<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Elazığ Bülten</title>
    <link>https://www.elazigbulten.com</link>
    <description>Elazığ'ın Objektif ve Bağımsız Haber Sitesi</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.elazigbulten.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 05 May 2026 05:46:05 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Bel ağrısının ilacı planlı hareket]]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/bel-agrisinin-ilaci-planli-hareket</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/bel-agrisinin-ilaci-planli-hareket" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kas ve iskelet sistemi hastalıkları arasında en sık rastlanan şikayetlerin başında gelen bel ağrıları, modern yaşamın getirdiği hareketsizlik ve yanlış duruş alışkanlıklarıyla tetikleniyor. Burtom Biyofiz Nilüfer Tıp Merkezi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Kemal Kayserili, bel sağlığını korumada ve mevcut ağrıların tedavisinde "egzersiz" faktörünün hayati önemine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Egzersizi, düzenli olarak yapılan tekrarlı ve planlı fiziksel aktivite olarak tanımlayan Dr. Kemal Kayserili, bu sürecin sağlıklı yaşam için spor yapmakla eşdeğer olduğunu belirtti. Bel ağrısı ile kas dengesi arasındaki ilişkiye değinen Kayserili, "Egzersiz, hem bel ağrısının tedavisinde önemlidir hem de bel ağrısını önlemede. Şöyle ki nedeni ne olursa olsun, belde ağrı varsa bunun nedeni veya sonucu olarak bozulmuş bir kas dengesi var demektir. Kişiye göre seçilen hareketlerle kısalmış ve gerilmiş kaslar esnetilmeli, güçsüz kalmış kaslar da kuvvetlendirilmelidir" diye konuştu.</p>

<p></p>

<p>Kademeli geçiş ve süreklilik şart</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tedavi sürecinde izlenmesi gereken yöntemi açıklayan Dr. Kayserili, egzersizlerin ağrı sınırını aşmaması gerektiğini vurgulayarak, "İlk aşamada ağrıya neden olmayan egzersizler seçilmeli ve her gün yapılmalı, tekrar sayıları ve çeşitleri giderek arttırılmalıdır. Duruş, oturuş bozuklukları olan kişide, belini zorlayacak şekilde çalışan ve hareket edenlerde, sedanter yaşayanlarda izlenecek düzenli bir egzersiz programı da bel ağrısını önleyecektir" dedi.</p>

<p></p>

<p>Ameliyat sonrası dönemde egzersizin rolü</p>

<p></p>

<p>Bel sağlığında cerrahi müdahale gerektiren durumlarda dahi egzersizin ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Dr. Kemal Kayserili; omurlarda kayma, bel fıtığı ve kanal darlığı gibi operasyonlardan sonra hastaların mutlaka egzersize başlaması gerektiğini ifade etti. Egzersizlerin sıklığı konusunda öneride bulunan Burtom Biyofiz Nilüfer Tıp Merkezi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Kemal Kayserili, kas hafızası ve güç artışının korunması için zamanlamanın önemini şu sözlerle aktardı:</p>

<p></p>

<p>"Egzersiz uygulanmasının, başlangıçta her gün ve günde 2 kez yapılması uygundur. Sonrasında hekim değerlendirmesi ile gün aşırı veya haftada 3 gün şeklinde de devam edilebilir. Ama 2 egzersiz seansı (günü) arası 72 saati geçmemelidir ki kaslarda sağlanan olumlu etkiler esneklik ve güç artışı kaybolmasın."</p>

<p></p>

<p>Son olarak, egzersizlerin doğru uygulanması konusunda önemli bir uyarıda bulunan Dr. Kemal Kayserili, "Düzenlenen bel egzersizleri hekim veya eğitimli sağlık personeli eşliğinde anlatılmalı, gösterilmeli ve hastanın egzersizleri nasıl yaptığı gözlenmelidir" ifadesini kullandı.<br />
<br />
<img alt="" height="734" src="https://elazigbultencom.teimg.com/elazigbulten-com/uploads/2026/05/20260504aw696891.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1080" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/bel-agrisinin-ilaci-planli-hareket</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 11:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/05/4578999-1.jpg" type="image/jpeg" length="80278"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İnsülin Direnci Tartı İle Ölçülemez]]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/insulin-direnci-tarti-ile-olculemez</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/insulin-direnci-tarti-ile-olculemez" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[En temel tanımıyla vücuttaki şeker (glukoz) trafiğini yöneten insülin hormonu, kandaki şeker seviyesini düzenlemeye ve vücudun ihtiyacı olan enerjiyi almasına yardımcı olur. Ancak bazı kişilerde bu durum olması gerektiği gibi işlemeyebiliyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Hücrelerin insülin sinyaline gereken yanıtı vermemesi sonucu kan şekerinin yükselmesiyle oluşan tablo insülin direnci olarak adlandırılıyor. Bu tablonun oluşmasında çeşitli nedenler olabileceği gibi genetik faktörlerin de olabildiğini aktaran Medicana International İzmir Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, insülin direncinin neden olduğu hastalıklara dikkat çekti. Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, "Her ne kadar insülin direnci çoğunlukla fazla kilo ile ilişkilendirilse de, normal kilolu hatta zayıf bireylerde de ortaya çıkabilir. Bunun nedeni sadece kilo değil; genetik yatkınlık, hareketsiz yaşam tarzı, düzensiz beslenme ve özellikle karın bölgesinde (visseral) yağlanma gibi faktörlerdir" diyerek uyardı.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>İnsülin direnci metabolik bir bozukluktur</p>

<p></p>

<p>İnsülin direnci, hücrelerin insüline verdiği yanıtın azalması sonucu ortaya çıkan metabolik bir bozukluk olduğunu aktaran Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, "Bu durumda insülin, kandaki glukozu hücre içine taşımakta yetersiz kalır. Özellikle kas ve yağ dokusunda insülinin etkisinin azalması, hücre içine glukoz alımını düşürür. Bunun sonucunda hücreler enerji üretimi için gerekli glukozu yeterince kullanamazken, glukoz kanda birikerek kan şekeri düzeyinin yükselmesine neden olabilir. Bu durum, hücre içi düzeyde göreceli bir enerji eksikliği ile birlikte sistemik hiperglisemiye yol açabilir" dedi. İnsülin direnci sonucu karaciğer yağlanması, hızlı ya da aşırı kilo alma ve bel çevresinde kalınlaşma gibi sorunlarla karşılaşılabileceğini aktaran Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, "Ayrıca sık tatlı yeme isteği ve karbonhidrat tüketimi sonrası ortaya çıkan uyku hali ve yorgunluk da önemli belirtiler arasındadır. Bu bulguların birlikte görülmesi, insülin direnci açısından değerlendirme yapılmasını gerektirebilir" sözlerini kaydetti.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>Zayıf kişilerde de insülin direnci görülebilir</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Sadece kilosu olan kişilerin karşılaştığı bir sorun olarak görülen insülin direncinin zayıf kişilerde de görülebildiğini aktaran Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, "Her ne kadar insülin direnci çoğunlukla fazla kilo ile ilişkilendirilse de, normal kilolu hatta zayıf bireylerde de ortaya çıkabilir. Bunun nedeni sadece kilo değil; genetik yatkınlık, hareketsiz yaşam tarzı, düzensiz beslenme ve özellikle karın bölgesinde (visseral) yağlanma gibi faktörlerdir. Bu kişiler dışarıdan zayıf görünse bile, metabolik olarak risk taşıyabilir. Bu nedenle sadece kiloya bakarak değerlendirme yapmak yeterli değildir; gerekli durumlarda kan testleriyle insülin direnci araştırılmalıdır" ifadelerini kullandı. Öte yandan insülin direncinin neden olabileceği hastalıkları sıralayan Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, "İnsülin direnci, karaciğerin normalden fazla yağ (VLDL kolesterol) üretmesine yol açar. Bu durum hem karaciğer yağlanmasına (MASH) hem de kanda LDL (kötü kolesterol) seviyesinin artmasına neden olabilir. Kandaki LDL’nin yükselmesi ise damar duvarlarında plak oluşumunu hızlandırabilir. Bu plaklar zamanla damarların daralmasına yol açarak ateroskleroz gelişimini tetikleyebilir ve yüksek tansiyon (hipertansiyon) riskini artırabilir" açıklamasını yaptı.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>Günlük kalori alımını azaltın</p>

<p></p>

<p>İnsülin direncine karşı günlük kalori (kcal) alımını 300- 500 kcal azaltmanı faydalı olabileceğini aktaran Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, "Günlük kalori alımını azaltmak, uzun vadede kilo kontrolünü sağlayarak insülin direncini düşürebilir. Kilo kaybı, trigliserid düzeylerinde yüzde 20-30 oranında azalma ve HDL-kolesterolde artış sağlayabilir. Özellikle kilolu veya obez bireylerde vücut ağırlığında yüzde 5 civarında bir azalma bile insülin direncini azaltmak için yeterli olabiliyor. Bu nedenle diyabet riski taşıyanlara kilo verme önerilir. Sağlıklı beslenme, haftada 25-30 kilometre yürüyüş veya eşdeğeri aerobik hareketler; aşikar diyabeti olanlarda ise farmokolojik tedaviler, insulin direncini geri döndürebilir" dedi. Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, insülin direnci tanısının nasıl konulduğuna ilişkin de bilgi vererek, şu sözleri kaydetti:</p>

<p></p>

<p>"İnsülin direncinin değerlendirilmesinde en sık açlık kan şekeri ve açlık insülin düzeyi ölçülür; gerekli durumlarda şeker yükleme testi (OGTT) yapılır. Ayrıca HbA1c (son 3 aylık ortalama kan şekeri) ile kolesterol ve trigliserid gibi kan yağları da tabloyu desteklemek amacıyla incelenir. Sonuç olarak tanı; laboratuvar testleri ile birlikte hastanın kilo durumu, bel çevresi ve klinik belirtileri birlikte değerlendirilerek konur."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/insulin-direnci-tarti-ile-olculemez</guid>
      <pubDate>Fri, 01 May 2026 11:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/05/1803692.jpg" type="image/jpeg" length="94458"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Baharla Birlikte Gelen Kabus]]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/baharla-birlikte-gelen-kabus</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/baharla-birlikte-gelen-kabus" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bahar aylarının etkisini göstermesiyle birlikte polen kaynaklı şikayetlerde artış yaşanırken, uzmanından önemli uyarılar geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bahar ayının gelmesi ile birlikte polen kaynaklı şikayetlerde artış yaşanıyor. Özellikle hapşırık, burun akıntısı, göz kaşıntısı gibi şikayetler soğuk algınlığı belirtileri ile karıştırılıyor. Düzce Atatürk Devlet Hastanesi’nde görev yapan Doktor Sinan Özdemir, bahar aylarında ağaçların çiçek açmasıyla birlikte polen yoğunluğunun arttığını belirterek, "Bahar aylarının gelmesi ile birlikte ağaçlar çiçek açıyor. Polen artışı oluyor bir de mevsim geçişleri var. Bununla alakalı üst solunum yolu enfeksiyonu dediğimiz burun akıntısı, hapşırık veya halsizlik durumları olabiliyor" dedi.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>"Mevsim geçişleri direnci düşürüyor"</p>

<p></p>

<p>Özdemir, ani hava değişimlerinin bağışıklık sistemini olumsuz etkilediğine dikkat çekerek, "Bunlar mevsimle beraber gelen bir şey. Vücut bir gün sıcak bir gün soğuk oluyor ve direnç düşüklüğü olabiliyor. Polenlere karşı kişinin alerji özgeçmişi olabiliyor. Eğer hastanın ateşi oluyorsa, bu ateş üç günden fazla sürüyorsa, burun akıntısına nefes darlığı eşlik ediyorsa en yakın acil servise kişi başvurmalı" ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>Alerjisi olanlar ne yapmalı?</p>

<p></p>

<p>Polen alerjisi bulunan vatandaşların öncelikle aile hekimine başvurması gerektiğini söyleyen Özdemir, "Polen alerjisi olanların acil servise başvurmasına gerek yok açıkçası. Genelde gözlerde yaşarma, burun akıntısı, aksırık gibi semptomlar oluşuyor. Kişiler kendileri de bildikleri için bu durumlarda aile hekimlerine giderlerse gerekli tedaviler uygulanacaktır" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/baharla-birlikte-gelen-kabus</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 11:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/04/20260429aw693700.jpg" type="image/jpeg" length="19121"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diz Protezi Her Zaman Kalıcı Mı?]]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/diz-protezi-her-zaman-kalici-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/diz-protezi-her-zaman-kalici-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nev Sağlık Grubu Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Op. Dr. Murat Altıntaş, revizyon diz protezinin hangi durumlarda uygulandığını ve ameliyat sürecinin nasıl ilerlediğini anlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Diz protezinde zaman içinde oluşabilecek enfeksiyon, gevşeme veya dengesizlik gibi durumlar ikinci bir ameliyatı gerekli kılabilir" diyen Nev Sağlık Grubu Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Op. Dr. Murat Altıntaş, revizyon diz protezi hakkında açıklamalarda bulundu.</p>

<p></p>

<p>Revizyon diz protezi nedir?</p>

<p></p>

<p>Revizyon diz protezinin, daha önce diz protezi ameliyatı olan hastalarda yapılan protez değiştirme ameliyatı olduğunu belirten Op. Dr. Murat Altıntaş, bazı durumlarda eklemdeki protezin yalnızca bir parçasının değiştirilmesinin yeterli olabildiğini ifade etti. Ancak bazı hastalarda tüm protez parçalarının tamamen değiştirilmesi gerekebildiğini belirten Altıntaş, bu ameliyatın ayrıntılı bir ameliyat öncesi planlama gerektirdiğini söyledi.</p>

<p></p>

<p>Revizyon ameliyatlarında özel protez setleri ve malzemeleri kullanıldığını vurgulayan Altıntaş, bu operasyonların aynı zamanda tecrübe gerektirdiğini ve iyileşme süresinin diğer diz protezi ameliyatlarına göre daha uzun olabildiğini ifade etti. Diz protezlerinin uzun yıllar sorunsuz kullanılabildiğini de belirten Altıntaş, diz protezi yapılan hastaların yaklaşık yüzde 90’ının protezlerini ortalama 20 yıl boyunca problem yaşamadan kullanabildiğini söyledi.</p>

<p></p>

<p>Revizyon ameliyatı neden yapılır?</p>

<p></p>

<p>Revizyon diz protezi ameliyatının en sık nedenlerinden birinin enfeksiyon olduğunu belirten Op. Dr. Murat Altıntaş, diz protezi ameliyatlarından sonra enfeksiyon riskinin yüzde 1’den az olduğunu ancak gelişmesi durumunda hastalarda dizde ağrı, şişlik, kızarıklık, ısı artışı ve bazen akıntı gibi şikayetlerin görülebildiğini dile getirdi.</p>

<p></p>

<p>Dizde boşluk ve dengesizlik oluşmasının da revizyon ameliyatı gerektirebilen durumlar arasında yer aldığını belirten Altıntaş, ayakta dururken, dizi hareket ettirirken veya yürürken gerekli bağ dengesi bozulduğunda dizin işlevselliğinin de bozulabileceğini ifade etti.</p>

<p></p>

<p>Bunun yanında, dizde sertlik oluşmasının da revizyon ameliyatını gerektirebileceğini belirten Altıntaş, geniş kas dokusu veya dizdeki protez bileşenlerinin konumunun hareket açıklığını engelleyebildiğini söyledi. Ayrıca zaman içinde protez parçalarında aşınma ve gevşeme görülebileceğini ifade eden Altıntaş, protez çevresinde oluşan kırıkların da revizyon ameliyatı gerektirebilen nedenler arasında yer aldığını belirtti.</p>

<p></p>

<p>Ameliyat nasıl yapılır?</p>

<p></p>

<p>Revizyon diz protezi ameliyatının önceki diz ameliyatındaki yara izinin bulunduğu bölgeden ekleme ulaşılarak yapıldığını belirten Op. Dr. Murat Altıntaş, ameliyat sırasında enfeksiyon olup olmadığının tekrar değerlendirildiğini ifade etti. Protezin hangi parçalarının yıprandığı, gevşediği veya yerinden çıktığını belirlemek için protezin metal ve plastik parçalarının detaylı şekilde incelendiğini söyledi.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kemiği korumak amacıyla protez parçalarının dikkatli bir şekilde çıkarıldığını ifade eden Altıntaş, daha önce çimento kullanılmışsa çimento artıklarının temizlendiğini belirtti. Revizyon protezi için kemik yüzeylerinin hazırlandığını kaydeden Altıntaş, önemli kemik kaybı bulunan durumlarda protezin ana bileşenlerine metal takviyeli bloklar eklenebildiğini dile getirdi.</p>

<p></p>

<p>Diz protezi implantının çimentolu olarak kemiğe yerleştirildiğini ve tutunmasının sağlandığını belirten Altıntaş, ameliyatın sonunda eklem içinde birikebilecek kan ve sıvının boşaltılması için dren yerleştirildiğini, ardından eklem kapsülünün onarıldığını sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/diz-protezi-her-zaman-kalici-mi</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 11:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/04/20260427aw692411.jpg" type="image/jpeg" length="50022"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Görüş Düzeltme Ameliyatları Yaşa Göre Değişiyor]]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/gorus-duzeltme-ameliyatlari-yasa-gore-degisiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/gorus-duzeltme-ameliyatlari-yasa-gore-degisiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özel Sağlık Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Mehmet Mercan, göz tedavilerinin kişinin yaş ve göz yapısına göre değişiklik gösterdiğini belirterek, lazer ve akıllı mercek uygulamalarının başarılı sonuçlar verdiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gelişen teknolojiyle birlikte lazer ameliyatlarının yaygın olarak kullanıldığını belirten Mercan, Lasik, Smile ve No Touch gibi lazer uygulamalarıyla 20-45 yaş aralığındaki kişilerin göz kırma kusurlarını tedavi ettiklerini dile getirdi.</p>

<p><br />
<strong>LAZERLE GÖRME KUSURLARI DÜZELTİLİYOR</strong></p>

<p>Tedavilerin kişiye özel olarak planlanması gerektiğine dikkat çeken Op. Dr. Mercan, “İlk muayeneden sonra hastanın beklentisi, göz bozukluğunun derecesi ve hastanın göz yapısına göre en uygun operasyonu planlıyoruz. Akıllı mercek ameliyatı herkese uygun olmayabiliyor. Bu operasyon ince korneası olan ya da kornea şekil bozukluğu (keratokonus) gibi rahatsızlığı bulunanlara uygun olmuyor. Uzman hekim tarafından hastanın yaşı, mesleği, yaşam tarzı ve gözün yapısı gibi kriterlerin göz önünde bulundurulması gerekiyor. Çünkü bazı hastalarımız göz kuruluğu yaşamadan hemen işe dönmek istiyor. Excimer, Smile ve No Touch lazer uygulamalarıyla miyop, hipermetrop ve astigmat gibi gözdeki kırma kusurlarını tedavi ediyoruz. Uygun hastalarda başarılı sonuçlar elde ediyoruz” diye konuştu.</p>

<p><br />
<strong>AKILLI MERCEK TEDAVİSİ</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Op. Dr. Mehmet Mercan, 45 yaş üstündeki hastaların görüşlerini düzeltmek için ise genellikle akıllı mercekleri tercih ettiklerini kaydetti.</p>

<p>Akıllı mercek cerrahisinin kalıcı ve başarılı sonuçlar verdiğini belirten Mercan, şu bilgileri verdi: “Akıllı mercek göz içine kalıcı olarak göze yerleştirilir. Bu mercekler kişiye özel olarak seçilir ve doğal lensin yerini alarak hastanın yaşam süresi boyunca göz numarası sabit kalır. Akıllı mercekler gözlük bağımlılığını ortadan kaldırır; ileride de katarakt oluşmaz. Akıllı mercekler hastanın beklentisine ve yaşam tarzına göre 2 veya 3 odaklı olarak uygulanıyor. Astigmatı da varsa ona göre 2 veya 3 odaklı lens seçiliyor. 2 odaklı lenslerde orta ve uzak görüş sağlanırken, 3 odaklı lensler yakın, orta ve uzak mesafelerde görüş konforu sunuyor. Hasta 35 cm mesafeden kitap ve gazeteyi artık rahatça okuyabiliyor. Bu operasyonda hastanın kendi merceği yerine akıllı mercek konulduğu için kalıcı oluyor. İşlem 10-15 dakika kadar sürüyor. Hasta aynı gün taburcu oluyor. Kişi, hem görme konforuna kavuşarak gözlük kullanmıyor; hem de ileride katarakt ameliyatı olmasına gerek kalmıyor. İki göz için operasyon genellikle 3-4 gün arayla yapılıyor. Tedavinin mutlaka bu konuda deneyimli göz doktorları tarafından yapılması önem taşıyor”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/gorus-duzeltme-ameliyatlari-yasa-gore-degisiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 11:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/04/ekran-goruntusu-2026-04-27-111634.png" type="image/jpeg" length="56456"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzman Diyetisyen Demirci: "Mevsim Geçişlerinde Bedeninizi Dinç Tutun"]]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/uzman-diyetisyen-demirci-mevsim-gecislerinde-bedeninizi-dinc-tutun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/uzman-diyetisyen-demirci-mevsim-gecislerinde-bedeninizi-dinc-tutun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Hastanesi Uzman Diyetisyeni Meltem Demirci, mevsim geçişlerinde bedeni dinç tutmanın günlük yaşamı sürdürmede çok önemli rolü olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzm. Diyetisyen Demirci, "Havaların değişmesiyle birlikte sabahları uyanmakta zorlanıyor, gün içinde kendinizi sürekli halsiz hissediyorsanız bunun nedeni doğanın kabuk değiştirdiği bu dönemlerde insan metabolizmasının da bir adaptasyon sürecine girmesidir" dedi.</p>

<p></p>

<p>Isı, nem ve basınç değişimlerine ayak uydurmaya çalışan bedenimizin, bu süreci genellikle fiziksel ve zihinsel bir yorgunluk hissiyle dışa vurduğunu kaydeden Uzm. Diyetisyen Demirci, bu geçiş döneminin günlük yaşam kalitesinden ödün vermeden, doğru beslenme tercihleri ile enerjik bir şekilde atlatılabileceğini belirtti.</p>

<p></p>

<p>Vücut direncini artırmak için yapılması gerekenler</p>

<p></p>

<p>Uzm. Diyetisyen Demirci, mevsim geçişlerinde vücut direncinizi artıracak ve enerjinizi geri kazandıracak temel beslenme adımlarını şöyle sıraladı:</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Hücrelerimizin enerji üretebilmesi için suya ihtiyacı vardır. Havaların serinlemeye veya ısınmaya başladığı dönemlerde su içme alışkanlığımız genellikle sekteye uğrar. Oysa hafif düzeyde bir susuzluk bile anında baş ağrısı, odaklanma problemi ve kronik yorgunluk olarak kendini gösterir. Günlük su tüketiminizi kilonuz başına 30 ml olacak şekilde hesaplayarak su içmeyi bir rutine dönüştürün. Çalışma masanızda, başucunuzda, arabanızda veya çantanızda her zaman kişisel bir su mataranız bulundurun. Sade suyun tadını sevmiyorsanız, kalorisiz ve doğal yöntemlerle aroma kazandırarak içimini kolaylaştırabilirsiniz. Suyunuzun içine taze nane yaprakları, limon, salatalık dilimleri, çubuk tarçın veya zencefil ekleyebilirsiniz. Mevsim meyvelerini (Çilek, elma, yaban mersini) doğrayarak, suyunuzda bekleterek hem görsel olarak cazip hem de lezzetli bir içecek elde edebilirsiniz. Kendimizi yorgun hissettiğimizde hemen canlanmak için elimiz genelde çikolatalara, şerbetli tatlılara ya da beyaz unlu poğaçalara, açmalara gider. Ancak bu yiyecekler saman alevi gibidir; kan şekerinizi bir anda fırlatıp size sahte bir enerji verir, ama hemen ardından hızla düşürerek sizi eskisinden bile daha bitkin, uykulu ve aç bırakır. Bu ani yorgunlukların önüne geçmek için kendinizi enerji verecek besinlerle destekleyin. Gün içinde tatlılar yerine sizi uzun süre tok tutacak besinleri seçin. Kahvaltıda yumurta, peynir, tam buğday ekmeği ya da yulaf; diğer öğünlerde ise nohut, mercimek gibi ev yemekleri tercih ederseniz, enerjiniz gün boyu kesintisiz devam eder."</p>

<p></p>

<p>Bağırsak sağlığı önemli</p>

<p></p>

<p>Yediğimiz yemekleri vücudumuzun kullanabileceği enerjiye çevirmek için B vitaminlerine ihtiyacımız olduğunu hatırlatan Uzm. Diyetisyen Demirci, şu bilgileri paylaştı:</p>

<p></p>

<p>"Magnezyum kaslarımızın ve sinirlerimizin ilacı gibidir. Havalar değişirken ortaya çıkan kas ağrılarını ve ‘kolumu kaldıracak halim yok’ hissini yenmek için ıspanak, pazı gibi koyu yeşil yapraklı sebzeleri sofranızdan eksik etmeyin. Gün içinde atıştırmalık olarak ceviz, badem, kabak çekirdeği gibi kavrulmamış çiğ kuruyemişler tüketmek de bedeninize çok iyi gelecektir."</p>

<p></p>

<p>Bağırsaklarımızın ikinci beynimiz olduğunu ve hastalıklara karşı savaşan savunma hücrelerimiz ile kendimizi iyi hissettiren mutluluk hormonlarımızın burada yer aldığını hatırlatan Uzm. Diyetisyen Demirci, "Bağırsaklarınız ne kadar sağlıklıysa, siz de o kadar enerjik ve mutlu olursunuz. Ev yapımı yoğurt ve ev turşusu gibi doğal gıdaları sofranıza eklemek, mevsim geçişlerinin getirdiği o gergin ve halsiz ruh halini üzerinizden atmanın en lezzetli yoludur" diye konuştu.</p>

<p></p>

<p>"Unutmayın bedenimiz bizim en kıymetli hazinemizdir ve onu ne kadar doğru besler ve iyi bakarsak, yaşam kalitemiz de o kadar iyi olur" diyen Uzm. Diyetisyen Demirci, sözlerini şöyle sonlandırdı:</p>

<p></p>

<p>"Yapacağınız küçük ama kalıcı değişikliklerle havaların değişimini yorgun değil, canlı ve enerjik bir şekilde karşılayabilirsiniz. Sağlıklı ve zinde günler için doğru adımlar uygulayın."<br />
<br />
<img alt="" height="1600" src="https://elazigbultencom.teimg.com/elazigbulten-com/uploads/2026/04/20260424aw690795-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1600" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/uzman-diyetisyen-demirci-mevsim-gecislerinde-bedeninizi-dinc-tutun</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 08:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/04/1613628.jpg" type="image/jpeg" length="74614"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlar Uyardı: "Asansör Yerine Merdiven Kullanmak Bile Kalbiniz İçin Büyük Bir Yatırım"]]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/uzmanlar-uyardi-asansor-yerine-merdiven-kullanmak-bile-kalbiniz-icin-buyuk-bir-yatirim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/uzmanlar-uyardi-asansor-yerine-merdiven-kullanmak-bile-kalbiniz-icin-buyuk-bir-yatirim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erzurum Şehir Hastanesi hekimlerinden Dr. Öğr. Üyesi İlkin Guliyev ve Doç. Dr. Faruk Aydınyılmaz, kalp sağlığı ile ilgili hayati uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar; kalp sağlığını korumanın yolunun spor salonlarından değil, mutfaktaki doğru tercihlerden ve günlük düzenli hareketten geçtiğini vurguladı. Egzersizin en güçlü ilaç olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi İlkin Guliyev, haftada en az 150 dakika orta düzeyde aktivite önerdi. Guliyev, özellikle popüler olan ancak risk barındıran aktivitelere dikkat çekerek şunları söyledi: "Haftada bir gün yapılan halı saha gibi aşırı tempolu egzersizler, kalp krizi ve ani ölüm riskini artırabilir. Bizim önerimiz, her gün düzenli ve sürdürülebilir harekettir. Spor salonuna gitmek şart değil; asansör yerine merdiven kullanmak bile kalbiniz için büyük bir yatırımdır."</p>

<p></p>

<p>"Tabağınız koruyucu kalkanınız olsun"</p>

<p></p>

<p>Kalp sağlığının bir diğer köşe taşının beslenme olduğunu ifade eden Doç. Dr. Faruk Aydınyılmaz ise Akdeniz tipi diyetin önemine değindi. Aydınyılmaz, kalp dostu beslenmenin formülünü şu şekilde özetledi: "Günlük tuz tüketimini 5 gramın (yaklaşık bir çay kaşığı) altına düşürmek, tansiyonu dengelemek için kritiktir. Günde 200’er gram meyve ve sebze tüketimi, tam buğdaylı gıdalar ve günde 30 gram fındık, kalp sağlığımızı yüzde 30’a varan oranda koruyabilmektedir. Haftada 1-2 gün balık tüketirken; şekerli içeceklerden ve paketli gıdalardan mutlaka uzak durulmalıdır."</p>

<p></p>

<p>Süreklilik hayat kurtarır</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlar, egzersiz ve sağlıklı diyetin birbirinden ayrılamaz iki temel direk olduğunu belirterek; bu alışkanlıkların sadece kalp hastalıklarını değil, şeker ve kolesterol riskini de kontrol altına aldığını hatırlatarak, "Unutmayın: Kalbiniz için bugün atacağınız küçük bir adım, yarınki sağlığınızın en büyük güvencesidir" dediler.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/uzmanlar-uyardi-asansor-yerine-merdiven-kullanmak-bile-kalbiniz-icin-buyuk-bir-yatirim</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 11:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/04/20231026aw062282.jpg" type="image/jpeg" length="14345"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Baharla Birlikte Gelen Polen Mevsimi Kabusunuz Olmasın]]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/baharla-birlikte-gelen-polen-mevsimi-kabusunuz-olmasin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/baharla-birlikte-gelen-polen-mevsimi-kabusunuz-olmasin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bahar aylarıyla birlikte en sık gözlenen rahatsızlıkların başında polenlerin gözle görülemese de sinüzitten nefes darlığına kadar pek çok sağlık sorununa yol açabildiğini belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Başak Burgazlıoğlu, korunma yolları hakkında bilgi verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Polen alerjisinin mevsimine girildiğini söyleyen Medicana Bursa Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Başak Burgazlıoğlu, "Bahar aylarında polenler ortaya çıkmaktadır. Polenler, alerjik kişilerde pek çok soruna neden olmaktadır. Bunların arasında burun akıntısı, kaşıntısı, gözlerde kaşıntı, sulanma, hapşırma, sinüzit, nefes darlığı bulunmaktadır. Bu mevsimde polenlerden korunmak için bazı çözüm yolları bulunmaktadır" dedi.</p>

<p></p>

<p>Uzm. Dr. Başak Burgazlıoğlu, polen alerjisi ile ilgili alınacak önlemleri şöyle sıraladı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>"Polen alerjisi varsa hayatı kolaylaştırmak için bazı önlemler alınabilir. Polenler sabaha karşı 04.00-05.00 saatlerinde uçuşmaya başlar ve akşam 21.00-22.00’ye kadar etkili olmaya devam ederler. Sabah saatlerinde havada daha yoğundurlar ve etkileri ilerleyen saatlerle azalır. Mümkünse sabah erken saatlerde dışarı çıkılmamalı; mutlaka çıkmak gerekiyorsa maske takılmalı veya bir mendille ağız, burun kapatılmalı. Açık havada olabildiğince kısa kalınmalı ve doğadan, piknik alanlarından uzak durulmalı. Evler, sabah saatleri yerine akşam saatlerinde havalandırılmalı. Kalkar kalkmaz evi havalandırmak için balkon kapılarını ve pencereleri açmamak gerekir. Alerji yoğunsa ve dış ortama çıkılmadığı ve ilaçlar da düzenli kullanıldığı halde rağmen şikâyetler gerilemiyorsa kapalı ortamlardaki havayı polenlerden arındıracak filtreli havalandırma veya hava temizleme cihazı kullanılmalıdır."</p>

<p></p>

<p>Ev ve araba klimalarının bakımdan geçirilmesi gerektiğini ifade eden Uzm. Dr. Başak Burgazlıoğlu, "Polen filtreleri mutlaka yılda bir defa temizletilmelidir. Gözlük kullanılıyorsa gözlükler düzenli olarak yıkanmalı. Çünkü gözlüğe yapışan her polen rahatsızlanmaya sebep olacaktır. Günlük kıyafetler, yatak odasında çıkartılmamalı. Çamaşırlar dış ortamda kurutulmamalıdır. Polenler çamaşırların üzerine yerleşebilir. Dışardan eve girildiğinde eller ve yüz mutlaka yıkanmalı. Polen mevsiminde açık havada spor yapmak doğru değildir. Yine gözlerin yan taraflarını kapatan güneş gözlüklerinin faydası olabilir. Polen döneminde ilaç tedavisi ile istenilen sonuç alınamayan ve alerjileri cilt testleri ile doğrulanmış hastalarda aşı tedavisi olarak da bilinen immünoterapi uygulanabilir" diye konuştu</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/baharla-birlikte-gelen-polen-mevsimi-kabusunuz-olmasin</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Apr 2026 11:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/04/4845657-1.jpg" type="image/jpeg" length="97362"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Doç. Dr. Anıl Agar'dan Kamburluk Uyarısı]]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/doc-dr-anil-agardan-kamburluk-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/doc-dr-anil-agardan-kamburluk-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fırat Üniversitesi Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Anıl Agar, halk arasında 'kamburluk' olarak bilinen kifoz hakkında önemli açıklamalarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fırat Üniversitesi Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Anıl Agar, halk arasında 'kamburluk' olarak bilinen kifoz hakkında önemli açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Doç. Dr. Anıl Agar, kifozun omurganın öne doğru normalden fazla eğilmesi olduğunu belirterek, en sık nedeninin duruş bozuklukları olduğunu ifade etti. Özellikle gençlerde ve masa başı çalışan bireylerde sık görüldüğünü vurgulayan Doç. Dr. Anıl Agar, her kifozun basit bir duruş problemi olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekti.</p>

<p>Bazı hastalarda yapısal nedenlere bağlı daha ciddi omurga eğriliklerinin görülebileceğini aktaran Doç. Dr. Anıl Agar, 'Sırt bölgesinde belirgin yuvarlaklaşma, duruşta bozulma ya da uzun süredir devam eden ağrı varsa mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Duruşa bağlı kifoz tedavisinde egzersiz ve postür eğitiminin temel yaklaşım olduğunu ifade eden Doç. Dr. Anıl Agar, ileri derecede ve yapısal kifoz vakalarında ise cerrahi tedavinin gerekebileceğini kaydetti.</p>

<p>Fırat Üniversitesi Hastanesi'nde uygun hastalara ileri omurga cerrahisi yöntemleriyle kifoz ameliyatlarının başarıyla uygulandığını belirten Doç. Dr. Anıl Agar, erken değerlendirme ve doğru tedavi yönteminin hastalığın seyrinde büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Elazığ, Sağlık</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/doc-dr-anil-agardan-kamburluk-uyarisi</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 15:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/04/agency/iha/doc-dr-anil-agardan-kamburluk-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="22135"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İç Hastalıkları Uzmanı Cihangiroğlu: 'Tansiyon hastalarında susama hissi geç kalınmış bir sinyaldir']]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/ic-hastaliklari-uzmani-cihangiroglu-tansiyon-hastalarinda-susama-hissi-gec-kalinmis-bir-sinyaldir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/ic-hastaliklari-uzmani-cihangiroglu-tansiyon-hastalarinda-susama-hissi-gec-kalinmis-bir-sinyaldir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ahmet Cihangiroğlu, tansiyon hastalarına uyarılarda bulunarak hastaların susamayı beklemeden su içmeleri gerektiğini, susama hissinin geç kalınmış bir sinyal olduğunu ifade etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ahmet Cihangiroğlu, tansiyon hastalarına uyarılarda bulunarak hastaların susamayı beklemeden su içmeleri gerektiğini, susama hissinin geç kalınmış bir sinyal olduğunu ifade etti. </p><p>Elazığ Medilines Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ahmet Cİhangiroğlu, havaların ısınmasıyla birlikte su tüketimi ve tansiyon hakkında bilgi verdi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Son günlerde polikliniğe gelen hastaların yarısının halsiz, yorgun ve tansiyonunun düşüp çıktığını aktaran Dr. Cihangiroğlu, 'Mevsim geçişlerinde bu çok sık görülür fakat herkes alerji veya bahar yorgunluğu deyip geçiyor. Asıl soru, siz gerçekten susadığınız için mi su içiyorsunuz yoksa vücudunuzun tansiyonu dengelemek için suya ihtiyacı mı var. Mevsim ısındıkça terlemeyle kaybettiğimiz sıvı, tansiyon ilacı kullananlarda ani düşüşlere ya da tuz dengesi bozulanlarda ise çıkışlara neden olabilir. Yapılacak ilk şey, tansiyonumuzu sabah akşam aynı saatte ölçmeliyiz. İkincisi, ilacımızın dozunu ya da ilacın çeşidini doktorunuza danışmadan asla değişmeyin. Son olarak ise susamayı beklemeden su için. Susama hissi zaten geç kalmış bir sinyaldir. Kontrolsüz tansiyon dediğimiz olay ani yükseliş veya ani düşüşlerdir. Ani düşüşler olduğunda halsizlik, göz kararması, baş dönmesi ve baygınlık hissiyatı verebilir. Ani yükselişlerde ise ani bir baş ağrısı, ensede dolgunluk ve vücutta ağırlık hissiyle karşınıza çıkabilir. Bunu tansiyonunuzu kontrol ederek farkına varabilirsiniz. Eğer etrafınızda tansiyon aleti yoksa nabız dolgunluğuna bakarak tansiyon algılanabilir. Bunun yanında gıda takviyeleri tuz ve su takviyesi yaparak yükseltilebilir. Tansiyonu düşürmede de doğal gıda olan limon ve sarımsak gibi doğal gıdalara başvurarak da tansiyon düşüşlerini sağlayabiliriz. Kontrolsüz tansiyonla kendiniz başa çıkamıyorsanız, mutlaka uzman hekiminize başvurmanız gerekir' dedi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Elazığ, Sağlık, Sağlık, Elazığ</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/ic-hastaliklari-uzmani-cihangiroglu-tansiyon-hastalarinda-susama-hissi-gec-kalinmis-bir-sinyaldir</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 11:17:35 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/04/agency/iha/ic-hastaliklari-uzmani-cihangiroglu-tansiyon-hastalarinda-susama-hissi-gec-kalinmis-bir-sinyaldir.jpg" type="image/jpeg" length="75705"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nöroloji Uzmanından Uyarı: "Sanal Ortamdaki Öldürme Eylemleri Zamanla Gerçek Hayata Yansıyabiliyor"]]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/noroloji-uzmanindan-uyari-sanal-ortamdaki-oldurme-eylemleri-zamanla-gercek-hayata-yansiyabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/noroloji-uzmanindan-uyari-sanal-ortamdaki-oldurme-eylemleri-zamanla-gercek-hayata-yansiyabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son dönemde artan okul saldırıları ve genç yaşta işlenen şiddet suçları, çocukların maruz kaldığı dijital içeriklerin etkisini yeniden gündeme taşıdı. Konuya dair aileleri uyaran ve çocuklarda bu durumun görülme nedenini açıklayan Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, "Özellikle antisosyal kişilik bozukluğu ve psikopatik yapı birleştiğinde, sanal ortamdaki öldürme eylemleri zamanla gerçek hayata yansıyabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son dönemde dünya genelinde yaşanan okul saldırıları ve genç yaşta işlenen şiddet olayları, çocukların psikolojik gelişimi üzerindeki riskleri yeniden tartışmaya açtı. Özellikle dijital oyunlarda yer alan ödül sistemleri ve sürekli tekrar eden uyarıcıların, çocuk ve gençlerin beyin gelişimi üzerinde ciddi etkiler oluşturabileceği ifade ediliyor. Uzmanlara göre, yoğun dijital maruziyet; odaklanma, muhakeme, empati ve dürtü kontrolü gibi bilişsel süreçleri olumsuz etkileyebiliyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, bu tablonun yalnızca bireysel değil aynı zamanda toplumsal bir kırılma olduğuna dikkat çekerek, bilgisayar oyun bağımlılığı ile kişilik bozukluklarının birleşmesinin önemli risklerden biri olduğunu vurguladı. Özellikle antisosyal kişilik bozukluğu ve psikopatik yapıya sahip bireylerde, sanal ortamda tekrar eden öldürme ve şiddet içeriklerinin zamanla gerçek hayata yansıyabileceğini belirten uzmanlar, alkol ve uyuşturucu kullanımının da tabloyu daha ağır hale getirdiğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>"Manevi açıdan güçlü bireyler olarak yetiştirmek gerekir"</p>

<p></p>

<p>Kahramanmaraş’taki okul saldırısının arkasında birçok fizyolojik, psikolojik ve sosyolojik sebep olabileceğini belirten Dr. Yavuz, "Bunların detaylı şekilde araştırılması gerekir. Hatta akla hiç gelmeyecek farklı nedenler de söz konusu olabilir. En önemli sebeplerden biri, bilgisayar oyun bağımlılığı ile kişilik bozukluklarının bir araya gelmesidir. Özellikle antisosyal kişilik bozukluğu ve psikopatik yapı birleştiğinde, sanal ortamdaki öldürme eylemleri zamanla gerçek hayata yansıyabiliyor. Bu tabloya bir de alkol ya da uyuşturucu kullanımı eklendiğinde durum çok daha ağır hale geliyor. Son dönemlerde toplumda gözlemlediğimiz anlam kaybı da önemli bir sorun. Gençler, çoğu zaman bir hedefleri ve manevi değerleri olmadan, sınır konulmadan yetişiyor. Oysa insan, beynin dopamin döngüsüne bağlı bir ödül sistemiyle hareket eder. Bu sistem oldukça ilginçtir çünkü tolerans geliştirir. Kişi ne kadar ödül alırsa alsın bir süre sonra tatmin olmaz ve hep daha fazlasını ister. Bu nedenle bireyin öncelikle kendi sınırlarını bilmesi gerekir. Özellikle çocuklara ve gençlere sınır koymak, gerektiğinde ’hayır’ diyebilmek büyük önem taşır. Aynı zamanda onlara hayatın anlamını öğretmek, hedef belirlemelerini sağlamak ve manevi açıdan güçlü bireyler olarak yetiştirmek gerekir" dedi.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>"Yalnızlaşma toplumda ciddi kırılmalar ortaya çıkabiliyor"</p>

<p></p>

<p>Günümüzde "ev genci sendromu" olarak adlandırılan durumun yaygınlaştığını vurgulayan Dr. Yavuz, "Çocuklar ve gençler, sosyal iletişimden uzaklaşarak zamanlarını evde, sanal ortamda yalnız başına geçirmeyi tercih ediyor. Bu durum zamanla bireyin insan ilişkilerinden kopmasına ve yalnızlaşmasına neden oluyor. Sonuç olarak toplumda ciddi kırılmalar ortaya çıkabiliyor. Özellikle aksiyon içerikli bilgisayar oyunlarında ödül sistemi sürekli olarak aktive olur. Kişi her seviye geçtiğinde dopamin salgılanır ve kendini mutlu hisseder. Ancak bir süre sonra, özellikle psikopatik altyapıya sahip bireylerde, bu sistem yeterince çalışmamaya başlayabilir. Yani kişi artık tatmin olmamaya başlar. Bu noktada sanal şiddet, gerçek hayattaki şiddete dönüşebilir. Bu durum, bilgisayar oyunu oynayan herkesi kapsamaz ve aileleri gereksiz yere endişelendirmemelidir. Ancak özellikle antisosyal kişilik özelliklerine sahip bireylerde risk daha yüksektir. Bunun dışında da aşırı oyun oynama, beynin fizyolojik ve psikolojik dengesini olumsuz etkileyebilir" diye konuştu.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>"Hayatın anlamını kavrayamayan bir çocuk, yelkensiz bir gemi gibi savrulmaya mahkum olabilir"</p>

<p></p>

<p>Sürekli aksiyon oyunlarına maruz kalmanın, beynin hızlı düşünmeye alışmasına neden olduğunu bildiren Dr. Yavuz, "Bu da zamanla yüzeysel düşünme, derin analiz yapamama ve dikkat sorunlarına yol açabilir. Bunun sonucunda akademik başarıda düşüş gözlemlenebilir. Yani mesele yalnızca dopamin değil, aynı zamanda öğrenme kapasitesiyle de ilgilidir. Ayrıca bu süreçte endorfin bağımlılığı da gelişebilir. Endorfin, haz hormonu olmasının yanı sıra güçlü bir ağrı kesicidir. Dopaminle birlikte salgılanır ve zamanla bağımlılık oluşturabilir. Kişi giderek daha yüksek dozda uyarana ihtiyaç duyar. Bir noktadan sonra ise oyunlar artık haz vermemeye başlar. Eğer bireyin altyapısında psikopatik ya da sosyopatik eğilimler varsa, bu durum gerçek hayattaki şiddet davranışlarına dönüşebilir. Üstelik bu şiddet sadece başkalarına yönelik olmayabilir; kişi kendine de zarar verebilir. Nitekim bunun örneklerini toplumda görmekteyiz. Sonuç olarak, haz sınırını aşmış, tatminsizlik yaşayan ve hayatın anlamından uzaklaşmış bireyler hem kendilerine hem de çevrelerine zarar verebilir hale gelebilir. Bu nedenle ailelerin çocuklarına sınır koyması, onlara hedef göstermesi ve manevi değerlerle yetiştirmesi büyük önem taşır. Hayata anlam yükleyen bireyler, yaşamla daha güçlü bağ kurar. Aksi halde, hayatın anlamını kavrayamayan bir çocuk, yelkensiz bir gemi gibi savrulmaya mahkum olabilir" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/noroloji-uzmanindan-uyari-sanal-ortamdaki-oldurme-eylemleri-zamanla-gercek-hayata-yansiyabiliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Apr 2026 11:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/04/20260418aw686051-1.jpg" type="image/jpeg" length="98803"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mevsim Geçişlerinde Kırgınlığa Karşı Bu Bitkisel Karışım Öneriliyor]]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/mevsim-gecislerinde-kirginliga-karsi-bu-bitkisel-karisim-oneriliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/mevsim-gecislerinde-kirginliga-karsi-bu-bitkisel-karisim-oneriliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir’de aktarlık yapan Koray Özkılıç, mevsim geçişlerinde yaşanan kırgınlığa karşı ginseng tozu, zencefil, zerdeçal ve havlıcan ile tüketilecek karışık pekmezin bağışıklığı güçlendirdiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Mevsim geçişlerinde meydana gelen ani sıcaklık değişimleri insan sağlığını olumsuz yönde etkiliyor. Bu dönemlerde bağışıklığı düşen birçok insan hasta olurken, aktar Koray Özkılıç, vücut savunmasını güçlendirmek için özel bir karışım tavsiye etti. Özkılıç, ginseng tozu, zencefil, zerdeçal ve havlıcan ile karıştırılarak tüketilecek karışık pekmezin vücut savunmasını artırdığını belirtti.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Eskiden köyde annelerimizin yaptığı pekmezler ile bu hastalıklardan kurtulabiliriz"</p>

<p></p>

<p>Şehirde sert karasal iklim olması dolayısıyla gece-gündüz sıcaklıkları arasında ciddi farklar olduğuna dikkat çeken aktar Koray Özkılıç, özellikle bu sebeple vücut savunmasının düştüğünü ifade etti. Özkılıç, "Bundan nasıl kurtulabiliriz? Ginseng dediğimiz Çin’den gelen kökle kurtulabiliriz. Eskiden köyde annelerimizin yaptığı pekmezler vardı, pekmezlerle kurtulabiliriz. Çünkü bu pekmezler tamamen doğaldır. İçerisinde üzüm, keçiboynuzu, pancar ve bunların yanında andızı bol miktarda barındırdığı için karışık pekmezi öneriyoruz. Bunun içerisine ginseng tozu, zencefil, zerdeçal ve havlıcan atarsak bizim vücudumuzun direncini arttırır, grip nezle olmamızı engeller. Eskiden insanımızın beslendiği gibi pekmezle ve tereyağıyla doğal beslenirsek otomatikman vücudumuzun savunması artacağı için hastalık da bizden uzak olacak, teğet geçecek" dedi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/mevsim-gecislerinde-kirginliga-karsi-bu-bitkisel-karisim-oneriliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 10:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/04/20260417aw685391.jpg" type="image/jpeg" length="73297"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalple İlgili En Büyük Tehdit Önlenebilir Riskler]]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/kalple-ilgili-en-buyuk-tehdit-onlenebilir-riskler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/kalple-ilgili-en-buyuk-tehdit-onlenebilir-riskler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Manisa’nın Alaşehir ilçesinde 12-18 Nisan Kalp Sağlığı Haftası kapsamında bilgilendirme yapan uzmanlar, kalp ve damar hastalıklarının hem dünyada hem de Türkiye’de en yaygın ölüm nedenleri arasında yer aldığına dikkat çekerek, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının hayati önem taşıdığını vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Alaşehir Devlet Hastanesi tarafından yapılan açıklamada, bilgilendirme çalışmalarının hastanenin internet sitesi ve sosyal medya hesapları üzerinden sürdürüldüğü belirtildi.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>"Risklerin büyük bölümü önlenebilir"</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Alaşehir Devlet Hastanesi Dahiliye Uzmanı Dr. Ezgi Us, kalp ve damar hastalıklarının büyük ölçüde önlenebilir risk faktörleriyle bağlantılı olduğunu ifade etti. Us, sağlıklı bir yaşam tarzının benimsenmesiyle bu hastalıkların önemli ölçüde engellenebileceğini söyledi.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>Sağlıklı yaşam vurgusu</p>

<p></p>

<p>Kalp sağlığını korumak için dengeli beslenme, düzenli egzersiz, sigaradan uzak durma ve ideal kilonun korunmasının büyük önem taşıdığını belirten Us, tansiyon ve kolesterol değerlerinin de kontrol altında tutulması gerektiğini kaydetti.</p>

<p></p>

<p>Düzenli sağlık kontrollerinin erken teşhis açısından kritik rol oynadığını ifade eden Us, bu sayede risk faktörlerinin erken dönemde belirlenerek gerekli önlemlerin alınabileceğini dile getirdi.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>"Kalbimize iyi bakmak, hayatımıza iyi bakmaktır"</p>

<p></p>

<p>Açıklamasında topluma çağrıda bulunan Us, "Unutmayalım; kalbimize iyi bakmak, hayatımıza iyi bakmaktır. Bu vesileyle tüm vatandaşlarımıza sağlıklı ve kalp dostu bir yaşam diliyorum" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/kalple-ilgili-en-buyuk-tehdit-onlenebilir-riskler</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 11:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/04/5549491.jpg" type="image/jpeg" length="40632"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kardiyoloji Uzmanı Demirkıran: 'Sağlıklı bir kalp için sigara ve alkolden uzak durmak büyük önem taşır']]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/kardiyoloji-uzmani-demirkiran-saglikli-bir-kalp-icin-sigara-ve-alkolden-uzak-durmak-buyuk-onem-tasir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/kardiyoloji-uzmani-demirkiran-saglikli-bir-kalp-icin-sigara-ve-alkolden-uzak-durmak-buyuk-onem-tasir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kardiyoloji Uzmanı Dr. Suat Demirkıran, 'Sağlıklı bir kalp için düzenli egzersiz yapmak, dengeli ve sağlıklı beslenmek, sigara ve alkolden uzak durmak büyük önem taşır. Aynı zamanda yüksek tansiyon diyabet ve yüksek kolesterol gibi risk faktörlerini kontrol altına alınması, kalp hastalıklarının önlenmesinde kritik rol oynar' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kardiyoloji Uzmanı Dr. Suat Demirkıran, 'Sağlıklı bir kalp için düzenli egzersiz yapmak, dengeli ve sağlıklı beslenmek, sigara ve alkolden uzak durmak büyük önem taşır. Aynı zamanda yüksek tansiyon diyabet ve yüksek kolesterol gibi risk faktörlerini kontrol altına alınması, kalp hastalıklarının önlenmesinde kritik rol oynar' dedi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Elazığ Medilines Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Suat Demirkıran, kalp sağlığı hakkında açıklamalarda bulundu. Kalp sağlığının genel sağlığın temel taşlarından birisi olduğunu aktaran Kardiyoloji Uzmanı Dr. Suat Demirkıran, 'Yaşam kalitesini doğrudan etkiler. Sağlıklı bir kalp için düzenli egzersiz yapmak dengeli ve sağlıklı beslenmek, sigara ve aşırı alkolden uzak durmak büyük önem taşır. Aynı zamanda yüksek tansiyon diyabet ve yüksek kolesterol gibi risk faktörlerini kontrol altına alınması, kalp hastalıklarının önlenmesinde kritik rol oynar. Bu nedenle yaşam tarzımızı sağlıklı alışkanlıklarla şekillendirmek kalp hastalıklarının gelişimini engellemenin en etkili yoludur. Kalp hastalıklarının erken teşhisi ve tedavisi yaşam süresini uzatırken, komplikasyon risklerini de azaltır. Düzenli sağlık kontrolleri ve kardiyolojik muayeneler, potansiyel sorunların zamanında tespit edilmesine imkan tanır. Ayrıca, stres yönetimi ve yeterli uyku alışkanlıkları da kalp sağlığını korumada, önemli faktörler arasında yer alır. Bireylerin kendi sağlık durumlarına dikkat etmeleri ve gerektiğinde uzman hekimlere başvurmaları uzun vadede kalp sağlığını güvence altına alır. Son olarak toplum olarak kalp sağlığını ön planda tutmak ve bilinçlendirme çalışmalarını arttırmak büyük önem taşır. Kamu sağlığı programları ve eğitim seminerleriyle farkındalık oluşturmak kişilerin risk faktörlerini anlamasını ve korucuyu adımlar atmasını sağlar. Her bireyin katkısıyla daha sağlıklı bir toplum inşa etmek mümkündür. Sağlıklı yaşam biçimlerini benimsemek ve kalp sağılığını korumak hem bireysel hem de toplumsak düzeyde sürdürülebilir bir yaşamın anahtarıdır. Kalbinize değer verin, içinde sevdikleriniz var' ifadelerini kullandı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Elazığ, Sağlık, Sağlık, Elazığ</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/kardiyoloji-uzmani-demirkiran-saglikli-bir-kalp-icin-sigara-ve-alkolden-uzak-durmak-buyuk-onem-tasir</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 10:06:11 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/04/agency/iha/kardiyoloji-uzmani-demirkiran-saglikli-bir-kalp-icin-sigara-ve-alkolden-uzak-durmak-buyuk-onem-tasir.jpg" type="image/jpeg" length="19962"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanı Uyardı: "Kar Örtüsü Keneleri Yok Etmiyor"]]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/uzmani-uyardi-kar-ortusu-keneleri-yok-etmiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/uzmani-uyardi-kar-ortusu-keneleri-yok-etmiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Adem Keskin, kış mevsiminin uzun ve sert geçmesinin keneleri tamamen ortadan kaldırmadığını, bazı türlerin düşük sıcaklıklarda dahi aktif kalabildiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Tokat’ta nisan ayında etkili olan kar yağışı, kene popülasyonunun azalacağı yönündeki beklentileri yeniden gündeme getirdi. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Adem Keskin, kış şartlarının keneler üzerindeki etkisine ilişkin yaptığı değerlendirmede Türkiye’de zaman zaman görülen aşırı yağışların ’iklim düzensizliği’ olarak nitelendirildiğini ve bu durumun kene popülasyonlarını doğrudan etkileyebileceğini belirtti. Keskin, toplumda yaygın olan ’kış uzun sürerse yazın kene azalır’ düşüncesinin ise her kene türü için geçerli olmadığını ifade etti.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>"Bazı kene türleri kış ve sonbaharda da aktif olabiliyor"</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Kışın sert geçmesi ve kar örtüsünün bulunmasının kenelerin tamamen yok olduğu anlamına gelmediğini belirten Prof. Dr. Keskin, "Hava sıcaklığının yaklaşık 4 derece olduğu dönemlerde dahi kene toplayabiliyoruz. Özellikle soğuğa dayanıklı bazı türler, kış ve sonbahar aylarında da aktif olabiliyor. Bazı kene türleri larva evresinde eksi 20 derecenin altındaki sıcaklıklarda dahi uzun süre hayatta kalabiliyor. Keneler, aşırı soğukta doğrudan yüzeyde kalmak yerine daha korunaklı alanlara yönelir. Toprak altı, taş altı ve yaprak döküntülerinin bulunduğu alanlar, kışın dış ortama göre daha sıcak olduğu için keneler buralarda yaşamlarını sürdürebilir" dedi.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>"Keneler antifriz proteinleri sayesinde soğuğa dirençli"</p>

<p></p>

<p>Kenelerin biyolojik olarak da oldukça dayanıklı canlılar olduğuna dikkat çeken Keskin, bu canlıların antifriz proteinleri sayesinde düşük sıcaklıklara karşı direnç geliştirdiğini belirterek, "Bazı kene türleri kışı yumurta, bazıları ise larva halinde geçirir. Kene yumurtalarının da çevresel tehditlere karşı koruma mekanizmaları vardır. Keneler, yumurtalarını ‘Gené’s organı’ adı verilen yapıdan salgılanan bir sıvıyla kaplayarak kuruma, bakteri ve mantarlara karşı koruyabilir. Kene popülasyonlarının ciddi şekilde azalması için uzun süreli ve çok düşük sıcaklıkların etkili olması gerekir. Bunun dışında keneler, kışı dinlenme halinde geçirerek varlıklarını sürdürebilir" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/uzmani-uyardi-kar-ortusu-keneleri-yok-etmiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 10:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/04/20250623aw481966.jpg" type="image/jpeg" length="35826"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzman Doktordan 35 Yaşın Üzerindeki Vatandaşlara Uyarı: "Kalp Krizleri Ölüm Nedeni Oluyor"]]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/uzman-doktordan-35-yasin-uzerindeki-vatandaslara-uyari-kalp-krizleri-olum-nedeni-oluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/uzman-doktordan-35-yasin-uzerindeki-vatandaslara-uyari-kalp-krizleri-olum-nedeni-oluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bolu İzzet Baysal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Esad Çekin, "Halı saha, doğası itibarıyla riskli bir spor. Bence spor da değil; halı saha bir etkinliktir. Ben hastalarıma da mümkünse halı saha yapmamalarını öneriyorum" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Kardiyoloji Uzmanı Dr. Esad Çekin, son zamanlarda halı saha maçlarında artan kalp krizi vakalarına dikkat çekerek özellikle kontrolsüz ve ısınma egzersizleri yapılmadan oynanan halı saha maçının ciddi riskler barındırdığını söyledi. Dr. Esad Çekin, Günlük hayatın yoğun temposu sonrası oynanan halı saha maçlarının, özellikle 35 yaşın üzerindeki vatandaşlar için ciddi bir risk barındırdığını ifade etti.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>"Yoğun egzersiz kalp krizlerini tetikleyebiliyor"</p>

<p></p>

<p>Yoğun egzersizlerin kalp krizlerini tetikleyebileceğini belirten Bolu İzzet Baysal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Esad Çekin, "Egzersiz paradoksu dediğimiz bir şey vardır. Normalde egzersiz, kalp sağlığı için çok faydalıdır. Bildiğimiz bütün kardiyovasküler risk faktörleri üzerinde düzenleyici etkisi vardır. Ancak paradoksal bir şekilde, haddinden fazla yoğun egzersiz kalp krizlerini tetikleyebiliyor. Profesyonel sporcularda dahi spor esnasında ani ölümler görülebiliyor. Bu ölümlerin yüzde 90’ı spor aktivitesi esnasında oluyor. Bunların yüzde 85’inin nedeni ise kalp damar hastalıklarıdır. Düşünün, profesyonel sporcularda bile tablo bu iken, amatör sporcularda ve spor geçmişi olmayanlarda çok daha yüksek bir risk var. Halı saha maçı yapan kişiler bu nedenle yüksek bir riske maruz kalıyor" dedi.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>"35 yaşın üstündeki kişilerde kalp krizleri ölüm nedeni oluyor"</p>

<p></p>

<p>Özellikle 35 yaşın üzerindeki vatandaşlarda kalp krizlerinin ölüm nedeni olduğunu aktaran Kardiyoloji Uzmanı Dr. Esad Çekin, "Normalde halı saha maçı yapan kitleler genel itibarıyla gündüz çalışmış, yorgun düşmüş; akşam halı saha maçı planlamış kişilerdir. Yemeğini yemiş, sahanın etrafına gelip sigarasını da içmiş, sonra adımını atıp hiçbir ısınma egzersizi de yapmadan bir saat boyunca yoğun bir efora giren kişiler oluyor. Hatta sadece fiziksel bir stres değil, emosyonel bir strese de maruz kalıyorlar. Çünkü maçın inanılmaz bir gerginliği oluyor. Adrenalin de yükseliyor. Dolayısıyla altta yatan sessiz kalp hastalıkları gün yüzüne çıkıp ölümlerle seyredebiliyor. Burada 35 yaşın altındakilerde ölüm nedeni yapısal hastalıklar ve doğuştan ritim bozuklukları olurken, 35 yaşın üstündeki kişilerde kalp krizleri ölüm nedeni oluyor" şeklinde konuştu.</p>

<p></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>"Kontroller ihmal edilmemelidir"</p>

<p></p>

<p>Halı saha maçı yapmak isteyen vatandaşların belli kontrollerden geçmesi gerektiğini vurgulayan Esad Çekin, "Maçtan önce 15-20 dakika ısınma egzersizi yapmak, yemeği en az iki saat öncesinden yemek ve sigara içmemekle kardiyovasküler sistemi bu ağır yüke hazır hâle getirmek gerekiyor. Halı saha, doğası itibarıyla riskli bir spor. Bence spor da değil; halı saha bir etkinliktir. Ben hastalarıma da mümkünse halı saha yapmamalarını öneriyorum. Ancak insan sadece biyolojik bir varlık değil; insan biyopsikososyal bir bütündür. Biyolojik olarak önerilmese de psikolojik ve sosyal birçok etkisi de var. İnsanlar burada motive olduklarını ifade ediyor. Bu nedenle halı saha maçı yapılmak isteniyorsa, özellikle 35 yaşın üzerindeki kişilerin bir kalp kontrolünden geçmesi gerekiyor. Çünkü çok basit tetkiklerle biz bunları öngörüp önleyebiliriz. Kontroller ihmal edilmemelidir" diye konuştu.</p>

<p></p>

<p><img alt="" height="900" src="https://elazigbultencom.teimg.com/elazigbulten-com/uploads/2026/04/20260406aw677143.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1600" /></p>

<p></p>

<p>"İşletmelerde defibrilatör cihazı bulunmalı"</p>

<p></p>

<p>Halı saha işletmelerinde defibrilatör cihazının bulunması gerektiğine değinen Çekin, "Bir otelde yangın tüpünün bulunması neyse, bir halı saha işletmesinde ya da yoğun kalabalığın olduğu yerlerde defibrilatör cihazlarının bulunması da aynıdır diye düşünüyorum. İşletmeciler, hem işletme olarak önlem almalı hem de vatandaşlarımız bireysel olarak kalp kontrollerini ihmal etmeyerek önlem almalıdır. Maalesef çok trajik şeyler görüyoruz. Bir saatimiz, bir ömre mâl olmasın" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/uzman-doktordan-35-yasin-uzerindeki-vatandaslara-uyari-kalp-krizleri-olum-nedeni-oluyor</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 10:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/04/1345251-2.jpg" type="image/jpeg" length="61250"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Fethi Sekin Şehir Hastanesi, Tüp Bebek Merkezi Bölgeye Umut Oluyor]]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/fethi-sekin-sehir-hastanesi-tup-bebek-merkezi-bolgeye-umut-oluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/fethi-sekin-sehir-hastanesi-tup-bebek-merkezi-bolgeye-umut-oluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi, modern teknolojik altyapısı ve deneyimli ekibiyle, çiftlere umut olmaya devam ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi, modern teknolojik altyapısı ve deneyimli ekibiyle, çiftlere umut olmaya devam ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi bünyesinde açılan Tüp Bebek Ünitesi, kurulduğu günden bu yana bölgedeki çiftlere umut olmaya devam ediyor. Modern teknolojik altyapısı ve deneyimli ekibiyle merkez, kısa sürede önemli bir başarı elde etti. Kuruluşundan bu yana yüzlerce çift değerlendirilirken kişiye özel tedavi yaklaşımlarıyla çok sayıda ailenin çocuk sahibi olmasına katkı sağlandı. Merkezde, özellikle uygun hasta grubunda yüzde 55'lere varan başarı oranlarına ulaşılırken bu oranın ülke ortalamasının üzerinde olduğu bildirildi.</p>

<p>Tüp Bebek sorumlusu Dr. Gülcan Kahraman, 'Bölgemizde önemli bir ihtiyacı karşılamak için kurduğumuz tüp bebek merkezimiz, kısa sürede önemli bir noktaya ulaştı. Bugün geldiğimiz noktada birçok ailemizin çocuk sahibi olma hayaline eşlik ettik. Genel olarak tüp bebek merkezinde ülkemizde başarı oranları yüzde 40-50 civarlarındayken, biz merkezimizde bu oranı yüzde 55'lere varan bir başarı oranına ulaştırdık. Bu da bizim için önemli bir gösterge ve mutluluk vericidir. Bizim için başarı sadece oranlardan ibaret değil. En önemli, gösterge hastalarımızın bu süreci en güvenilir, güncel şekilde ve en rahat şekilde geçirmelerini sağlamaktır. Amacımız hastalarımızın başka şehirlere gitmesine gerek kalmadan en güncel ve güvenilir tedavileri merkezimin ulaşılabilir olmasını sağlamak ve daha birçok aileye umut olmaya devam etmektir' dedi.</p>

<p>Fethi Sekin Şehir Hastanesi Tüp Bebek Ünitesi Histoloji ve Embriyoloji Uzmanı Dr. Merve Kavak Balgetir, 'Ünitemizde intertek tanısı almış hastalara yardımcı üreme tetkikleri uygulanmaktadır. Laboratuvarımızda ekibimizle birlikte sperm analizi ve ileri sperm teknikleri, uygulanmaktadır. Bu tanı ve tedavilerimiz sonrasında hastalarımıza aşılama, daha ileri tedavi gerektiren hastalarımıza ultra enjeksiyon uygulamaları gerçekleştirmekteyiz. Aynı zamanda ürolojiyle ortak çalışmalarımızla beraber, azospermi hastalarına mikrostep işlemi uygulamaktayız. Daha sonra elde ettiğimiz hücre ve embriyolarımıza dondurma işlemi gerçekleştirmekteyiz. Bu da hastalara ileri dönemde tedavi ayrıcalığı sunmaktadır. Bir tüp bebek ünitesinin başarısı hastanın yaşı, laboratuvar kalitesi ve embriyo kalitesi bunların birlikteliğini gerektirmektedir. Tüp bebek başarısı, embionun ve hastanın total iyilik halini gerektirir' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Çocuk sahibi olamamak dünya çapında 6 kişiden birini etkileyen yüzyılın hastalığı olarak adlandırılan bir sağlık problemi olduğunu aktaran Kadın Hastalıkları ve Uzmanı Doktor Veziha Kaya Narçiçeği, 'Çocuk sahibi olamamak bir eksiklik veya noksanlık değildir. Sadece bazı durumlarda ek tedavilerin alınması gereken bir süreçtir. 6 ay içerisinde gebe kalınamama durumunda veya ileri yaştaki çiftlerimize daha erken süreçte ön tanı, ön inceleme ve tanı amacıyla bir hastaneye başvurmalarını öneririm. Biz merkezimizde en temel tedavilerden tüp bebek tedavisine kadar tüm basamaklarda hizmet vermekteyiz. En etkili, güncel ve bilimsel olarak kanıtlanmış tedavilere ulaşmak için tüm hastalarımızı hastanemize bekliyoruz' cümlelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Elazığ, Sağlık</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/fethi-sekin-sehir-hastanesi-tup-bebek-merkezi-bolgeye-umut-oluyor</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 12:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/04/agency/iha/fethi-sekin-sehir-hastanesi-tup-bebek-merkezi-bolgeye-umut-oluyor.jpg" type="image/jpeg" length="23218"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan ‘Kahve’ Uyarısı: "Günde 4 Fincan Ve Üzeri Olumsuz Etkiler Oluşturabiliyor"]]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/uzmanlardan-kahve-uyarisi-gunde-4-fincan-ve-uzeri-olumsuz-etkiler-olusturabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/uzmanlardan-kahve-uyarisi-gunde-4-fincan-ve-uzeri-olumsuz-etkiler-olusturabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[En çok tüketilen içeceklerden olan kahvenin kalp sağlığına etkilerine yönelik konuşan Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Duygu Ersan Demirci, "Gençler arasında giderek yaygınlaşmakta. Hem ülkemizde hem dünya genelinde en sık tüketilen içecek durumuna gelmekte. 4 fincan ve üzeri kahve tüketimi artık kafeine bağlı olumsuz etkileri beraberinde getirebiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Her gün milyonlarca kişinin tükettiği kahve, çay gibi ürünlerde bulunan kafeinin kalp sağlığına etkilerine ilişkin bilgi veren uzmanlar uyarıyor. Mehmet Akif Ersoy Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Duygu Ersan Demirci de kafeinin hem olumlu hem olumsuz etkileri olabildiğini söyledi. Günde 4 fincan ve üzeri kahve tüketiminin olumsuz etkiler oluşturabileceğini belirten Doç. Dr. Duygu Ersan Demirci, kalp sağlığının korunması için yapılması gerekenleri sıraladı.</p>

<p><strong>"Nabız artışı, tansiyonda ani yükseliş, kaygı oluşturabilir"</strong></p>

<p>‘Kafein şu anda dünya genelinde çok tüketilen içeceklerin içerisinde bulunan temel bileşen, çalışmaların devam ettiği bir molekül’ diyerek sözlerine başlayan Doç. Dr. Duygu Ersan Demirci, "Kafein tüketiminin hem olumlu hem olumsuz etkileri var. Mevcut veriler ışığında söylenebilecek olan kafein tüketiminin genel olarak hafif orta düzeyde güvenli olduğu, hatta bazı kardiyak ve metabolik açılardan koruyucu etkilerinin de olduğu yönünde. Yüksek dozda tüketiminin kalp krizini arttırdığını gösteren çalışmalar olduğu gibi sağlıklı bireylerde orta düzeyde tüketimin koruyucu olduğunu gösteren çalışmalar da var. Bu konu halen araştırma aşamasında. 4 fincan ve üzeri kahve tüketimi artık kafeine bağlı olumsuz etkileri beraberinde getirebiliyor. Genel olarak nabız artışı, düzensiz ritim olabilir. Tansiyonda ani yükselişe neden olabilir, sinirlilik hali, kaygı oluşturabilir. Özellikle öğleden sonra fazla tüketiminde uykuyu olumsuz yönde etkileyebilir, kalp dışı etkileri; kalsiyum emilimini bozarak kemik erimesine neden olabilir. Gebeler bu açıdan riskli diyebiliriz, yüksek dozda tüketim erken doğum ya da bebekte gelişme geriliğine neden olabiliyor bu açıdan da dikkatli olmak gerekir" dedi.</p>

<p><strong>"Yeni nesil kahvecilerdeki kahveler fazla miktarda şeker, şurup içerebilmekte"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>‘Kafein tüketim deyince ilki başta çay kahve tüketimi akla gelmekte’ diyen Doç. Dr. Duygu Ersan Demirci, "Ama yüksek dozda kafein içeren enerji içecekleri mevcut. Enerji içeceklerinin kalp damar sağlığı açısından olumsuz etkileri giderek daha fazla ortaya çıkmakta. Sağlıklı bireylerde dahi enerji içeceği tüketimi sonrası önemli ritim bozuklukları, tansiyon yüksekliği, kalp krizinin tetiklenmesi gibi durumlar ortaya çıkabilmekte. Kafeinin etkileri açısından bireysel farklılıklar olduğunu söyleyebiliriz. Kafeini metabolize eden enzimdeki bireysel değişikliklerden kaynaklanıyor. Kahve tüketimi özellikle gençler arasında giderek yaygınlaşmakta. Hem ülkemizde hem dünya genelinde en sık tüketilen içecek durumuna gelmekte. Yeni nesil kahvecilerde mevcut olan kahveler fazla miktarda şeker, şurup içerebilmekte. Bunlara bağlı fazla şeker alımının getirdiği olumsuz etkiler de yine göz önünde bulundurulmalı. Kalp hastaları için şuan ki veriler ışığında orta düzeyde tüketim güvenilir gözükmekte. Kalp damar sağlığı dediğimiz zaman en temel 2 nokta; sağlıklı beslenme ve fiziksel egzersiz. Akdeniz tipi beslenme, bitkisel ağırlıklı bir beslenmeyi kast ediyoruz. Doymuş yağ asitleri yerine doymamış yağ asitlerinin tercih edilmesi, işlenmiş etin minimum oranda tüketilmesi, bunun yerine balık tüketiminin haftada en az 1 gün olacak şekilde desteklenmesi önerilmekte. Tuz ve şeker tüketimini mümkün olduğunca kısıtlamak ve yine fazla alkol tüketimine dikkat etmek vurgulanması gereken noktalar. Sigaranın bırakılması, mental sağlık, stres yönetimi de kalp sağlığı açısından önemli noktalar" şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/uzmanlardan-kahve-uyarisi-gunde-4-fincan-ve-uzeri-olumsuz-etkiler-olusturabiliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 11:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/04/2674-1775117412-1.jpg" type="image/jpeg" length="34507"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Enfeksiyon Uzmanı Kaygusuz: 'Besin Zehirlenmelerinde En Önemli Nedenlerden Biri Yiyeceklerin Yeterince Pişirilmemesidir']]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/enfeksiyon-uzmani-kaygusuz-besin-zehirlenmelerinde-en-onemli-nedenlerden-biri-yiyeceklerin-yeterince-pisirilmemesidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/enfeksiyon-uzmani-kaygusuz-besin-zehirlenmelerinde-en-onemli-nedenlerden-biri-yiyeceklerin-yeterince-pisirilmemesidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fırat Üniversitesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Türkkan Öztürk Kaygusuz, besin zehirlenmelerinde en önemli nedenlerden birinin yiyeceklerin yeterince pişirilmemesi olduğunu belirterek özellikle et, tavuk ve deniz ürünlerinin iyice pişirilerek mikroorganizmalardan arındırılması gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fırat Üniversitesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Türkkan Öztürk Kaygusuz, besin zehirlenmelerinde en önemli nedenlerden birinin yiyeceklerin yeterince pişirilmemesi olduğunu belirterek özellikle et, tavuk ve deniz ürünlerinin iyice pişirilerek mikroorganizmalardan arındırılması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Türkkan Öztürk Kaygusuz, artan gıda zehirlenmeleri hakkında açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Gıda zehirlenmesinin genellikle bakteri, virüs, parazitler ve onların ürettiği toksinlerle kirlenmiş yiyecek ve içeceklerin tüketilmesi sonucunda ortaya çıktığını aktaran Dr. Türkkan Öztürk Kaygusuz, 'Bu mikroorganizmaların mide ve bağırsak sisteminde çeşitli düzeylerde etkilere neden oluyor. Gıda tüketimi sonrasında bulantı, kusma, karın ağrısı, ateş, ishal, baş dönmesi ve yutma güçlüğü gibi belirtiler başladığında mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor. Sadece dışarıda hazırlanmış gıdaların değil, evde yapılan yiyeceklerin de hijyen, saklama ve pişirme şartlarına uyulmadığı takdirde zehirlenmeye yol açabilir. Kalabalık topluluklara yemek hazırlayan ve servis eden işletmeler ayrı bir öneme sahiptir. Evdeki yemekten bir kişinin zehirlenmesi dikkat çekmezken yurt, okul ve düğün gibi yerlerde yaşanan zehirlenmeler çok kişiyi etkilediği için daha önemlidir. Bu nedenle bu alanlarda yapılan denetimlerin aksatılmaması gerekiyor. Özellikle soğuk ortamda saklanması gereken mayonezli, kremalı gıdalar, süt ürünlerini içeren yiyecekler, tavuk, balık ve diğer deniz ürünlerinin tüketiminde daha dikkatli olunması gerekir. Saklama ve depolama şartları konusunda şüphe duyulduğunda restoran veya sokak satıcılarından gıda alınmaması gerekiyor' ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gıda zehirlenmelerinde en sık görülen belirtileri de belirten Dr. Kaygusuz, 'Bunlar, mide bulantısı, kusma, karın ağrısı, ishal, halsizlik, baş ağrısı, baş dönmesi, ateş ve titremedir. Belirtilerin zehirlenmeye neden olan yiyeceğin tüketilmesinden birkaç saat veya birkaç gün sonra başlayabilir. Bundan dolayı da sorumlu yiyeceği bulmak zaman zaman güçleşiyor. Besin zehirlenmelerinde en önemli nedenlerden biri yiyeceklerin yeterince pişirilmemesidir. Özellikle et, tavuk ve deniz ürünlerinin iyice pişirilerek mikroorganizmalardan arındırılması gerekir. Bir diğer önemli faktör, yiyeceklerin oda sıcaklığında uzun süre bekletilmesidir. Tavuk, et, kremalı ve çiğ yiyeceklerin vakit kaybetmeden buzdolabına kaldırılması lazım. Gıda hazırlayan kişilerin el hijyenine dikkat etmemesinin de zehirlenmeye yol açabilir. Pişirilmemiş yiyeceklerin doğrandığı tahta, zemin, bıçak ve kaşıkların her kullanım sonrası iyice temizlenmesi gerekiyor. Et doğradığınız zeminde salata yapılmamalıdır. Pişmiş gıdaların çiğ gıdalarla temasının da zehirlenmeye yol açabilir. Mikroorganizmaların protein, şeker ve tuz içeren gıdalarda kolaylıkla çoğalır. Et, et suları, salam, kremalı yiyecekler, mayonezli salatalar ile yumurtalı salataların riskli gıdalar arasında yer alıyor. Pirinç pilavının da oda sıcaklığında uzun süre bekletildiğinde zehirlenmeye yol açabileceğini, ayrıca süt tozu, puding, vanilya sosu ve kurutulmuş sebzelerdeki bazı bakterilerin toksinleri nedeniyle zehirlenme gelişebilir. Ev yapımı konservelerde bilinen en güçlü toksinlerden birinin oluşabilir. Özellikle sebze konservelerinin ölümcül risk taşıyor. Konserve zehirlenmelerinde görme bozukluğu, ışığa hassasiyet, yutkunma güçlüğü, halsizlik, bulantı, kusma ve konuşma bozukluğu gibi belirtilerin görülebilir. Bu veriler genellikle 18-36 saat sonra başlar, ancak günler hatta haftalar sonra da ortaya çıkabilir. Hastalarda ilerleyen süreçte güç kaybı ve felç yaşanabilir. Besin zehirlenmeleri hastanın bağışıklık durumuna ve tüketilen etkenin miktarına bağlı olarak ölümcül olabilir. Korunma için yiyeceklerin iyi pişirilmesi, ısıtma işleminin 60-70 derece üzerinde yapılması, önceden pişirilmiş yemeklerin düşük derecede tekrar ısıtılması ve uzun süre bekletilmesi zehirlenmeyi kolaylaştırıyor. Bu nedenle yemekler soğuduktan hemen sonra buzdolabına kaldırılması ve yalnızca bir kez ısıtılması lazımdır. Ayrıca sebzelerin bol suyla iyice yıkanmasına özen gösterilmesi ve kirli olduğundan şüphe edilen suların kesinlikle içilmemesi gerekiyor' cümlelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Elazığ, Sağlık</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/enfeksiyon-uzmani-kaygusuz-besin-zehirlenmelerinde-en-onemli-nedenlerden-biri-yiyeceklerin-yeterince-pisirilmemesidir</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 11:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/04/final-image-31-13.jpg" type="image/jpeg" length="15652"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Alerjik Aylardaki Salgına Karşı Bilinçsiz Müdahale Ölüme Kadar Uzanabiliyor]]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/alerjik-aylardaki-salgina-karsi-bilincsiz-mudahale-olume-kadar-uzanabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/alerjik-aylardaki-salgina-karsi-bilincsiz-mudahale-olume-kadar-uzanabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mevsim geçişlerinin kaymasıyla birlikte geç kış-erken bahar dönemine girilirken, uzmanlar özellikle çocuklarda görülen viral enfeksiyonların seyrinin değiştiğine dikkat çekiyor. Bilinçsiz uzman gözlemi haricinde müdahale ise ölüme kadar kapı aralayabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Kış aylarında daha çok küçük bebeklerde ciddi solunum yolu enfeksiyonlarına neden olan RSV (Respiratuvar Sinsityal Virüs) vakalarının azalmaya başladığını ifade eden NEÜ Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Özge Metin Akcan, geç kış - erken bahar dönemine girilirken daha büyük çocuklarda nezle, grip ve soğuk algınlığı gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarının yaygınlaştığını söyledi. Doç. Dr. Özge Metin Akcan, "Mevsimler biraz daha kaydığı için geç kış aylarına geçmiş olduk ve geç kış bahar dönemindeyiz. Her mevsimde belli virüsler gözüküyor. Şu andaki virüsler de küçük bebeklerde solunum sıkıntısına, akciğer enfeksiyonuna neden olan RSV’lerden çıkıp daha büyük çocuklarda nezle, grip, soğuk algınlığı dediğimiz, çocuğu hemen iyileştirmeyen ama süründüren viral enfeksiyonlar dönemine girmiş bulunuyoruz. Ayrıca bunun dışında bazı döküntülü hastalıkların da görülme mevsimi geldi. Eğer çocuk aşısızsa, su çiçeği ile ilgili döküntüyle giden hastalıklarda artış görebiliriz" dedi.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>"Alerjik bünyeye sahip olan bireyler tedavilerini bu dönemde aksatmamalılar"</p>

<p></p>

<p>Alerjik bünyeye sahip olanlara uyarıda bulunan Doç. Dr. Özge Metin Akcan, "Büyüklerde de yine aslında nezle grip şeklinde geçiyor. Burun akıntısı, hapşırık, öksürük mevsimde alerjik dönem başladığı için gözlerde kaşıntı, kızarıklık, yine burun tıkanıklığı bunlar daha çok görülmeye başlanıyor. Bazen bu burun tıkanıklığı öksürük, hapşırık, gözlerde kaşıntı, yani alerjik durumlar enfeksiyonlarla karışabiliyor. Gereksiz yere antibiyotik kullanabiliyorlar. O yüzden de alerjik bünyeye sahip olan bireyler tedavilerini bu dönemde aksatmamalılar" şeklinde konuştu.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>"Gereksiz yere antibiyotik tedavisi ve başka tedaviler almamak gerekiyor"</p>

<p></p>

<p>Her öksürük, hapşırık, burun akıntısı bir enfeksiyona işaret etmediğine dikkat çeken Akcan, "Mevsim aslında şimdi mart, nisan ayları bizim için alerji mevsimi. Her öksürük, hapşırık, burun akıntısı bir enfeksiyona işaret etmiyor. Daha çok alerjiye de işaret edebiliyor. Bu açıdan da uyanık olup gereksiz yere antibiyotik tedavisi ve başka tedaviler almamak gerekiyor. Onun dışında yine her zaman vurguladığımız gibi artık havalar daha iyi olduğu için odalar daha rahat havalandırılacak. Sınıflar okullarda daha iyi havalandırılacak. El yıkama ve havalandırma önlemlerine dikkat etmek gerekiyor. Mümkün olduğunca dışarıda gezip bol bol el yıkamak gerekiyor" ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>"Solunum durmasına kadar ilerleyebilen semptomlara yol açabiliyor"</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sarı serumun zararlarına değinen Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Özge Metin Akcan, "Sarı serumu kesinlikle çocuklara, hatta erişkinlere de önermiyoruz. Evet geçici bir tedavi içinde hızlı toparlatan ilaçlar olabilir ama bu ilaçların çocuklarda ve erişkinlerde çok ciddi yan etkileri olabilir. Anafilaksi dediğimiz hızla vücudun düşmesine ve kalp durmasına kadar ilerleyebilen solunum durmasına kadar ilerleyebilen semptomlara yol açabiliyor. Bu da çok ciddi bir durum ve maalesef aslında bu hastalıklar bir hafta içinde geçiyor. Bunun için de bunu yapmaya, bu riski almaya gerek yok" diye konuştu.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/alerjik-aylardaki-salgina-karsi-bilincsiz-mudahale-olume-kadar-uzanabiliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 11:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/04/ekran-goruntusu-2026-04-01-113844.png" type="image/jpeg" length="41984"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
