi ameliyatları yapılmaktaydı. Son yıllarda robotik cerrahinin tıp alanında yaygınlaşmasıyla birlikte diz protezi ameliyatlarında da robotik cerrahi ön plana gelmeye başladı. Robotik cerrahinin sonuçlarının daha iyi olması, hasta memnuniyetinin daha iyi olması nedeniyle bizde kliniğimizde bu uygulamayı hayata geçirmeye karar verdik. Bu kapsamda Kayseri'den Prof. Dr. Ahmet Güney'i davet ettik. Bugün ameliyathanemizde ilk robotik diz cerrahisi ameliyatımızı gerçekleştirdik. Böylece Elazığ'da ve bölgemizde robotik diz cerrahisi alanındaki ilk ameliyat başarıyla tamamlanmış oldu' dedi.</p>

<p>Kayseri'deki özel bir hastanede görev yapan Prof. Dr. Ahmet Güney ise yaklaşık üç buçuk yıldır diz protezi ameliyatlarını robotik yöntemle gerçekleştirdiklerini belirtti. Dünyadaki teknolojik gelişmelerin sağlık alanında da önemli yenilikleri beraberinde getirdiğini, kişiye özel tedavi uygulamalarının günümüzde ön plana çıktığını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Robotik diz protezi uygulamalarında hastaların bağ dengesi ve anatomik yapılarının ayrıntılı şekilde değerlendirildiğini aktaran Prof. Dr. Ahmet Güney, 'Her hastaya özel cerrahi planlama yapıyoruz. Hatta aynı hastanın iki dizi arasında bile farklılıklar olabiliyor. Robotik teknoloji sayesinde bu farklılıkları tespit ederek kişiye özel uygulamalar gerçekleştirebiliyoruz' diye konuştu.</p>

<p>Fırat Üniversitesi'nde deneyimlerini paylaşmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Prof. Dr. Ahmet Güney, robotik cerrahinin hastaların ameliyat sonrası ağrılarını azaltabildiğini, iyileşme sürecini hızlandırabildiğini ve fonksiyonel sonuçları iyileştirebildiğini, bu yöntemle hasta memnuniyetinin artırılmasının hedeflendiğini, gerçekleştirilen ameliyatların kısa ve uzun dönem sonuçlarının takip edilerek robotik cerrahinin sağladığı avantajların değerlendirileceğini ifade etti.</p>

<p>Robotik diz cerrahisinin bölgeye kazandırılmasının önemli bir adım olduğunu belirten Prof. Dr. Ahmet Güney, teknolojik gelişmelerin ülkenin her noktasındaki hastalarla buluşmasının sağlık hizmetlerinin kalitesini artıracağını, ayrıca Fırat Üniversitesi Hastanesi ile bilgi ve deneyim paylaşımının devam edeceğini belirterek, ihtiyaç duyulduğunda her zaman destek vermeye hazır olduklarını belirti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Elazığ, Sağlık</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/elazig-ve-bolgede-ilk-kez-robotik-diz-protezi-ameliyati-gerceklestirildi</guid>
      <pubDate>Tue, 23 Jun 2026 10:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/06/agency/iha/elazig-ve-bolgede-ilk-kez-robotik-diz-protezi-ameliyati-gerceklestirildi.jpg" type="image/jpeg" length="95999"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gıda Zehirlenmesine Dikkat: "Başvurularımız Ciddi Arttı, Ölüme Götürebilir"]]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/gida-zehirlenmesine-dikkat-basvurularimiz-ciddi-artti-olume-goturebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/gida-zehirlenmesine-dikkat-basvurularimiz-ciddi-artti-olume-goturebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sıcak yaz günlerinde besin zehirlenmelerine yönelik uyarılarda bulunan Acil Tıp Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Özgür Erdoğan, "Besin zehirlenmesi başvurularımız ciddi şekilde arttı. En sık tavuklar, midye gibi ürünlerden zehirlenmeler var. Bulantı, ateşlenme, ishal, baş dönmeniz, tekrarlayan kusma ve benzer şikayetler gelişirse yediğiniz besinle ilgili bir zehirleme düşünmenizi sağlayabilecek belirtiler. Zehirlenme ölüme götürebilir" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarının gelmesiyle birlikte artan hava sıcaklıkları, gıdaların daha hızlı bozulmasına ve zehirlenmelere neden olabiliyor. Özellikle çabuk bozulabilen et, süt, yumurta, tavuk ve deniz ürünleri gibi gıdaların gerekli şartlarda muhafaza edilmemesi, açıkta bekleyen ürünlerin tüketilmesi ve soğuk zincirin korunmaması gibi durumlara karşı uzmanlar her fırsatta uyarılarını yineliyor. Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Tıp Bölümü’nden İdari Sorumlu Prof. Dr. Mehmet Özgür Erdoğan da gıda zehirlenmelerine karşı uyardı. Prof. Dr. Erdoğan, belirtilere ilişkin bilgi verdi, vatandaşlara önemli tavsiyelerde bulundu.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p>

<p>"İshal, baş dönmesi, tekrarlayan kusma"</p>

<p></p>

<p>’Yaz aylarında besin zehirlenmesiyle ilgili riskler katlanarak artıyor’ diyerek sözlerine başlayan Prof. Dr. Mehmet Özgür Erdoğan, "En önemli değişken; sıcakların belirgin şekilde artması ve yiyeceklerin üzerinde bakterilerin hızla çoğalması. Yaz aylarında en çok çekineceğimiz; deniz ürünleri, tavuk ve ilişkili yemekler, açıkta kalmış yiyecekler. Uzun süre dışarıda beklettiğimiz, dolaba koymadığımız, soğuk zincirini bozduğumuz yiyecekler ciddi şekilde besin zehirlenmesi risklerini artırabiliyor. Sokak lezzetlerinde özellikle midyelere dikkat etmek lazım. Tavuk yediniz, birkaç saat sonrasında da bulantınız, kusma şikayetiniz daha sonraki saatlerde ateşlenmeniz, ishaliniz, baş dönmeniz, tekrarlayan kusma ve buna benzer şikayetler gelişirse bu yediğiniz besinle ilgili bir besin zehirlemesi düşünmenizi sağlayabilecek belirtiler" dedi.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>"Zehirlenme ölüme götürebilir"</p>

<p></p>

<p>Zehirlenme düşünüldüğünde gecikmeden hekime başvurulması gerektiğini aktaran Erdoğan, "Geç zehirlenmeler daha sıkıntılı ve sistemik zehirlenmeler olabiliyor. 48-72 saat sonra başladıysa daha ciddi bir zehirlenmeyle karşı karşıya olabileceğinizi düşündürebilecek şeyler, bunlara dikkat etmek lazım. Zehirlenme ölüme götürebilir, götürmese bile çok ciddi şekilde rahatsız ve hasta hale getirebilir. Tavuğu iyi pişirmediğimiz zaman özellikle iç sıcaklığını 75 derecenin üzerine çıkarmadığımız zaman tifoya neden olabilen salmonella dediğimiz kampilobakter dediğimiz ciddi bakteriler çoğalıp ciddi şekilde hastalanmamıza neden olabilir. Basit bir mangal yapıp tifo bile olma ihtimalimiz var. Besinlerin iyi pişirilmesi ayrı bir önem taşıyor. Çocuklar, gebeler, ek hastalıkları olanlar, bağışıklık sistemi baskılanmış olanlar ya da onkoloji tedavisi alan hastalar daha yüksek risk altında, çok daha ağır geçirebiliyorlar" diye konuştu.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>"Besin zehirlenmesi başvurularımız ciddi şekilde arttı"</p>

<p></p>

<p>Zehirlenme kaynaklı başvurulara yönelik konuşan Erdoğan, "Besin zehirlenmesi başvurularımız ciddi şekilde arttı. Hem Tarım ve Orman hem Sağlık Bakanlığı çok ciddi denetimler yapıyor, ciddi şekilde kontrol ediyor. Yediklerimize, içtiklerimize, hijyenlerine dikkat etmeli, bu ürünlerin bayat olmadığından emin olmaya çalışmalıyız. Tedavi noktasında hastayı değerlendiriyoruz, sıvı ihtiyacına, tansiyonu, hayati değerlerini inceledikten sonra gerekliyse kendisine serum takabiliyoruz. Duruma ve hangi besinle ilişkili zehirlenme olduğuna göre tedavi çok değişebiliyor. Örneğin; bir mantar zehirlenmesinde hasta diyalize kadar gidebilir. En sık tavuklar, midye gibi o tür ürünlerden zehirlenmeler var. Her yıl bu zamanlarda belirgin bir pik oluşuyor" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/gida-zehirlenmesine-dikkat-basvurularimiz-ciddi-artti-olume-goturebilir</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 11:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/06/images-2-1.jpg" type="image/jpeg" length="12244"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Op. Dr. Nazlı Yavuzer: "Tedavi Edilmeyen Safra Kesesi Taşları Kanser Riskini Arttırıyor"]]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/op-dr-nazli-yavuzer-tedavi-edilmeyen-safra-kesesi-taslari-kanser-riskini-arttiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/op-dr-nazli-yavuzer-tedavi-edilmeyen-safra-kesesi-taslari-kanser-riskini-arttiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Safra kesesi taşları konusunda önemli bilgiler paylaşan Op. Dr. Nazlı Yavuzer Türe, "afra kesesi taşları zamanında müdahale edilmezse kronik tahriş nedeniyle safra kesesi kanseri gelişme ihtimalini artırır. Yapılan çalışmalar, safra kesesi taşı olan ve tedavi edilmeyen kişilerde kanser riskinin sağlıklı bireylere göre yaklaşık 5-7 kat daha fazla olabileceğini göstermektedir" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Toplumda özellikle 40 yaş üstü kadınlarda sık görülen safra kesesi taşlarının ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğine dikkat çeken Memorial Antalya Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Op. Dr. Nazlı Yavuzer Türe, hastalığın belirtileri, risk faktörleri, tedavi yöntemleri ve beslenme önerileri hakkında açıklamalarda bulundu.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>"Erken tanı ciddi komplikasyonları önlüyor"</p>

<p></p>

<p>Safra kesesi taşlarının uzun süre belirti vermeden ilerleyebildiğini belirten Yavuzer, "Safra kesesi taşları genellikle 40 yaş üstü bireylerde görülür ve uzun süre hiçbir şikayete yol açmadan sessizce ilerleyebilir. İlerleyen evrede ise karnın çeşitli bölgelerine, sırta ve omuza vuran yoğun ağrılar meydana gelebilir. Bu ağrılar bazen kalp krizi semptomlarıyla karıştırılabilir. Bu yüzden erken ve doğru tanı büyük önem taşır. Tedavi geciktirilirse enfeksiyon, tıkanma, sarılık ve pankreatit gibi ciddi komplikasyonlar gelişebilir" dedi.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>40 yaş üstü kadınlar daha fazla risk altında</p>

<p></p>

<p>Fazla kilo ve obezitenin safra kesesi taşı oluşumundaki en önemli nedenlerden biri olduğunu ifade eden Yavuzer, "Safra kesesi taşlarının oluşumunda yaşam tarzı faktörleri belirleyici rol oynar. Özellikle doğurganlık dönemi ve östrojen hormonunun etkisiyle 40 yaş üstü kadınlar daha fazla risk altındadır" diye konuştu.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p>

<p>"Safra kesesi taşı olanlar bu kurallara dikkat etmeli"</p>

<p></p>

<p>Safra kesesi taşı olanlar için beslenme önerilerinde de bulunan Yavuzer, "Az ve sık beslenin: Günde 5-6 küçük öğün tüketin. Büyük öğünler safra kesesini aşırı uyarabilir. Yavaş yiyin ve iyi çiğneyin: Yemekleri acele etmeden tüketin. Lif alımını artırın: Günlük 25-30 gram lif hedefleyin. Lif, safra akışını düzenler ve taş oluşum riskini azaltır. Yağ tüketimini sınırlayın: Özellikle doymuş yağlardan kaçının. Günlük kalorinin yüzde 20-30’u kadar yağ yeterli olabilir; zeytinyağı gibi sağlıklı yağları tercih edin. Bol su için: Günde en az 2-2.5 litre su tüketimi safra kıvamını inceltmeye yardımcı olur. Kilo kontrolü: Fazla kilodan kurtulun ancak düşük kalorili şok diyetlerden uzak durun" dedi.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>"Tedavi edilmeyen taşlar kanser riskini artırıyor"</p>

<p></p>

<p>Tedavi edilmeyen safra kesesi taşlarının kanser riskini artırabileceğini belirten Yavuzer, "Safra kesesi taşları zamanında müdahale edilmezse kronik tahriş nedeniyle safra kesesi kanseri gelişme ihtimalini artırır. Yapılan çalışmalar, safra kesesi taşı olan ve tedavi edilmeyen kişilerde kanser riskinin sağlıklı bireylere göre yaklaşık 5-7 kat daha fazla olabileceğini göstermektedir. Özellikle 3 cm’den büyük taşlarda bu risk 10 kata kadar çıkabilir. Safra kesesi kanseri, diğer birçok kanser türüne kıyasla daha agresif seyredebildiği için erken önlem almak hayati öneme sahiptir" ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>Kapalı cerrahi altın standart tedavi yöntemi</p>

<p></p>

<p>Laparoskopik cerrahinin günümüzde altın standart tedavi yöntemi olarak kabul edildiğini aktaran Yavuzer, "Safra kesesi taşları genellikle ağır ve yağlı yemeklerden sonra belirginleşen şiddetli ağrı, şişkinlik, hazımsızlık ve mide rahatsızlıkları ile kendini belli eder. Tanı aşamasında ultrasonografi ile taşın sayısı ve büyüklüğü netleştirilir. Günümüzde bu hastaların büyük ekseriyâ altın standart olarak kabul edilen laparoskopik (kapalı) cerrahi uygulanmaktadır. Safra kesesinin alınması, hastanın günlük yaşam kalitesini olumsuz etkilemez" dedi.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>"Kapalı ameliyatla ertesi gün taburcu olmak mümkün"</p>

<p></p>

<p>Hastaların kısa sürede günlük yaşamlarına dönebildiğini söyleyen Yavuzer, "Safra kesesinde taş tespit edilen kişilerde gecikmeden ameliyat önerilir. Küçük kesilerden gerçekleştirilen laparoskopik işlem sayesinde ameliyat süresi genellikle 30 dakikanın altında kalır. Hastanede kalış süresi kısalır ve iyileşme süreci hızlanır. Sabah ameliyat olan birçok hasta ertesi gün taburcu olup iş ve sosyal hayatına dönebilir. Bu yöntem, hasta konforunu önemli ölçüde artıran modern bir yaklaşımdır" diye konuştu.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>Ameliyat sonrası ilk 2-3 ay beslenmeye dikkat</p>

<p></p>

<p>Ameliyat sonrası beslenmeye de dikkat edilmesi gerektiğini belirten Yavuzer, "Ameliyattan sonra safra doğrudan bağırsağa aktığı için ilk 2-3 ay daha dikkatli olunmalıdır. Çoğu hasta zamanla normal beslenmeye döner. İlk günlerde sıvı ve yumuşak gıdalarla başlayın. Yağlı besinleri yavaş yavaş artırın; ishal veya şişkinlik olursa azaltın. Lif alımını kademeli yükseltin. Yumurta, kahve, süt ürünleri gibi potansiyel tetikleyicileri doktor kontrolünde deneyin" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/op-dr-nazli-yavuzer-tedavi-edilmeyen-safra-kesesi-taslari-kanser-riskini-arttiriyor</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 11:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-18-113746.png" type="image/jpeg" length="84198"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Aytaç: 'MS Hastalığı, Sıcağa Karşı Çok Hassastır']]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/prof-dr-aytac-ms-hastaligi-sicaga-karsi-cok-hassastir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/prof-dr-aytac-ms-hastaligi-sicaga-karsi-cok-hassastir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Havaların ısınmasıyla birlikte uyarılarda bulunan Prof. Dr. Emrah Aytaç, 'Nörolojik hastalıklar içerisinde özellikle MS hastalı, sıcağa karşı çok hassastır. Aşırı sıcak havalarda MS hastalarının klinik bulgularının daha da kötüleşmesine ve yalancı atak bulguları benzeri bulguların oluşmasına neden oluyor' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Havaların ısınmasıyla birlikte uyarılarda bulunan Prof. Dr. Emrah Aytaç, 'Nörolojik hastalıklar içerisinde özellikle MS hastalı, sıcağa karşı çok hassastır. Aşırı sıcak havalarda MS hastalarının klinik bulgularının daha da kötüleşmesine ve yalancı atak bulguları benzeri bulguların oluşmasına neden oluyor' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Fırat Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Emrah Aytaç, sıcak havalarda nörolojik hastalıkları bulunan kişilerin dikkat etmesi gereken hususlar hakkında bilgiler verdi.</p>

<p>Prof. Dr. Emrah Aytaç, 'Beynimiz vücudumuzda en fazla enerji harcayan organ ve en karmaşık dokulardan bir tanesidir. Bu nedenle çevresel değişikliklere karşı, özellikle ısı değişikliklerine karşı oldukça hassas bir organdır. Aşırı sıcak havalar sinir iletiminde yavaşlamaya ve beyin içerisindeki hücreler arası dengenin bozulmasına neden oluyor. Buda nörolojik hastalıkların olumsuz yönde etkilenmesine neden oluyor. Nörolojik hastalıklar içerisinde özellikle MS hastalı, sıcağa karşı çok hassastır. Aşırı sıcak havalarda MS hastalarının klinik bulgularının daha da kötüleşmesine ve yalancı atak bulguları benzeri bulguların oluşmasına neden oluyor. Baş ağrısı, aşırı sıcak havalarda susuz kalmaya bağlı olarak migren ataklarında sıklaşma, inme hastalarının sıcak havalar ile birlikte inme semptom ve bulgularının artmasına, susuz kalma ile beraber inme geçiren hastaların tekrardan inme geçirmesine yol açıyor' diye konuştu.</p>

<p>Sıcak havaların Alzheimer tipi demans hastalarında demansif bulguların, halüsinasyonların, bilişsel fonksiyonların azalmasına neden olduğunu aktaran Prof. Dr. Emrah Aytaç, 'Bu yüzden beyin sağlığımızı koruma amaçlı özellikle nörolojik hastalığı olan kişilerin çok daha fazla dikkatli olmaları gerekiyor. Yazın sıcak aylarında nörolojik hastalığı olan kişilerin 11.00 ile 16.00 saatleri arasında mümkün oldukça dışarı çıkmamaları, serin yerde istirahat etmeleri öneriyoruz. Bunların dışında günlük 2,5-3 litre alacak şekilde su tüketimini arttırmaları gerekiyor. Çay ya da kahve, su yerine geçmediğinin bilinmesi gerekiyor. Günlük alınabildiği kadar bol su tüketilmesi gerekiyor. Nörolojik hastalığı olan kişilerin özellikle sıcak havalarda sıvı ihtiyaçlarını rahatlıkla karşılayabilecekleri gıdalarla beslenmeleri gerekiyor. Özellikle yaşlı bireyler, sıcak havalarda yalnız bırakılmaması gerekiyor. Evlerin sık sık havalandırılıp sıcak havaya maruz bırakılmaması gerekiyor' şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/prof-dr-aytac-ms-hastaligi-sicaga-karsi-cok-hassastir</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 09:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/06/agency/iha/prof-dr-aytac-ms-hastaligi-sicaga-karsi-cok-hassastir.jpg" type="image/jpeg" length="28694"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Basit Önlemlerle Polen Alerjisi Şikayetlerini Azaltmak Mümkün]]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/basit-onlemlerle-polen-alerjisi-sikayetlerini-azaltmak-mumkun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/basit-onlemlerle-polen-alerjisi-sikayetlerini-azaltmak-mumkun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk İmmünolojisi ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Dr. Veysel Karakulak, alerjik çocuklarda polen mevsiminde alınacak basit önlemlerin yaşam kalitesini önemli ölçüde artırabileceğini belirterek, "Polen yoğunluğunun yüksek olduğu sabah erken saatlerde ve öğle saatlerinde mümkün olduğunca dışarı çıkılmamalıdır.Çocukların dışarı çıkarken güneş gözlüğü kullanması, özellikle çayır ve çimenlerin yoğun olduğu alanlarda maske takması faydalı olabilir dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>İlkbahar ve yaz aylarında havaya yayılan polenler, çocuklarda alerjik şikayetlerin artmasına neden oluyor. Burun akıntısı, sürekli hapşırık, gözlerde kaşıntı ve sulanma gibi belirtiler çoğu zaman soğuk algınlığıyla karıştırılabiliyor. Uzmanlar ise özellikle alerjik çocuklarda polen mevsiminde alınacak basit önlemlerin yaşam kalitesini önemli ölçüde artırabileceğini belirtiyor.</p>

<p></p>

<p>Medical Park Seyhan Hastanesi Çocuk İmmünolojisi ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Dr. Veysel Karakulak, polen alerjisinin bağışıklık sisteminin havadaki polenlere aşırı tepki vermesi sonucu ortaya çıktığını söyledi.</p>

<p></p>

<p>"Polenler sadece burunu değil, gözleri ve akciğerleri de etkileyebiliyor"</p>

<p></p>

<p>Polen alerjisinin özellikle ilkbahar, yaz ayları ve sonbaharın başlangıcında sık görüldüğünü belirten Uzm. Dr. Karakulak, "Çayır, çimen, ot ve ağaçların ürettiği polenler solunum yoluyla vücuda girerek alerjik reaksiyonlara neden olur. Bağışıklık sistemi polenleri zararlı bir madde olarak algılar ve histamin gibi kimyasallar salgılayarak çeşitli belirtilere yol açar. Bu durum halk arasında saman nezlesi ya da alerjik rinit olarak bilinir. Polenler aynı zamanda alerjik göz nezlesine ve astım ataklarına da neden olabilir" diye konuştu.</p>

<p></p>

<p>Polen alerjisi olan çocuklarda burun akıntısı ve tıkanıklığı, sık hapşırık, gözlerde sulanma, kaşıntı ve kızarıklık, öksürük ile hırıltılı solunum gibi şikayetlerin arttığını belirten Uzm. Dr. Karakulak, belirtilerin polen yoğunluğunun arttığı dönemlerde daha belirgin hale geldiğini ifade etti.</p>

<p></p>

<p>"Polenden tamamen kaçmak mümkün değil ama maruziyet azaltılabilir"</p>

<p></p>

<p>Alerji belirtilerini kontrol altına almanın ilk adımının polen maruziyetini azaltmak olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Karakulak, ailelere şu önerilerde bulundu:</p>

<p></p>

<p>"Polen yoğunluğunun yüksek olduğu sabah erken saatlerde ve öğle saatlerinde mümkün olduğunca dışarı çıkılmamalıdır. Rüzgarlı günlerde açık havada uzun süre kalınmamalıdır. Çocukların dışarı çıkarken güneş gözlüğü kullanması, özellikle çayır ve çimenlerin yoğun olduğu alanlarda maske takması faydalı olabilir. Uzun kollu kıyafetler ve şapka kullanımı da polenlerin cilt ve saçlara tutunmasını azaltır."</p>

<p></p>

<p>"Eve dönüşte kıyafet değiştirilmeli"</p>

<p></p>

<p>Polenlerin fark edilmeden ev ortamına taşınabildiğini dile getiren Uzm. Dr. Karakulak, "Dışarıdan eve dönüldüğünde kıyafetler değiştirilmeli, mümkünse duş alınmalıdır. Polenlerin çamaşırlara yapışmasını önlemek için kıyafetler açık havada kurutulmamalıdır. Evde pencerelerin uzun süre açık bırakılmaması ve hava filtrelerinden yararlanılması da polen yükünü azaltmaya yardımcı olur" ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p>"Açık hava oyunları tamamen yasaklanmamalı"</p>

<p></p>

<p>Polen alerjisi olan çocukların açık havada vakit geçirmesinin tamamen engellenmemesi gerektiğine değinen Uzm. Dr. Karakulak, doğru saatlerin tercih edilmesinin önemli olduğunu söyledi.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzm. Dr. Karakulak, "Çocuklar fiziksel aktivite ve sosyal gelişim açısından açık havada zaman geçirmeye ihtiyaç duyarlar. Polen yoğunluğunun daha düşük olduğu akşam saatlerinin tercih edilmesi, belirtilerin azaltılmasına yardımcı olabilir" dedi.</p>

<p></p>

<p>"Klima doğru kullanılırsa faydalı olabilir"</p>

<p></p>

<p>Yaz aylarında klima kullanımının alerjik çocuklar için çoğu zaman endişe kaynağı olduğunu belirten Uzm. Dr. Karakulak, "Doğru kullanıldığında klimanın fayda sağlayabilir. Klimalar havadaki polen ve ev tozu akarlarının filtrelenmesine yardımcı olabilir. Aynı zamanda sıcaklık ve nemi dengeleyerek çocukların daha rahat nefes almasını sağlar. Ancak filtrelerin düzenli temizlenmemesi durumunda polenler ve diğer alerjenler ortama yeniden yayılabilir. Bu da alerjik şikayetlerin artmasına yol açabilir. Klima kullanımında ideal ortam sıcaklığı 23-25 derece arasında olmalıdır. Cihaz doğrudan çocuğun üzerine üflememesi gerekir. Ayrıca ortam neminin yüzde 40-50 seviyelerinde tutulması solunum yollarının korunması açısından önemlidir" dedi.</p>

<p></p>

<p>"Polen alerjisi ateş yapmaz"</p>

<p></p>

<p>Polen alerjisinin sık sık soğuk algınlığıyla karıştırıldığına dikkat çeken Karakulak, iki durum arasında önemli farklar bulunduğunu belirtti.</p>

<p></p>

<p>Uzm. Dr. Karakulak, "Polen alerjisinde yoğun kaşıntı, sık hapşırık ve göz belirtileri ön plandadır. Ateş ve yaygın vücut ağrıları görülmez. Soğuk algınlığı ise viral enfeksiyon kaynaklıdır, bulaşıcıdır ve genellikle bir hafta içinde düzelir. Alerjik belirtiler ise polen maruziyeti sürdüğü sürece haftalar hatta aylar boyunca devam edebilir" diye konuştu.</p>

<p></p>

<p>Hangi durumlarda uzmana başvurulmalı?</p>

<p></p>

<p>Polen alerjisinin çocukların günlük yaşamını olumsuz etkileyebildiğini söyleyen Uzm. Dr. Karakulak, "Belirtiler çocuğun uyku düzenini bozuyor, okul başarısını etkiliyor veya yaşam kalitesini düşürüyorsa mutlaka bir çocuk alerji ve immünoloji uzmanına başvurulmalıdır. Gerekli durumlarda alerji testleri yapılabilir ve uygun tedavi planlanabilir" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/basit-onlemlerle-polen-alerjisi-sikayetlerini-azaltmak-mumkun</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 15:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/06/912146.jpg" type="image/jpeg" length="64312"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Elazığ Belediyesi’nden Ot ve Haşerelere Karşı Koordineli Mücadele]]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/elazig-belediyesinden-ot-ve-haserelere-karsi-koordineli-mucadele</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/elazig-belediyesinden-ot-ve-haserelere-karsi-koordineli-mucadele" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Elazığ Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü ile Park ve Bahçeler Müdürlüğü’nün koordineli şekilde yürüttüğü çalışmalar, kent genelinde ot ve haşere kaynaklı sorunların azaltılmasına önemli katkı sağlıyor. Vatandaşların daha sağlıklı ve temiz bir çevrede yaşamalarını hedefleyen uygulamalar, kamuoyunda takdirle karşılanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Elazığ Belediyesi, yaz mevsimiyle birlikte artış gösteren haşere popülasyonu ve kontrolsüz otlanmaya karşı çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Veteriner İşleri Müdürlüğü ile Park ve Bahçeler Müdürlüğü’nün eş zamanlı ve koordineli olarak yürüttüğü çalışmalar kapsamında, şehir genelinde ot temizliği ve ilaçlama faaliyetleri gerçekleştiriliyor.<br />
Park ve Bahçeler Müdürlüğü ekipleri tarafından parklar, yeşil alanlar, refüjler, boş arsalar ve kamuya açık alanlarda ot biçme ve temizlik çalışmaları yürütülürken, Veteriner İşleri Müdürlüğü ekipleri ise haşere ve zararlıların üreme alanlarının azaltılmasına yönelik ilaçlama faaliyetlerini sürdürüyor.<br />
Özellikle yağışların ardından hızla büyüyen yabani otların, çeşitli haşere türleri için uygun yaşam alanları oluşturduğu bilinirken, iki müdürlüğün koordineli çalışması sayesinde hem görüntü kirliliğinin önüne geçiliyor hem de haşere kaynaklı olumsuzlukların minimum seviyeye indirilmesi hedefleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="I M G 20260613 W A0031" class="detail-photo img-fluid" height="1200" src="https://elazigbultencom.teimg.com/elazigbulten-com/uploads/2026/06/i-m-g-20260613-w-a0031.jpg" width="1600" /><br />
Kent genelinde planlı bir program dahilinde sürdürülen çalışmalarla vatandaşların yaşam kalitesinin artırılması amaçlanırken, çevre ve halk sağlığının korunmasına yönelik önemli adımlar atılıyor. Elazığ Belediyesi’nin ilgili birimleri tarafından yürütülen bu ortak çalışma modeli, şehir temizliği ve halk sağlığı açısından örnek uygulamalar arasında gösteriliyor.<br />
Şehrin daha sağlıklı, daha temiz ve yaşam standartları daha yüksek bir yapıya kavuşması amacıyla sürdürülen çalışmaların yaz boyunca kesintisiz devam edeceği belirtilirken, belediye ekiplerinin sahadaki koordinasyonu vatandaşlar tarafından da memnuniyetle karşılanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre, Elazığ, Sağlık, Sağlık, Elazığ, Sağlıklı Yaşam</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/elazig-belediyesinden-ot-ve-haserelere-karsi-koordineli-mucadele</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 21:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/06/i-m-g-20260613-w-a0020.jpg" type="image/jpeg" length="75584"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Elazığ Belediyesi Haşereyle Mücadelede Çalışmalarını Aralıksız Sürdürüyor]]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/elazig-belediyesi-hasereyle-mucadelede-calismalarini-araliksiz-surduruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/elazig-belediyesi-hasereyle-mucadelede-calismalarini-araliksiz-surduruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Elazığ Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü ekipleri, kent genelinde haşere ve sokak ilaçlama çalışmalarına yoğun şekilde devam ediyor. Yağışların ilaçların etkisini azaltması nedeniyle birçok mahallede yeniden ilaçlama yapılırken, ot yoğunluğuna bağlı olarak artış gösteren üvez sinekleriyle mücadele de sürdürülüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Elazığ Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü ekipleri, yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte kent genelinde haşere ve vektörlerle mücadele çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.<br />
Şehrin farklı noktalarında gerçekleştirilen ilaçlama faaliyetleri kapsamında sokaklar, parklar, yeşil alanlar, dere yatakları ve vatandaşların yoğun olarak kullandığı bölgelerde düzenli uygulamalar yapılıyor. Uzman ekipler tarafından kullanılan ilaçların normal şartlarda uygulamanın ardından yaklaşık 15 gün süreyle etkisini koruduğu belirtilirken, son dönemde etkili olan yağışların ilaçların etkinlik süresini önemli ölçüde azalttığı kaydedildi.</p>

<p><img alt="I M G 20260613 W A0019" class="detail-photo img-fluid" height="1600" src="https://elazigbultencom.teimg.com/elazigbulten-com/uploads/2026/06/i-m-g-20260613-w-a0019.jpg" width="900" /><br />
Yağmur ve diğer meteorolojik koşullar nedeniyle ilaçların etkisini yitirmesinin ardından ekipler, vatandaşların mağduriyet yaşamaması için birçok mahallede yeniden ilaçlama çalışması gerçekleştirdi. Kent genelinde planlı şekilde yürütülen çalışmaların, hava şartları dikkate alınarak periyodik olarak devam ettiği bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Halk dilinde Üvez (Yaprak afidi ) bitkilerin taze sürgün ve özsularıyla beslenen, çok küçük böceklerdir. Hızla çoğalarak .Genellikle yeşil veya siyah renkte olurlar. Her dişi yaprak afidi 20-30 gün boyunca ürer ve 60-100 canlı nimf doğurur. Nimfler yetişkinlere benzer ancak daha küçüktür. Nimfler nemli havalarda olgunlaşır ve sıcaklıklarda yüksek olduğunda bir hafta içinde yavrular üretebilirler.<br />
Öte yandan ilkbahar ve yaz döneminde artan yağışlar nedeniyle yeşil alanlarda ot yoğunluğunun yükselmesi, halk arasında “üvez” olarak bilinen küçük sineklerin çoğalmasına neden oldu. Özellikle yeşil alanların bulunduğu bölgelerde görülen sinek yoğunluğunu azaltmak amacıyla Veteriner İşleri Müdürlüğü ekipleri tarafından kapsamlı mücadele programı uygulanıyor.<br />
Ekipler, üvez sineklerinin üreme alanlarını tespit ederek gerekli ilaçlama çalışmalarını sürdürürken, larva mücadelesi ve çevresel önlemlerle de sorunun önüne geçilmesi hedefleniyor. Elazığ Belediyesi, halk sağlığını korumaya yönelik çalışmalar kapsamında haşere ve sineklerle mücadeleyi yaz boyunca aralıksız sürdürecek.<br />
Vatandaşların talepleri ve saha incelemeleri doğrultusunda ilaçlama programlarının güncellendiği belirtilirken, ekiplerin şehir genelinde yoğun mesai harcadığı ifade edildi. Belediye yetkilileri, özellikle yağışların ardından ortaya çıkabilecek haşere yoğunluğuna karşı gerekli tüm tedbirlerin alınmaya devam edildiğini bildirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre, Çevre, Elazığ, Genel, Elazığ, Sağlık</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/elazig-belediyesi-hasereyle-mucadelede-calismalarini-araliksiz-surduruyor</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 21:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/06/i-m-g-20260613-w-a0018.jpg" type="image/jpeg" length="49443"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzman Psikolog Yıldız: 'Sınava girecekler başarısız olacakmış gibi kaygıyı arttırıyorlar']]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/uzman-psikolog-yildiz-sinava-girecekler-basarisiz-olacakmis-gibi-kaygiyi-arttiriyorlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/uzman-psikolog-yildiz-sinava-girecekler-basarisiz-olacakmis-gibi-kaygiyi-arttiriyorlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[LGS ve YKS sınavlarına kısa bir süre kala kala öğrencilere önemli tavsiyelerde bulunan Uzman Psikolog Esma Yıldız, 'Belirli düzeyde kaygı motivasyoneldir ancak, o kaygıyı ileriye taşıdığımız zaman kişiyi olumsuz yönde etkileyip başarısızlığa sürüklemektedir' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>LGS ve YKS sınavlarına kısa bir süre kala kala öğrencilere önemli tavsiyelerde bulunan Uzman Psikolog Esma Yıldız, 'Belirli düzeyde kaygı motivasyoneldir ancak, o kaygıyı ileriye taşıdığımız zaman kişiyi olumsuz yönde etkileyip başarısızlığa sürüklemektedir' dedi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Elazığ Medilines Hastanesi Klinik Psikolog Esma Yıldız, LGS ve YKS sınavına girecek olan öğrencilere önemli uyarılarda bulundu. Yıldız, 'Öğrencilerin son günlerde tekrar etmelerini ve var olan bilgilerini pekiştirmeleri gerekiyor. En önemlisinin ise sınava girecek olanlara sonuç odaklı değil çözüm odaklı yaklaşılması ve şartsız destek olmaları gerekmektedir' ifadelerini kullandı. </p><p>Sınav kaygısı öğrencilerin yoğun endişe yaşadığı dönem olduğunu belirten Uzman Psikolog Esma Yıldız, 'Bu endişe dönemi hafıza, dikkat ve performansı olumsuz yönde etkiliyor. Belirli düzeyde kaygı motivasyoneldir bizi ilerletebilir ancak, o kaygı ileriye taşıdığımız zaman kişiyi olumsuz yönde etkileyip başarısızlığa sürüklemektedir. Belirtileri çarpıntı, titreme terleme ve mide rahatsızlığı görülür. En önemlisi ise dikkat dağınıklığı ve hafıza güçlüğüdür. Kişiler başarısız olacakmış gibi hissedip kaygıyı arttırıyorlar. Öğrencilere önerilerimiz son günlerde tekrar etmelerini istiyoruz. Var olan bilgilerini pekiştirmelerini istiyoruz. Uykuya yönelik uyku düzenlerini korumalarını istiyoruz. En önemlisi nefes teknikleri gibi rahatlatıcı tekniklerden yararlanmalarını istiyoruz. Ailelere önerilerimiz ise çocuklarını kesinlikle başka insanlarla kıyaslamamaları gerekiyor. Onlara sonuç odaklı değil çözüm odaklı yaklaşmaları gerekiyor. En önemlisi de şartsız destek olmaları gerekmektedir. Bu süreçte biz çocukların kaygılarını indirgemiyoruz motivasyonel olan düzgün düzeyde bekletiyoruz' diye konuştu. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Elazığ, Sağlık, Sağlık, Elazığ</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/uzman-psikolog-yildiz-sinava-girecekler-basarisiz-olacakmis-gibi-kaygiyi-arttiriyorlar</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 09:53:21 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/06/agency/iha/uzman-psikolog-yildiz-sinava-girecekler-basarisiz-olacakmis-gibi-kaygiyi-arttiriyorlar.jpg" type="image/jpeg" length="76755"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
