<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Elazığ Bülten</title>
    <link>https://www.elazigbulten.com</link>
    <description>Elazığ'ın Objektif ve Bağımsız Haber Sitesi</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.elazigbulten.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 19 Jun 2026 15:46:15 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Op. Dr. Nazlı Yavuzer: "Tedavi Edilmeyen Safra Kesesi Taşları Kanser Riskini Arttırıyor"]]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/op-dr-nazli-yavuzer-tedavi-edilmeyen-safra-kesesi-taslari-kanser-riskini-arttiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/op-dr-nazli-yavuzer-tedavi-edilmeyen-safra-kesesi-taslari-kanser-riskini-arttiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Safra kesesi taşları konusunda önemli bilgiler paylaşan Op. Dr. Nazlı Yavuzer Türe, "afra kesesi taşları zamanında müdahale edilmezse kronik tahriş nedeniyle safra kesesi kanseri gelişme ihtimalini artırır. Yapılan çalışmalar, safra kesesi taşı olan ve tedavi edilmeyen kişilerde kanser riskinin sağlıklı bireylere göre yaklaşık 5-7 kat daha fazla olabileceğini göstermektedir" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Toplumda özellikle 40 yaş üstü kadınlarda sık görülen safra kesesi taşlarının ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğine dikkat çeken Memorial Antalya Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Op. Dr. Nazlı Yavuzer Türe, hastalığın belirtileri, risk faktörleri, tedavi yöntemleri ve beslenme önerileri hakkında açıklamalarda bulundu.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>"Erken tanı ciddi komplikasyonları önlüyor"</p>

<p></p>

<p>Safra kesesi taşlarının uzun süre belirti vermeden ilerleyebildiğini belirten Yavuzer, "Safra kesesi taşları genellikle 40 yaş üstü bireylerde görülür ve uzun süre hiçbir şikayete yol açmadan sessizce ilerleyebilir. İlerleyen evrede ise karnın çeşitli bölgelerine, sırta ve omuza vuran yoğun ağrılar meydana gelebilir. Bu ağrılar bazen kalp krizi semptomlarıyla karıştırılabilir. Bu yüzden erken ve doğru tanı büyük önem taşır. Tedavi geciktirilirse enfeksiyon, tıkanma, sarılık ve pankreatit gibi ciddi komplikasyonlar gelişebilir" dedi.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>40 yaş üstü kadınlar daha fazla risk altında</p>

<p></p>

<p>Fazla kilo ve obezitenin safra kesesi taşı oluşumundaki en önemli nedenlerden biri olduğunu ifade eden Yavuzer, "Safra kesesi taşlarının oluşumunda yaşam tarzı faktörleri belirleyici rol oynar. Özellikle doğurganlık dönemi ve östrojen hormonunun etkisiyle 40 yaş üstü kadınlar daha fazla risk altındadır" diye konuştu.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>"Safra kesesi taşı olanlar bu kurallara dikkat etmeli"</p>

<p></p>

<p>Safra kesesi taşı olanlar için beslenme önerilerinde de bulunan Yavuzer, "Az ve sık beslenin: Günde 5-6 küçük öğün tüketin. Büyük öğünler safra kesesini aşırı uyarabilir. Yavaş yiyin ve iyi çiğneyin: Yemekleri acele etmeden tüketin. Lif alımını artırın: Günlük 25-30 gram lif hedefleyin. Lif, safra akışını düzenler ve taş oluşum riskini azaltır. Yağ tüketimini sınırlayın: Özellikle doymuş yağlardan kaçının. Günlük kalorinin yüzde 20-30’u kadar yağ yeterli olabilir; zeytinyağı gibi sağlıklı yağları tercih edin. Bol su için: Günde en az 2-2.5 litre su tüketimi safra kıvamını inceltmeye yardımcı olur. Kilo kontrolü: Fazla kilodan kurtulun ancak düşük kalorili şok diyetlerden uzak durun" dedi.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>"Tedavi edilmeyen taşlar kanser riskini artırıyor"</p>

<p></p>

<p>Tedavi edilmeyen safra kesesi taşlarının kanser riskini artırabileceğini belirten Yavuzer, "Safra kesesi taşları zamanında müdahale edilmezse kronik tahriş nedeniyle safra kesesi kanseri gelişme ihtimalini artırır. Yapılan çalışmalar, safra kesesi taşı olan ve tedavi edilmeyen kişilerde kanser riskinin sağlıklı bireylere göre yaklaşık 5-7 kat daha fazla olabileceğini göstermektedir. Özellikle 3 cm’den büyük taşlarda bu risk 10 kata kadar çıkabilir. Safra kesesi kanseri, diğer birçok kanser türüne kıyasla daha agresif seyredebildiği için erken önlem almak hayati öneme sahiptir" ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>Kapalı cerrahi altın standart tedavi yöntemi</p>

<p></p>

<p>Laparoskopik cerrahinin günümüzde altın standart tedavi yöntemi olarak kabul edildiğini aktaran Yavuzer, "Safra kesesi taşları genellikle ağır ve yağlı yemeklerden sonra belirginleşen şiddetli ağrı, şişkinlik, hazımsızlık ve mide rahatsızlıkları ile kendini belli eder. Tanı aşamasında ultrasonografi ile taşın sayısı ve büyüklüğü netleştirilir. Günümüzde bu hastaların büyük ekseriyâ altın standart olarak kabul edilen laparoskopik (kapalı) cerrahi uygulanmaktadır. Safra kesesinin alınması, hastanın günlük yaşam kalitesini olumsuz etkilemez" dedi.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Kapalı ameliyatla ertesi gün taburcu olmak mümkün"</p>

<p></p>

<p>Hastaların kısa sürede günlük yaşamlarına dönebildiğini söyleyen Yavuzer, "Safra kesesinde taş tespit edilen kişilerde gecikmeden ameliyat önerilir. Küçük kesilerden gerçekleştirilen laparoskopik işlem sayesinde ameliyat süresi genellikle 30 dakikanın altında kalır. Hastanede kalış süresi kısalır ve iyileşme süreci hızlanır. Sabah ameliyat olan birçok hasta ertesi gün taburcu olup iş ve sosyal hayatına dönebilir. Bu yöntem, hasta konforunu önemli ölçüde artıran modern bir yaklaşımdır" diye konuştu.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>Ameliyat sonrası ilk 2-3 ay beslenmeye dikkat</p>

<p></p>

<p>Ameliyat sonrası beslenmeye de dikkat edilmesi gerektiğini belirten Yavuzer, "Ameliyattan sonra safra doğrudan bağırsağa aktığı için ilk 2-3 ay daha dikkatli olunmalıdır. Çoğu hasta zamanla normal beslenmeye döner. İlk günlerde sıvı ve yumuşak gıdalarla başlayın. Yağlı besinleri yavaş yavaş artırın; ishal veya şişkinlik olursa azaltın. Lif alımını kademeli yükseltin. Yumurta, kahve, süt ürünleri gibi potansiyel tetikleyicileri doktor kontrolünde deneyin" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/op-dr-nazli-yavuzer-tedavi-edilmeyen-safra-kesesi-taslari-kanser-riskini-arttiriyor</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 11:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/06/ekran-goruntusu-2026-06-18-113746.png" type="image/jpeg" length="11766"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Aytaç: 'MS Hastalığı, Sıcağa Karşı Çok Hassastır']]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/prof-dr-aytac-ms-hastaligi-sicaga-karsi-cok-hassastir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/prof-dr-aytac-ms-hastaligi-sicaga-karsi-cok-hassastir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Havaların ısınmasıyla birlikte uyarılarda bulunan Prof. Dr. Emrah Aytaç, 'Nörolojik hastalıklar içerisinde özellikle MS hastalı, sıcağa karşı çok hassastır. Aşırı sıcak havalarda MS hastalarının klinik bulgularının daha da kötüleşmesine ve yalancı atak bulguları benzeri bulguların oluşmasına neden oluyor' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Havaların ısınmasıyla birlikte uyarılarda bulunan Prof. Dr. Emrah Aytaç, 'Nörolojik hastalıklar içerisinde özellikle MS hastalı, sıcağa karşı çok hassastır. Aşırı sıcak havalarda MS hastalarının klinik bulgularının daha da kötüleşmesine ve yalancı atak bulguları benzeri bulguların oluşmasına neden oluyor' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Fırat Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Emrah Aytaç, sıcak havalarda nörolojik hastalıkları bulunan kişilerin dikkat etmesi gereken hususlar hakkında bilgiler verdi.</p>

<p>Prof. Dr. Emrah Aytaç, 'Beynimiz vücudumuzda en fazla enerji harcayan organ ve en karmaşık dokulardan bir tanesidir. Bu nedenle çevresel değişikliklere karşı, özellikle ısı değişikliklerine karşı oldukça hassas bir organdır. Aşırı sıcak havalar sinir iletiminde yavaşlamaya ve beyin içerisindeki hücreler arası dengenin bozulmasına neden oluyor. Buda nörolojik hastalıkların olumsuz yönde etkilenmesine neden oluyor. Nörolojik hastalıklar içerisinde özellikle MS hastalı, sıcağa karşı çok hassastır. Aşırı sıcak havalarda MS hastalarının klinik bulgularının daha da kötüleşmesine ve yalancı atak bulguları benzeri bulguların oluşmasına neden oluyor. Baş ağrısı, aşırı sıcak havalarda susuz kalmaya bağlı olarak migren ataklarında sıklaşma, inme hastalarının sıcak havalar ile birlikte inme semptom ve bulgularının artmasına, susuz kalma ile beraber inme geçiren hastaların tekrardan inme geçirmesine yol açıyor' diye konuştu.</p>

<p>Sıcak havaların Alzheimer tipi demans hastalarında demansif bulguların, halüsinasyonların, bilişsel fonksiyonların azalmasına neden olduğunu aktaran Prof. Dr. Emrah Aytaç, 'Bu yüzden beyin sağlığımızı koruma amaçlı özellikle nörolojik hastalığı olan kişilerin çok daha fazla dikkatli olmaları gerekiyor. Yazın sıcak aylarında nörolojik hastalığı olan kişilerin 11.00 ile 16.00 saatleri arasında mümkün oldukça dışarı çıkmamaları, serin yerde istirahat etmeleri öneriyoruz. Bunların dışında günlük 2,5-3 litre alacak şekilde su tüketimini arttırmaları gerekiyor. Çay ya da kahve, su yerine geçmediğinin bilinmesi gerekiyor. Günlük alınabildiği kadar bol su tüketilmesi gerekiyor. Nörolojik hastalığı olan kişilerin özellikle sıcak havalarda sıvı ihtiyaçlarını rahatlıkla karşılayabilecekleri gıdalarla beslenmeleri gerekiyor. Özellikle yaşlı bireyler, sıcak havalarda yalnız bırakılmaması gerekiyor. Evlerin sık sık havalandırılıp sıcak havaya maruz bırakılmaması gerekiyor' şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/prof-dr-aytac-ms-hastaligi-sicaga-karsi-cok-hassastir</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 09:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/06/agency/iha/prof-dr-aytac-ms-hastaligi-sicaga-karsi-cok-hassastir.jpg" type="image/jpeg" length="62585"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Basit Önlemlerle Polen Alerjisi Şikayetlerini Azaltmak Mümkün]]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/basit-onlemlerle-polen-alerjisi-sikayetlerini-azaltmak-mumkun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/basit-onlemlerle-polen-alerjisi-sikayetlerini-azaltmak-mumkun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk İmmünolojisi ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Dr. Veysel Karakulak, alerjik çocuklarda polen mevsiminde alınacak basit önlemlerin yaşam kalitesini önemli ölçüde artırabileceğini belirterek, "Polen yoğunluğunun yüksek olduğu sabah erken saatlerde ve öğle saatlerinde mümkün olduğunca dışarı çıkılmamalıdır.Çocukların dışarı çıkarken güneş gözlüğü kullanması, özellikle çayır ve çimenlerin yoğun olduğu alanlarda maske takması faydalı olabilir dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>İlkbahar ve yaz aylarında havaya yayılan polenler, çocuklarda alerjik şikayetlerin artmasına neden oluyor. Burun akıntısı, sürekli hapşırık, gözlerde kaşıntı ve sulanma gibi belirtiler çoğu zaman soğuk algınlığıyla karıştırılabiliyor. Uzmanlar ise özellikle alerjik çocuklarda polen mevsiminde alınacak basit önlemlerin yaşam kalitesini önemli ölçüde artırabileceğini belirtiyor.</p>

<p></p>

<p>Medical Park Seyhan Hastanesi Çocuk İmmünolojisi ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Dr. Veysel Karakulak, polen alerjisinin bağışıklık sisteminin havadaki polenlere aşırı tepki vermesi sonucu ortaya çıktığını söyledi.</p>

<p></p>

<p>"Polenler sadece burunu değil, gözleri ve akciğerleri de etkileyebiliyor"</p>

<p></p>

<p>Polen alerjisinin özellikle ilkbahar, yaz ayları ve sonbaharın başlangıcında sık görüldüğünü belirten Uzm. Dr. Karakulak, "Çayır, çimen, ot ve ağaçların ürettiği polenler solunum yoluyla vücuda girerek alerjik reaksiyonlara neden olur. Bağışıklık sistemi polenleri zararlı bir madde olarak algılar ve histamin gibi kimyasallar salgılayarak çeşitli belirtilere yol açar. Bu durum halk arasında saman nezlesi ya da alerjik rinit olarak bilinir. Polenler aynı zamanda alerjik göz nezlesine ve astım ataklarına da neden olabilir" diye konuştu.</p>

<p></p>

<p>Polen alerjisi olan çocuklarda burun akıntısı ve tıkanıklığı, sık hapşırık, gözlerde sulanma, kaşıntı ve kızarıklık, öksürük ile hırıltılı solunum gibi şikayetlerin arttığını belirten Uzm. Dr. Karakulak, belirtilerin polen yoğunluğunun arttığı dönemlerde daha belirgin hale geldiğini ifade etti.</p>

<p></p>

<p>"Polenden tamamen kaçmak mümkün değil ama maruziyet azaltılabilir"</p>

<p></p>

<p>Alerji belirtilerini kontrol altına almanın ilk adımının polen maruziyetini azaltmak olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Karakulak, ailelere şu önerilerde bulundu:</p>

<p></p>

<p>"Polen yoğunluğunun yüksek olduğu sabah erken saatlerde ve öğle saatlerinde mümkün olduğunca dışarı çıkılmamalıdır. Rüzgarlı günlerde açık havada uzun süre kalınmamalıdır. Çocukların dışarı çıkarken güneş gözlüğü kullanması, özellikle çayır ve çimenlerin yoğun olduğu alanlarda maske takması faydalı olabilir. Uzun kollu kıyafetler ve şapka kullanımı da polenlerin cilt ve saçlara tutunmasını azaltır."</p>

<p></p>

<p>"Eve dönüşte kıyafet değiştirilmeli"</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Polenlerin fark edilmeden ev ortamına taşınabildiğini dile getiren Uzm. Dr. Karakulak, "Dışarıdan eve dönüldüğünde kıyafetler değiştirilmeli, mümkünse duş alınmalıdır. Polenlerin çamaşırlara yapışmasını önlemek için kıyafetler açık havada kurutulmamalıdır. Evde pencerelerin uzun süre açık bırakılmaması ve hava filtrelerinden yararlanılması da polen yükünü azaltmaya yardımcı olur" ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p>"Açık hava oyunları tamamen yasaklanmamalı"</p>

<p></p>

<p>Polen alerjisi olan çocukların açık havada vakit geçirmesinin tamamen engellenmemesi gerektiğine değinen Uzm. Dr. Karakulak, doğru saatlerin tercih edilmesinin önemli olduğunu söyledi.</p>

<p></p>

<p>Uzm. Dr. Karakulak, "Çocuklar fiziksel aktivite ve sosyal gelişim açısından açık havada zaman geçirmeye ihtiyaç duyarlar. Polen yoğunluğunun daha düşük olduğu akşam saatlerinin tercih edilmesi, belirtilerin azaltılmasına yardımcı olabilir" dedi.</p>

<p></p>

<p>"Klima doğru kullanılırsa faydalı olabilir"</p>

<p></p>

<p>Yaz aylarında klima kullanımının alerjik çocuklar için çoğu zaman endişe kaynağı olduğunu belirten Uzm. Dr. Karakulak, "Doğru kullanıldığında klimanın fayda sağlayabilir. Klimalar havadaki polen ve ev tozu akarlarının filtrelenmesine yardımcı olabilir. Aynı zamanda sıcaklık ve nemi dengeleyerek çocukların daha rahat nefes almasını sağlar. Ancak filtrelerin düzenli temizlenmemesi durumunda polenler ve diğer alerjenler ortama yeniden yayılabilir. Bu da alerjik şikayetlerin artmasına yol açabilir. Klima kullanımında ideal ortam sıcaklığı 23-25 derece arasında olmalıdır. Cihaz doğrudan çocuğun üzerine üflememesi gerekir. Ayrıca ortam neminin yüzde 40-50 seviyelerinde tutulması solunum yollarının korunması açısından önemlidir" dedi.</p>

<p></p>

<p>"Polen alerjisi ateş yapmaz"</p>

<p></p>

<p>Polen alerjisinin sık sık soğuk algınlığıyla karıştırıldığına dikkat çeken Karakulak, iki durum arasında önemli farklar bulunduğunu belirtti.</p>

<p></p>

<p>Uzm. Dr. Karakulak, "Polen alerjisinde yoğun kaşıntı, sık hapşırık ve göz belirtileri ön plandadır. Ateş ve yaygın vücut ağrıları görülmez. Soğuk algınlığı ise viral enfeksiyon kaynaklıdır, bulaşıcıdır ve genellikle bir hafta içinde düzelir. Alerjik belirtiler ise polen maruziyeti sürdüğü sürece haftalar hatta aylar boyunca devam edebilir" diye konuştu.</p>

<p></p>

<p>Hangi durumlarda uzmana başvurulmalı?</p>

<p></p>

<p>Polen alerjisinin çocukların günlük yaşamını olumsuz etkileyebildiğini söyleyen Uzm. Dr. Karakulak, "Belirtiler çocuğun uyku düzenini bozuyor, okul başarısını etkiliyor veya yaşam kalitesini düşürüyorsa mutlaka bir çocuk alerji ve immünoloji uzmanına başvurulmalıdır. Gerekli durumlarda alerji testleri yapılabilir ve uygun tedavi planlanabilir" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/basit-onlemlerle-polen-alerjisi-sikayetlerini-azaltmak-mumkun</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 15:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/06/912146.jpg" type="image/jpeg" length="22764"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Elazığ Belediyesi’nden Ot ve Haşerelere Karşı Koordineli Mücadele]]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/elazig-belediyesinden-ot-ve-haserelere-karsi-koordineli-mucadele</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/elazig-belediyesinden-ot-ve-haserelere-karsi-koordineli-mucadele" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Elazığ Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü ile Park ve Bahçeler Müdürlüğü’nün koordineli şekilde yürüttüğü çalışmalar, kent genelinde ot ve haşere kaynaklı sorunların azaltılmasına önemli katkı sağlıyor. Vatandaşların daha sağlıklı ve temiz bir çevrede yaşamalarını hedefleyen uygulamalar, kamuoyunda takdirle karşılanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Elazığ Belediyesi, yaz mevsimiyle birlikte artış gösteren haşere popülasyonu ve kontrolsüz otlanmaya karşı çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Veteriner İşleri Müdürlüğü ile Park ve Bahçeler Müdürlüğü’nün eş zamanlı ve koordineli olarak yürüttüğü çalışmalar kapsamında, şehir genelinde ot temizliği ve ilaçlama faaliyetleri gerçekleştiriliyor.<br />
Park ve Bahçeler Müdürlüğü ekipleri tarafından parklar, yeşil alanlar, refüjler, boş arsalar ve kamuya açık alanlarda ot biçme ve temizlik çalışmaları yürütülürken, Veteriner İşleri Müdürlüğü ekipleri ise haşere ve zararlıların üreme alanlarının azaltılmasına yönelik ilaçlama faaliyetlerini sürdürüyor.<br />
Özellikle yağışların ardından hızla büyüyen yabani otların, çeşitli haşere türleri için uygun yaşam alanları oluşturduğu bilinirken, iki müdürlüğün koordineli çalışması sayesinde hem görüntü kirliliğinin önüne geçiliyor hem de haşere kaynaklı olumsuzlukların minimum seviyeye indirilmesi hedefleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="I M G 20260613 W A0031" class="detail-photo img-fluid" height="1200" src="https://elazigbultencom.teimg.com/elazigbulten-com/uploads/2026/06/i-m-g-20260613-w-a0031.jpg" width="1600" /><br />
Kent genelinde planlı bir program dahilinde sürdürülen çalışmalarla vatandaşların yaşam kalitesinin artırılması amaçlanırken, çevre ve halk sağlığının korunmasına yönelik önemli adımlar atılıyor. Elazığ Belediyesi’nin ilgili birimleri tarafından yürütülen bu ortak çalışma modeli, şehir temizliği ve halk sağlığı açısından örnek uygulamalar arasında gösteriliyor.<br />
Şehrin daha sağlıklı, daha temiz ve yaşam standartları daha yüksek bir yapıya kavuşması amacıyla sürdürülen çalışmaların yaz boyunca kesintisiz devam edeceği belirtilirken, belediye ekiplerinin sahadaki koordinasyonu vatandaşlar tarafından da memnuniyetle karşılanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre, Elazığ, Sağlık, Sağlık, Elazığ, Sağlıklı Yaşam</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/elazig-belediyesinden-ot-ve-haserelere-karsi-koordineli-mucadele</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 21:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/06/i-m-g-20260613-w-a0020.jpg" type="image/jpeg" length="77124"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Elazığ Belediyesi Haşereyle Mücadelede Çalışmalarını Aralıksız Sürdürüyor]]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/elazig-belediyesi-hasereyle-mucadelede-calismalarini-araliksiz-surduruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/elazig-belediyesi-hasereyle-mucadelede-calismalarini-araliksiz-surduruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Elazığ Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü ekipleri, kent genelinde haşere ve sokak ilaçlama çalışmalarına yoğun şekilde devam ediyor. Yağışların ilaçların etkisini azaltması nedeniyle birçok mahallede yeniden ilaçlama yapılırken, ot yoğunluğuna bağlı olarak artış gösteren üvez sinekleriyle mücadele de sürdürülüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Elazığ Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü ekipleri, yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte kent genelinde haşere ve vektörlerle mücadele çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.<br />
Şehrin farklı noktalarında gerçekleştirilen ilaçlama faaliyetleri kapsamında sokaklar, parklar, yeşil alanlar, dere yatakları ve vatandaşların yoğun olarak kullandığı bölgelerde düzenli uygulamalar yapılıyor. Uzman ekipler tarafından kullanılan ilaçların normal şartlarda uygulamanın ardından yaklaşık 15 gün süreyle etkisini koruduğu belirtilirken, son dönemde etkili olan yağışların ilaçların etkinlik süresini önemli ölçüde azalttığı kaydedildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="I M G 20260613 W A0019" class="detail-photo img-fluid" height="1600" src="https://elazigbultencom.teimg.com/elazigbulten-com/uploads/2026/06/i-m-g-20260613-w-a0019.jpg" width="900" /><br />
Yağmur ve diğer meteorolojik koşullar nedeniyle ilaçların etkisini yitirmesinin ardından ekipler, vatandaşların mağduriyet yaşamaması için birçok mahallede yeniden ilaçlama çalışması gerçekleştirdi. Kent genelinde planlı şekilde yürütülen çalışmaların, hava şartları dikkate alınarak periyodik olarak devam ettiği bildirildi.</p>

<p>Halk dilinde Üvez (Yaprak afidi ) bitkilerin taze sürgün ve özsularıyla beslenen, çok küçük böceklerdir. Hızla çoğalarak .Genellikle yeşil veya siyah renkte olurlar. Her dişi yaprak afidi 20-30 gün boyunca ürer ve 60-100 canlı nimf doğurur. Nimfler yetişkinlere benzer ancak daha küçüktür. Nimfler nemli havalarda olgunlaşır ve sıcaklıklarda yüksek olduğunda bir hafta içinde yavrular üretebilirler.<br />
Öte yandan ilkbahar ve yaz döneminde artan yağışlar nedeniyle yeşil alanlarda ot yoğunluğunun yükselmesi, halk arasında “üvez” olarak bilinen küçük sineklerin çoğalmasına neden oldu. Özellikle yeşil alanların bulunduğu bölgelerde görülen sinek yoğunluğunu azaltmak amacıyla Veteriner İşleri Müdürlüğü ekipleri tarafından kapsamlı mücadele programı uygulanıyor.<br />
Ekipler, üvez sineklerinin üreme alanlarını tespit ederek gerekli ilaçlama çalışmalarını sürdürürken, larva mücadelesi ve çevresel önlemlerle de sorunun önüne geçilmesi hedefleniyor. Elazığ Belediyesi, halk sağlığını korumaya yönelik çalışmalar kapsamında haşere ve sineklerle mücadeleyi yaz boyunca aralıksız sürdürecek.<br />
Vatandaşların talepleri ve saha incelemeleri doğrultusunda ilaçlama programlarının güncellendiği belirtilirken, ekiplerin şehir genelinde yoğun mesai harcadığı ifade edildi. Belediye yetkilileri, özellikle yağışların ardından ortaya çıkabilecek haşere yoğunluğuna karşı gerekli tüm tedbirlerin alınmaya devam edildiğini bildirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre, Çevre, Elazığ, Genel, Elazığ, Sağlık</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/elazig-belediyesi-hasereyle-mucadelede-calismalarini-araliksiz-surduruyor</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 21:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/06/i-m-g-20260613-w-a0018.jpg" type="image/jpeg" length="25626"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzman Psikolog Yıldız: 'Sınava girecekler başarısız olacakmış gibi kaygıyı arttırıyorlar']]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/uzman-psikolog-yildiz-sinava-girecekler-basarisiz-olacakmis-gibi-kaygiyi-arttiriyorlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/uzman-psikolog-yildiz-sinava-girecekler-basarisiz-olacakmis-gibi-kaygiyi-arttiriyorlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[LGS ve YKS sınavlarına kısa bir süre kala kala öğrencilere önemli tavsiyelerde bulunan Uzman Psikolog Esma Yıldız, 'Belirli düzeyde kaygı motivasyoneldir ancak, o kaygıyı ileriye taşıdığımız zaman kişiyi olumsuz yönde etkileyip başarısızlığa sürüklemektedir' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>LGS ve YKS sınavlarına kısa bir süre kala kala öğrencilere önemli tavsiyelerde bulunan Uzman Psikolog Esma Yıldız, 'Belirli düzeyde kaygı motivasyoneldir ancak, o kaygıyı ileriye taşıdığımız zaman kişiyi olumsuz yönde etkileyip başarısızlığa sürüklemektedir' dedi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Elazığ Medilines Hastanesi Klinik Psikolog Esma Yıldız, LGS ve YKS sınavına girecek olan öğrencilere önemli uyarılarda bulundu. Yıldız, 'Öğrencilerin son günlerde tekrar etmelerini ve var olan bilgilerini pekiştirmeleri gerekiyor. En önemlisinin ise sınava girecek olanlara sonuç odaklı değil çözüm odaklı yaklaşılması ve şartsız destek olmaları gerekmektedir' ifadelerini kullandı. </p><p>Sınav kaygısı öğrencilerin yoğun endişe yaşadığı dönem olduğunu belirten Uzman Psikolog Esma Yıldız, 'Bu endişe dönemi hafıza, dikkat ve performansı olumsuz yönde etkiliyor. Belirli düzeyde kaygı motivasyoneldir bizi ilerletebilir ancak, o kaygı ileriye taşıdığımız zaman kişiyi olumsuz yönde etkileyip başarısızlığa sürüklemektedir. Belirtileri çarpıntı, titreme terleme ve mide rahatsızlığı görülür. En önemlisi ise dikkat dağınıklığı ve hafıza güçlüğüdür. Kişiler başarısız olacakmış gibi hissedip kaygıyı arttırıyorlar. Öğrencilere önerilerimiz son günlerde tekrar etmelerini istiyoruz. Var olan bilgilerini pekiştirmelerini istiyoruz. Uykuya yönelik uyku düzenlerini korumalarını istiyoruz. En önemlisi nefes teknikleri gibi rahatlatıcı tekniklerden yararlanmalarını istiyoruz. Ailelere önerilerimiz ise çocuklarını kesinlikle başka insanlarla kıyaslamamaları gerekiyor. Onlara sonuç odaklı değil çözüm odaklı yaklaşmaları gerekiyor. En önemlisi de şartsız destek olmaları gerekmektedir. Bu süreçte biz çocukların kaygılarını indirgemiyoruz motivasyonel olan düzgün düzeyde bekletiyoruz' diye konuştu. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Elazığ, Sağlık, Sağlık, Elazığ</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/uzman-psikolog-yildiz-sinava-girecekler-basarisiz-olacakmis-gibi-kaygiyi-arttiriyorlar</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 09:53:21 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/06/agency/iha/uzman-psikolog-yildiz-sinava-girecekler-basarisiz-olacakmis-gibi-kaygiyi-arttiriyorlar.jpg" type="image/jpeg" length="23698"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Fırat Üniversitesi Hastanesi’nden Yaşlılarda Sarkopeni ve Kırılganlık Uyarısı]]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/firat-universitesi-hastanesinden-yaslilarda-sarkopeni-ve-kirilganlik-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/firat-universitesi-hastanesinden-yaslilarda-sarkopeni-ve-kirilganlik-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fırat Üniversitesi Hastanesi Endokrinoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kader Uğur, yaşlı bireylerde sık görülen sarkopeni ve kırılganlık konusunda önemli açıklamalarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya nüfusunun giderek yaşlandığını belirten Prof. Dr. Kader Uğur, buna paralel olarak yaşlı hasta sayısının da arttığını ifade etti. Yaşlanmayla birlikte yaşam kalitesini olumsuz etkileyen iki önemli sorunun öne çıktığını vurgulayan Prof. Dr. Kader Uğur, “Bunlardan biri kas kaybı olarak tanımlanan sarkopeni, diğeri ise birçok sistemi etkileyerek düşmelere neden olabilen, fizyolojik ve psikolojik açıdan yetersizlik oluşturan kırılganlıktır” dedi.</p>

<p>Bu durumların önlenmesinde dengeli ve yeterli beslenmenin büyük önem taşıdığına dikkat çeken Prof. Dr. Kader Uğur, vücut ağırlığının korunması gerektiğini belirtti. Aşırı kilo kaybı ya da aşırı kilo alımından kaçınılması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Kader Uğur, protein açısından zengin besinlerin tüketilmesini önerdi. Süt ve süt ürünleri, yumurta ve balığın önemli protein kaynakları olduğunu kaydetti.</p>

<p></p>

<p><img alt="" height="1080" src="https://elazigbultencom.teimg.com/elazigbulten-com/uploads/2026/06/i-m-g-7094.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1920" /></p>

<p>D vitamini alımının da önemine değinen Prof. Dr. Kader Uğur, yeterli güneş ışığından faydalanılması ve düzenli hareket edilmesi gerektiğini söyledi. Ayrıca sebze, meyve, zeytinyağı, tam tahıllı ürünler ve kuruyemiş gibi antioksidan içeriği yüksek gıdaların dengeli şekilde tüketilmesini önerdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Günlük su tüketiminin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Kader Uğur, yetişkin bireylerde olduğu gibi yaşlılarda da yaklaşık 1,5 litre su tüketiminin önemli olduğunu ifade etti.</p>

<p>Yaşlı bireylerde iştah kaybı, yetersiz beslenme veya kilo kaybı gibi durumların görülmesi halinde mutlaka altta yatan nedenlerin araştırılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Kader Uğur, gerekli tedavinin ardından hastaların sarkopeni<a name="_GoBack"></a> ve kırılganlık açısından düzenli olarak takip edilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/firat-universitesi-hastanesinden-yaslilarda-sarkopeni-ve-kirilganlik-uyarisi</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 13:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/06/i-m-g-7095.jpeg" type="image/jpeg" length="62157"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hava Sıcaklıklarıyla Birlikte Artan Gıda Zehirlenmesi Vakalarına Karşı Uzmanından Uyarı]]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/hava-sicakliklariyla-birlikte-artan-gida-zehirlenmesi-vakalarina-karsi-uzmanindan-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/hava-sicakliklariyla-birlikte-artan-gida-zehirlenmesi-vakalarina-karsi-uzmanindan-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gastreonterolog Mustafa Yalçın, yaz aylarında artan hava sıcaklıklarıyla birlikte gıda zehirlenmesi vakalarında da ciddi artış yaşandığını hatırlattı. Özellikle açıkta satılan ve uygun şartlarda saklanmayan gıdaların büyük risk oluşturduğunu belirten Uzm. Dr. Yalçın, "Yaz aylarında basit önlemlerle gıda zehirlenmeleri büyük ölçüde önlenebilir. Bu önlemlerden biri açıkta satılan gıdalardan kaçınmaktır." dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Acıbadem Kent Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Mustafa Yalçın, havaların giderek ısındığını, yüksek sıcaklıkların bakterilerin üremesi için ideal ortam oluşturduğunu söyledi. Yaz aylarında gıdaların çok daha hızlı bozulduğunu belirten Uzm. Dr. Yalçın, özellikle et, tavuk, süt ve deniz ürünleri uygun sıcaklıkta saklanmadığında kısa sürede zararlı hale gelebildiğini kaydetti. Yaz mevsiminin başlamasıyla birlikte gıda zehirlenme vakalarını daha çok görmeye başlayacaklarını ifade eden Uzm. Dr. Yalçın "Açıkta satılan yiyecekler, iyi yıkanmamış sebze ve meyveler ile hijyen kurallarına uyulmayan ortamlarda hazırlanan gıdalar risk taşıyor." diye konuştu.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>En sık belirtiler bulantı, kusma ve ishal</p>

<p></p>

<p>Gıda zehirlenmesinin genellikle kısa sürede belirti verdiğini ifade eden Uzm. Dr. Yalçın, belirtiler hakkında da bilgi verdi. Bulantı, kusma, ishal, karın ağrısı ve ateşin gıda zehirlenmelerinde en sık görülen belirtiler olduğunu kaydeden Yalçın, bazı durumlarda halsizlik ve sıvı kaybına bağlı ciddi tabloların da ortaya çıkabileceğini söyledi.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>İlk müdahale hayati önem taşıyor</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzm. Dr. Yalçın gıda zehirlenmesi vakalarında ilk müdahalenin önemine dikkat çekti. Gıda zehirlenmesi şüphesi durumunda en önemli adımın sıvı kaybını önlemek olduğunu vurgulayan Yalçın, şöyle konuştu: "Bol su tüketilmeli, mümkünse elektrolit içeren sıvılar alınmalıdır. Ağır ve yağlı yiyeceklerden uzak durulmalı, mideyi yormayan hafif gıdalar tercih edilmelidir. Şikayetler şiddetliyse mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır."</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>Doğru bilinen yanlışlar</p>

<p></p>

<p>Öte yandan Uzm. Dr. Yalçın, toplumda yaygın olarak yapılan bazı yanlış uygulamalara da değinip uyarılarda bulundu. Her gıda zehirlenmesinde antibiyotik kullanımı gerekmediğini, bilinçsiz ilaç kullanımının tabloyu daha da kötüleştirebileceğini kaydeden Uzm. Dr. Yalçın, "Ayrıca kusmayı durdurmak için rastgele ilaç almak veya ‘zehir çıktı’ düşüncesiyle aşırı müdahalede bulunmak doğru değildir." dedi.</p>

<p></p>

<p>Yaz aylarında basit önlemlerle gıda zehirlenmelerinin büyük ölçüde önlenebileceğini belirten Uzm. Dr. Yalçın, özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı olanların daha dikkatli olması gerektiğini sözlerine ekledi. Uzm, Dr. Yalçın, gıda zehirlenmelerinden korunmak için önerilerini şöyle sıraladı: "Gıdaları uygun sıcaklıkta saklayın. Açıkta satılan yiyeceklerden kaçının. Sebze ve meyveleri iyi yıkayın. Çiğ ve pişmiş gıdaları ayrı tutun. Son kullanma tarihi geçmiş ürünleri tüketmeyin."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/hava-sicakliklariyla-birlikte-artan-gida-zehirlenmesi-vakalarina-karsi-uzmanindan-uyari</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 10:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/06/3344617-1.jpg" type="image/jpeg" length="16519"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sıcaklar Acil Servis Başvurularını Arttırıyor]]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/sicaklar-acil-servis-basvurularini-arttiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/sicaklar-acil-servis-basvurularini-arttiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz mevsiminin etkisini göstermeye başladığı Haziran ayında hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte acil servislere sıcak hava kaynaklı sağlık sorunları nedeniyle yapılan başvurularda da artış yaşanıyor. Medical Point Gaziantep Hastanesi Acil Tıp Uzmanı Prof. Dr. Polat Durukan, özellikle yaşlılar, çocuklar, kronik hastalığı bulunan bireyler ve açık alanda çalışanların sıcak havaların olumsuz etkilerine karşı dikkatli olması gerektiğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Medical Point Gaziantep Hastanesi Acil Tıp Uzmanı Prof. Dr. Polat Durukan, yüksek sıcaklıkların vücutta sıvı ve mineral kaybına yol açarak ciddi sağlık problemlerini tetikleyebildiğini ifade etti. Prof. Dr. Polat Durukan, "Haziran ayıyla birlikte bölgemizde hava sıcaklıkları belirgin şekilde yükseliyor. Uzun süre güneş altında kalmak, yetersiz sıvı tüketimi ve yoğun fiziksel aktivite sıcak bitkinliği ve sıcak çarpması gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olabiliyor. Özellikle risk grubundaki bireylerde bu durum hayati sonuçlar doğurabiliyor" dedi.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>Sıcak çarpmasının belirtilerine dikkat</p>

<p></p>

<p>Sıcak çarpmasının acil müdahale gerektiren bir tablo olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Durukan, yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı, baş dönmesi, bulantı ve kusma, bilinç bulanıklığı, bayılma, nefes darlığı ve çarpıntı gibi belirtilerin görülmesi halinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini söyledi. Durukan, "Sıcak çarpması geliştiğinde vücudun ısı düzenleme mekanizması bozulur. Hastanın hızlı şekilde serin ortama alınması ve tıbbi değerlendirmeden geçirilmesi gerekir. Tedavide gecikme organ hasarına kadar ilerleyebilen ciddi sonuçlara yol açabilir" diye konuştu.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>"Günün en sıcak saatlerinde dışarı çıkmayın"</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Korunma yöntemlerine ilişkin de bilgi veren Prof. Dr. Durukan, özellikle saat 11.00 ile 16.00 arasında doğrudan güneş altında bulunulmamasını önerdi. Durukan, "Bol su tüketilmeli, açık renkli ve hafif kıyafetler tercih edilmeli, mümkün olduğunca gölge alanlarda kalınmalıdır. Yaşlı bireylerin ve kronik hastaların sıvı tüketimine ayrıca dikkat edilmelidir. Çocukların kapalı araçlarda kısa süreliğine dahi olsa yalnız bırakılmaması hayati önem taşımaktadır" ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>Acil servislerde yaz dönemi yoğunluğu</p>

<p></p>

<p>Yaz aylarının başlamasıyla birlikte sıcak hava kaynaklı rahatsızlıkların yanı sıra trafik kazaları, açık alan aktivitelerine bağlı yaralanmalar ve çeşitli sağlık sorunları nedeniyle acil servislerde yoğunluk yaşanabildiğini belirten Prof. Dr. Durukan, vatandaşların koruyucu önlemler almasının hem bireysel sağlık hem de sağlık hizmetlerinin etkin kullanımı açısından önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p></p>

<p>Medical Point Gaziantep Hastanesi Acil Tıp Uzmanı Prof. Dr. Polat Durukan, yaz ayları boyunca vatandaşları sıcak havanın olumsuz etkilerine karşı bilinçli davranmaya ve risk belirtileri görüldüğünde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmaya davet etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/sicaklar-acil-servis-basvurularini-arttiriyor</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 10:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/06/4944834-1.jpg" type="image/jpeg" length="79246"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ortopedi Uzmanı Dr. Ayhan:' Çocuklarda Düztabanlık Yüzde 90 Oranında Geçicidir']]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/ortopedi-uzmani-dr-ayhan-cocuklarda-duztabanlik-yuzde-90-oraninda-gecicidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/ortopedi-uzmani-dr-ayhan-cocuklarda-duztabanlik-yuzde-90-oraninda-gecicidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuklarda kalıcı düztabanlığın olabildiğini fakat ekseriyâ yüzde 90 oranında geçici olduğunu aktaran Ortopedi Uzmanı Dr. Ömer Ayhan, 'Taban çökmeleri, 5-6 yaşına kadar normal kabul etmekteyiz. O yaştan sonra taban çökmeleri olursa tabanlık, egzersiz ve fizik tedavi desteğiyle taban gelişimine katkı sağlamaktayız' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklarda kalıcı düztabanlığın olabildiğini fakat ekseriyâ yüzde 90 oranında geçici olduğunu aktaran Ortopedi Uzmanı Dr. Ömer Ayhan, 'Taban çökmeleri, 5-6 yaşına kadar normal kabul etmekteyiz. O yaştan sonra taban çökmeleri olursa tabanlık, egzersiz ve fizik tedavi desteğiyle taban gelişimine katkı sağlamaktayız' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Elazığ Medilines Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Ömer Ayhan, düztaban hastalığı hakkında bilgiler verdi.</p>

<p>Dr. Ayhan, 'Annelerin panikle çocuklarını düztabanlık var mı diye, koşarak getirdikleri bir konudur. Erişkinlerde daha az görüyoruz ama çocuklarda daha sık karşılaştığımız bir konu. Çocuklarda kalıcı düztabanlıkta olabiliyor ama ekseriyâ yüzde 90 oranında geçicidir. Taban çökmeleri, 5-6 yaşına kadar normal kabul etmekteyiz. O yaştan sonra taban çökmeleri olursa tabanlık, egzersiz ve fizik tedavi desteğiyle taban gelişimine katkı sağlamaktayız. 10 yaşını geçtiği halde taban çökmesi halen oluyorsa ve kişide klinik rahatsızlık vermiyorsa bunu yine önemsiyoruz. Fakat ayağın iç kısmında ciddi ağrı, nasırlaşma, yürümede güçlük ve erken yorulmalar olursa 10 yaşından sonra ameliyat gerektirebilir. Tarsal koalisyon ve vertikal tavus gibi durumlarda kalıcı düztabanlık olabilmekte, bunlar da cerrahi gerektirmektedir' diye konuştu.</p>

<p>Dr. Ayhan, 'Erişkinlerde ise sonradan oluşabilecek düztabanlıklar hamilelik sürecinde kadınlarda sık gördüğümüz bir durumdur. Aşırı kilo alanlarda görüyoruz. Aksesuar navikula dediğimiz sonradan oluşan kemikle birlikte oradaki tendonu germesiyle taban çökmesini görmekteyiz. Her yaşta ihtiyaç olduğu durumda cerrahi işlem yapılabilmektedir. Tabanlıklar ve özel ayakkabılıklar 5-6 yaşından önce kullanmanın hiçbir anlamı yok. Özellikle çocuklarda 1 yaşına kadar ayak tabanında yağ dokusu fazla olduğu için ayak tabanın şiş ve tombul oluşu aileleri düztaban olarak tedirgin etmekte. O konularda ayak başparmağını geri götürdüğümüzde ya da çocuk parmak ucunda durduğunda ayak kavisi oluşuyorsa bu esnek düztabanlık anlamına gelmektedir' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/ortopedi-uzmani-dr-ayhan-cocuklarda-duztabanlik-yuzde-90-oraninda-gecicidir</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 10:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/06/final-image-22-21.jpg" type="image/jpeg" length="24799"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından uyarı: "Nasıl Olsa Düşecek" Denilen Süt Dişleri Okul Başarısını Etkiliyor]]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/uzmanindan-uyari-nasil-olsa-dusecek-denilen-sut-disleri-okul-basarisini-etkiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/uzmanindan-uyari-nasil-olsa-dusecek-denilen-sut-disleri-okul-basarisini-etkiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Öğretim Üyesi Uzm. Dr. Hülya Çerçi Akçay, süt dişlerinin "nasıl olsa düşecek" düşüncesiyle ihmal edilmemesi gerektiğini belirterek, diş çürüklerinin çocukların yalnızca ağız sağlığını değil, beslenme ve okul başarısını da olumsuz etkilediğine de dikkati çekti. Ayrıca Akçay, çocukların dişlerinin 7 yaşına kadar veliler tarafından fırçalanması gerektiğini söyleyerek, ebeveynlere önemli uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi (KOSTÜ) Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi Pedodonti Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Hülya Çerçi Akçay, süt dişlerinin tedavisi, florür kullanımı ve diş fırçalama alışkanlıkları üzerine doğru bilinen yanlışları anlattı. Akçay, süt dişlerinin tedavi edilmesine gerek olmadığı, florürün zararlı olduğu ve diş fırçalamanın öneminin yeterince bilinmediği yönündeki yanlış inanışların oldukça yaygın olduğunu ifade etti.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>"Bilimsel araştırmalar gösteriyor ki, çocuğun okul başarısı bile süt dişlerindeki çürükler nedeniyle etkilenebiliyor"</p>

<p></p>

<p>Süt dişlerinin 10-12 yıl boyunca ağızda kaldığını hatırlatan Akçay, "Velilerimizden en sık duyduğumuz yanlış inanışlardan birisi, ’Hocam bu süt dişi değil mi? Altından daimi diş gelmiyor mu? Neden bu dişi tedavi etmek zorundayız?’ gibi sorular oluyor.</p>

<p></p>

<p>Süt azı dişi 10-12 sene boyunca ağızda varlığını sürdürüyor. Çocuk bu dişlerle yemek yiyor, bu dişlerle konuşuyor, bu dişlerle çiğneme fonksiyonunu gerçekleştiriyor. Eğer bu dişler sağlıksız olduğunda, çürük olduğunda çocuk yeme içme davranışlarını gerçekleştiremeyebiliyor. Hatta bilimsel araştırmalar gösteriyor ki, çocuğun okul başarısı bile bu süt dişlerindeki çürükler nedeniyle etkilenebiliyor. O nedenle biz süt dişlerindeki çürükleri olabildiğince erken tedavi etmeye çalışıyoruz" dedi.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>"Çocukların daha dişleri ağrımadan diş hekimiyle tanışmasını öneriyoruz"</p>

<p></p>

<p>Çocukların dişleri ağrımadan diş hekimiyle tanışması gerektiğinin altını çizen Uzm. Dr. Hülya Çerçi Akçay, ağrının, dişin tedavi edilme şansının kaybedilmiş olabileceği anlamına geldiğini vurguladı. Akçay, "Örneğin bazı veliler tarafından ’Çocuğumun dişi ağrımıyor. Getirmeme gerek var mı?’ deniliyor. Bu kesinlikle yanlış çünkü ağrı, bizim için artık o dişin son aşamaya ulaştığını gösteriyor. Ağrısı demek, dişin belki de tedavi edilme şansının kaybedilmiş olması anlamına geliyor. Bu nedenle biz, çocukların daha dişleri ağrımadan diş hekimiyle tanışmasını öneriyoruz. Genelde biz ilk diş düşer düşmez veya bir yaş doğum gününde çocukların dişlerini görmek istiyoruz. Bazen velilerimiz, ’Hocam bu çok erken değil mi?’ diye sorabiliyor. Hayır değil. Diş koltuğuna otursun, bir diş hekimini görsün. Burada neler oluyor, neler yapılıyor görsün. Bu sadece çocuğun dişlerini muayene etmek veya tedavi etmek değil, aynı zamanda anne ve babalara gerekli diyet önerilerini vermek, çocuğun diyet alışkanlıklarını sorgulamak ve burada önemli önerilerde bulunmak için de faydalı bir muayene seansı oluyor. Sadece çocuk için değil, sizin için de bir muayene seansı planlamış oluyoruz bu 1 yaş doğum günüyle birlikte" diye konuştu.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>Florür uyarısı</p>

<p></p>

<p>Florürün çürük önleme etkinliği kanıtlanmış tek mineral olduğunu aktaran Akçay, miktar ve dozun hastaya göre planlanması gerektiğini ifade ederek şunları kaydetti:</p>

<p></p>

<p>"Florürün dozunu, miktarını ve hastaya göre tedavi planı uygulamamız gerekir. Her çocuk mutlaka kullanmak zorunda mı? Buna karar verirken vakaya yönelik olarak çocuğun ’Yeme içme alışkanlıkları nasıl, gece beslenmesi var mı, çok fazla şekerli gıda veya karbonhidrat tüketiyor mu?’ Bunları irdeledikten sonra çocuğun oral hijyen alışkanlıklarını düzenlememiz gerekiyor. Doğal olan her şey gerçekten sağlıklı mıdır? Doğal olan her şey gerçekten bir şeyleri tedavi eder veya önler mi? Hayır. Bizim için önemli olan bilimsel etkinliği kanıtlanmış ürünlerin kullanılmasıdır. Florür, diş hekimliği camiasında bilimsel etkinliği kanıtlanmış, çürük önleme etkinliği olan, var olan çürüklerin geri döndürülmesini sağlayan tek mineraldir. O nedenle mutlaka diş hekiminize danışarak nasıl kullanmanız gerektiğini öğrenmelisiniz."</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p>

<p>"Organik, doğal dediğimiz her şey her zaman bizlere ve çocuklarımıza iyi gelmiyor"</p>

<p></p>

<p>Organik" veya "doğal" olarak adlandırılan her gıdanın dişlere iyi gelmediğine de dikkati çeken Akçay, "Şeker tüketiminin miktarı mı önemli, sıklığı mı önemli? Velilerimiz, ’Hocam benim çocuğum organik sıkılmış meyve sularını içiyor’ diyor fakat bunu gün içinde sürekli yudumluyor mu? Ağız içerisinde sürekli bir şeker mi var? Bu bizim için önemli. Ağız içinde sürekli yudumlama şeklinde şekere maruz kaldığında dişler henüz kendini toparlama imkanı bulamadan tekrar tekrar asit ataklarına maruz kalıyor. Bu da çürüğün en büyük etkenlerinden biri oluyor. O nedenle organik, doğal dediğimiz her şey her zaman bizlere ve çocuklarımıza iyi gelmiyor" değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>"Anne sütünü kesinlikle öneriyoruz fakat...."</p>

<p></p>

<p>Anne sütünün en değerli besin olduğunu da hatırlatan Çocuk Diş Hekimliği Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Hülya Çerçi Akçay, sözlerine şöyle devam etti:</p>

<p></p>

<p>"Anne sütünü kesinlikle öneriyoruz fakat burada önemli olan şu; gece beslenmesinde anne sütü aldıktan sonra çocukların ağız içerisindeki süt artıklarını temizleyebildik mi? Özellikle gece beslemelerinden sonra bu bizim için önemli. Çocuklar gece biberonla uyuya kalabiliyor. Bu durumda mama veya anne sütü sürekli dişlerle temas eder pozisyonda oluyor. Az önce de söylediğim gibi, sıklık önemli. Diş kendini toparlamaya vakit bulamadan direkt çürümeye başlıyor. 30 dakika içerisinde tükürüğümüzün çürük yapıcı etkiyi nötrleme etkisi var. Fakat çocuk 30 dakikada bir, saat başı sürekli bir şeyler atıştırıyor, sürekli meyve suyu yudumluyorsa bu kabul ettiğimiz durum değil. Bu aralıklardan sonra bir su içmek, suyla ağzı nötrlemek veya peynir tüketmek çok önemli. Özellikle ara öğünlerde kaşar peyniri, beyaz peynir gibi antikariyojenik etkisi olan gıdaların tüketilmesi çocuklarda çürük riskinin azalmasını sağlıyor. Ama yine en başa geliyoruz. Daha çürük oluşmadan diş hekimine geldiğinizde zaten diş hekimi size çocuğun diyet alışkanlıklarını sorgulayarak gerekli önerilerde bulunacaktır."</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>"7 yaşına kadar dişleri veliler fırçalamalı"</p>

<p></p>

<p>Çocukların sabah kahvaltıdan sonra ve gece yatmadan önce dişlerini fırçalaması gerektiğini hatırlatan Akçay, motor becerileri henüz tam gelişmediği için 6-7 yaşına kadar çocukların dişlerinin veliler tarafından fırçalanmasını, 10 yaşına kadar da fırçalama işleminin ebeveyn kontrolünde yapılmasını tavsiye etti.</p>

<p></p>

<p>Ortodontik tedaviler (tel tedavisi) için 12 yaşını beklemenin yanlış bir inanış olduğuna da değinen Akçay, erken yaşlarda fark edilen iskeletsel veya dişsel problemlere erken müdahale edilmesinin, ilerleyen yaşlardaki tedavi süreçlerini kısalttığını ve kolaylaştırdığını kaydetti.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>"Bu durum nadir görülse de normaldir"</p>

<p></p>

<p>Diş çıkarma döneminde beslenmeye de dikkat edilmesi gerektiğinin altını çizen Uzm. Dr. Hülya Çerçi Akçay, uyarılarını şöyle noktaladı:</p>

<p></p>

<p>"Bu süreçte çocuğu rahatlatmak için daha soğuk, yutma riski düşük gıdalar tercih edilebilir. Örneğin buzdolabında soğutulmuş sebzeler, bazı güvenli gıdalar veya diş etine masaj yapabilecek soğuk materyaller kullanılabilir. Ayrıca buzlukta bekletilmiş diş kaşıyıcılar da güvenli bir alternatif olabilir. Anestezik etkili diş jelleri ise çocuklarda genellikle önermiyoruz. Bunun yerine daha temiz içerikli ve hekim tarafından uygun görülen ürünler tercih edilmelidir. Dişlerin çıkma zamanı da her çocukta farklılık gösterebilir. Genellikle 5-6 ay civarında beklenir ancak 2 yaşına kadar gecikmeler normal kabul edilebilir. Fakat burada yine çocuk doktoruyla konsültasyon yapmak, kan değerlerinde herhangi sıkıntı olup olmadığını mutlaka kontrol ettirmek önemli. Fakat her çocuğun dişi mutlaka 5 aylıkken çıkar, mutlaka alt ön diş çıkar diye bir kaide yok. Süt dişlenme dönemi çok farklılık gösteriyor. Ayrıca bazı bebekler doğuştan dişli olabilir. Bu durum nadir görülse de normaldir. Genellikle fazla dişlerdir ve emme sırasında ya da beslenmede sorun oluşturuyorsa hekim tarafından işlemle alınabilir."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/uzmanindan-uyari-nasil-olsa-dusecek-denilen-sut-disleri-okul-basarisini-etkiliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 11:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/06/final-image-18-25.jpg" type="image/jpeg" length="37516"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklarda Spor Seçimi Yaşa Göre Yapılmalı]]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/cocuklarda-spor-secimi-yasa-gore-yapilmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/cocuklarda-spor-secimi-yasa-gore-yapilmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erken yaşta tek branşa yönelmek yerine çok yönlü hareket gelişiminin desteklenmesi gerektiğine dikkat çeken Medicana Sağlık Grubu Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Eralp Kaçmaz, çocuklarda spor seçimi için ailelere dikkat etmeleri gereken faktörleri sıraladı. Doç. Dr. Eralp Kaçmaz, "Doğru yaşta doğru sporla tanışan çocuklar, hem daha az sakatlanır hem de sporu hayatlarının doğal bir parçası haline getirir" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Çocukların vakit geçirmesi ve gelişimlerine katkı sunması amacıyla yaz tatilini değerlendirmek isteyen ailelere Medicana International İzmir Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Eralp Kaçmaz, dikkat çeken önerilerde bulundu. Çocukların spora teşvik edilirken yaşına göre uygun branşa yönlendirilmesinin sakatlık ve gelişim açısından kritik öneme sahip olduğunu belirten Doç. Dr. Eralp Kaçmaz, "Spor, çocukların fiziksel gelişimi kadar özgüven, disiplin ve sosyal becerileri için de güçlü bir araç. Ancak doğru yaşta, doğru branşla başlamak; sakatlanma riskini azaltmak ve sporu sürdürülebilir kılmak açısından belirleyici. Öncelikle şu temel ilkeyi netleştirelim: Erken yaşta tek bir branşa yoğunlaşmak yerine, çok yönlü hareket gelişimi esastır. Çocuğun koşma, sıçrama, denge, koordinasyon ve esneklik gibi temel motor becerileri ne kadar iyi gelişirse, ileride hangi sporu seçerse seçsin o kadar avantajlı olur" mesajını verdi.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>Yaşlara göre spor seçiminde öncelikler</p>

<p></p>

<p>Spor yapmanın her yaş grubunda gelişimi farklı yönde desteklediğini belirten Doç. Dr. Eralp Kaçmaz, "Hareketle tanışma 3-5 yaş döneminde oluyor. Bu yaş grubunda amaç spor yapmak değil, hareketi sevdirmektir. Oyun temelli aktiviteler, basit jimnastik çalışmaları, suyla tanışma ve serbest hareket içeren programlar idealdir. Kurallı, rekabetçi ve teknik odaklı antrenmanlar için erken bir dönemdir. Temel becerilerin kazanıldığı 6-9 yaş döneminde ise koordinasyon, denge ve ritim hızla gelişir. Yüzme, jimnastik, dans, temel atletizm gibi branşlar çocuklara geniş bir hareket repertuarı kazandırır. Takım sporlarına giriş yapılabilir; ancak odak hâlâ öğrenme ve eğlenme olmalıdır, performans baskısı değil" sözlerini kaydetti. Sporda branşlaşma için 10-12 yaş döneminin ideal olabileceğini aktaran Doç. Dr. Eralp Kaçmaz, "Çocuklar bu yaşta farklı sporları deneyerek hangisine daha yatkın olduklarını keşfeder. Futbol, basketbol, voleybol, tenis gibi sporlar daha düzenli yapılabilir. Teknik öğrenme kapasitesi artar; yine de tek branşa aşırı yüklenmek yerine çeşitlilik korunmalıdır" dedi. 13 yaşından itibaren, ergenlik dönemiyle birlikte kas gücü ve dayanıklılığın belirgin bir şekilde arttığını dile getiren Doç. Dr. Eralp Kaçmaz, çocukların bu dönemde ve sonrasında bir ya da iki spor branşına odaklanabileceğini söyleyerek, "Performans hedefleri konuşulabilir; ancak büyüme süreci devam ettiği için yüklenme planı dikkatle yapılmalıdır" dedi.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Amacınız erken yaşta şampiyon yetiştirmek olmamalı</p>

<p></p>

<p>Çocukları spora teşvik noktasında ailelere dikkat etmesi gereken temel noktaları sıralayan Doç. Dr. Eralp Kaçmaz, "Ebeveyn yönlendirmesi önemli; fakat sürdürülebilir olan, çocuğun keyif aldığı spordur. Zorla yapılan spor, kısa sürede bırakılır. Pediatrik yaş grubuyla çalışmayı bilen, iletişimi güçlü antrenörler tercih edilmelidir. Güvenli zemin, uygun ekipman ve yaşa uygun programlar sakatlık riskini azaltır. Aynı hareketlerin tekrarına dayalı yoğun antrenmanlar (özellikle erken yaşta) aşırı kullanım yaralanmalarına zemin hazırlar. Haftalık plan içinde dinlenme günleri mutlaka olmalıdır. ‘Büyüme ağrısıdır, geçer’ yaklaşımı her zaman doğru değildir. Özellikle tek noktada, aktiviteyle artan ve devam eden ağrılar dikkatle değerlendirilmelidir. Farklı sporları denemek; denge, koordinasyon ve kas gelişimini dengeler. Erken dönemde tek branşlaşma yerine çok yönlü gelişim uzun vadede daha sağlıklıdır. Unutmayın, amaç erken yaşta şampiyon yetiştirmek değil; sporla sağlıklı bir ilişki kuran, aktif bireyler yetiştirmektir. Doğru yaşta doğru sporla tanışan çocuklar, hem daha az sakatlanır hem de sporu hayatlarının doğal bir parçası haline getirir" açıklamasını yaptı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/cocuklarda-spor-secimi-yasa-gore-yapilmali</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 11:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/06/5448824.jpg" type="image/jpeg" length="10100"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Genç Yaşlarda da Görülmeye Başlayan Kolon Kanserine Dikkat]]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/genc-yaslarda-da-gorulmeye-baslayan-kolon-kanserine-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/genc-yaslarda-da-gorulmeye-baslayan-kolon-kanserine-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fırat Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Serkan Yılmaz, kolon kanseri hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Kolon kanserinin genellikle 50 yaş üzerindeki bireylerde görüldüğünü, son yıllarda daha genç yaş gruplarında da hastalığın görülmeye başladığını, Bu durumun oluşmasında çevresel faktörler ve beslenme alışkanlıklarının etkili olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kolon kanserinin belirtileri hakkında bilgi veren Dr. Öğretim Üyesi Serkan Yılmaz, büyük abdest yapma alışkanlıklarında değişiklik, halsizlik, yorgunluk, kansızlık ve makattan kan gelmesi gibi şikâyetlerin hastalığın önemli belirtileri arasında yer aldığını, Hastalığın tanısında öncelikle fizik muayene yapıldığını, ardından kolonoskopi yöntemiyle bağırsağın detaylı şekilde incelendiğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kolonoskopi sırasında şüpheli lezyonlardan biyopsi alındığını ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Serkan Yılmaz, patoloji sonucuna göre hastaların tedavi sürecinin planlandığını, Kanserin başka organlara yayılım durumunun araştırıldığını, bazı hastalarda doğrudan cerrahi tedavi uygulanırken, bazı hastalarda ise kemoterapi sonrası ameliyat yönteminin tercih edildiğini dile getirdi.<br />
<br />
<img alt="" height="1080" src="https://elazigbultencom.teimg.com/elazigbulten-com/uploads/2026/06/2jpg.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1920" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/genc-yaslarda-da-gorulmeye-baslayan-kolon-kanserine-dikkat</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 14:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/06/1jpg.jpeg" type="image/jpeg" length="76766"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["Demir Eksikliği Birçok Hastalığın Habercisi Olabilir"]]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/demir-eksikligi-bircok-hastaligin-habercisi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/demir-eksikligi-bircok-hastaligin-habercisi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Enes Yılmaz, demir eksikliğinin bazı ciddi hastalıkların ilk belirtisi olabileceğini belirterek, özellikle erkekler ve menopoz sonrası kadınlarda ayrıntılı inceleme gerektiğini söyledi. Açıklanamayan kilo kaybı, dışkıda kan, uzun süren karın ağrısı ve gece terlemeleri gibi durumlarda mide ve bağırsak hastalıkları ile kanserlerin araştırılması gerektiğini ifade etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Toplumda en sık görülen beslenme yetersizliklerinden biri olan demir eksikliği, çoğu zaman fark edilmeden ilerleyebiliyor. Halsizlikten saç dökülmesine, dikkat dağınıklığından çarpıntıya kadar birçok belirtiyle kendini gösterebilen demir eksikliği, bazı durumlarda ciddi hastalıkların da habercisi olabiliyor.</p>

<p></p>

<p>Medical Park Ankara Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Enes Yılmaz, demir eksikliğinin vücudun ihtiyaç duyduğu kadar demir mineraline sahip olmaması durumu olduğunu belirterek, "Yetersiz demir alımı, demirin bağırsaklardan yeterince emilememesi veya kronik kan kayıpları demir eksikliğine yol açabilir. Özellikle adet gören üreme çağındaki kadınlarda, gebelerde, emziren annelerde, gelişme çağındaki çocuklarda ve bazı mide-bağırsak sistemi hastalıklarında sık karşılaşıyoruz" dedi.</p>

<p></p>

<p>"İlk belirtiler gözden kaçabiliyor"</p>

<p></p>

<p>Demir eksikliğinin erken dönemde belirgin belirtilere yol açmayabileceğini ifade eden Uzm. Dr. Yılmaz, hastaların çoğunlukla halsizlik şikayetiyle başvurduğunu söyledi.</p>

<p></p>

<p>Uzm. Dr. Yılmaz, "Saç dökülmesi, ciltte solukluk, tırnaklarda şekil ve renk değişiklikleri, konsantrasyon güçlüğü, baş ağrısı ve uyku hali ilk belirtiler arasında yer alabilir. Demir eksikliği ilerleyip kansızlık geliştiğinde ise çarpıntı, nefes darlığı, baş dönmesi, efor kapasitesinde azalma ve ağız kenarlarında çatlaklar görülebilir. Hatta bazı kişilerde toprak, buz, kağıt veya sabun gibi besin değeri olmayan maddeleri yeme isteğiyle karakterize edilen pika sendromu ortaya çıkabilir" diye konuştu.</p>

<p></p>

<p>"Demir eksikliği ile kansızlık aynı şey değil"</p>

<p></p>

<p>Toplumda sık yapılan yanlışlardan birinin demir eksikliği ile kansızlığın aynı durum olarak değerlendirilmesi olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Yılmaz, "Her demir eksikliği olan kişide kansızlık bulunmaz. Ancak demir eksikliği uzun süre devam eder ve vücudun ihtiyacı karşılanamazsa demir eksikliğine bağlı anemi gelişebilir. Bu yüzden iki kavramı birbirinden ayırmak gerekir" dedi.</p>

<p></p>

<p>"Kadınlarda daha sık görülüyor"</p>

<p></p>

<p>Kadınlarda demir eksikliğinin daha sık görüldüğünü belirten Uzm. Dr. Yılmaz, bunun temel nedeninin adet kanamaları, gebelik ve emzirme dönemleri olduğunu söyledi.</p>

<p></p>

<p>Uzm. Dr. Yılmaz, "Yoğun adet kanamaları, gebelik ve emzirme kadınlarda demir ihtiyacını artıran veya demir kaybına yol açan durumlar arasında yer alıyor. Bununla birlikte, erkeklerde görülen demir eksikliği de önemsenmelidir. Erkek bir hastada demir eksikliği saptandığında altta yatan farklı bir hastalık olup olmadığını araştırma gereği duyuyoruz" açıklamasında bulundu.</p>

<p></p>

<p>"Unutkanlık ve dikkat dağınıklığı yapabiliyor"</p>

<p></p>

<p>Demirin yalnızca kan yapımında değil, birçok sistemin sağlıklı çalışmasında görev aldığını belirten Uzm. Dr. Yılmaz, "Demir kas fonksiyonları, bağışıklık sistemi, cilt sağlığı ve beyin fonksiyonları açısından da önemlidir. Bu yüzden eksikliğinde unutkanlık, dikkat dağınıklığı, zihinsel performans düşüklüğü, huzursuzluk ve uyku problemleri görülebilir. Kansızlık da geliştiğinde dokulara taşınan oksijen miktarı azalır ve belirtiler daha belirgin hale gelir" diye konuştu.</p>

<p></p>

<p>"Demirin emilimini artırmak için C vitaminiyle birlikte tüketin"</p>

<p></p>

<p>Demir eksikliğinden korunmada beslenmenin önemli rol oynadığını ifade eden Uzm. Dr. Yılmaz, demir açısından en zengin besinlerin başında kırmızı etin geldiğini söyledi.</p>

<p></p>

<p>Uzm. Dr. Yılmaz, "Kırmızı et demir açısından en güçlü kaynaklardan biridir. Bunun yanında ciğer, tavuk, hindi ve balık gibi hayvansal proteinler de demir içerir. Ancak demirin emilimini artırmak için C vitaminiyle birlikte tüketmek önemlidir. Örneğin, et yemeklerinin yanında limonlu salata veya portakal suyu tercih edilebilir" şeklinde konuştu.</p>

<p></p>

<p>"Çay ve kahveye dikkat"</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yemeklerden hemen sonra tüketilen çay ve kahvenin demir emilimini azaltabileceğine dikkat çeken Uzm. Dr. Yılmaz, "Çay ve kahve özellikle öğünlerle birlikte tüketildiğinde yiyeceklerdeki demirin emilimini azaltır. Bu yüzden yemeklerden sonra birkaç saat beklemek daha doğru olacaktır" ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p>"Bazı durumlarda ciddi hastalıkların habercisi olabilir"</p>

<p></p>

<p>Demir eksikliğinin bazı kişilerde önemli sağlık sorunlarının ilk işareti olabileceğini belirten Uzm. Dr. Yılmaz, "Özellikle erkeklerde ve menopoz sonrası kadınlarda daha ayrıntılı değerlendirme yapılmalıdır. Açıklanamayan kilo kaybı, dışkıda kan görülmesi, uzun süren karın ağrısı ve gece terlemeleri gibi belirtiler varsa altta yatan mide ülseri, bağırsak polipleri, çölyak hastalığı, inflamatuvar bağırsak hastalıkları veya mide ve kolon kanseri gibi hastalıkları araştırmak gerekir" dedi.</p>

<p></p>

<p>"Korunmak için yaşam alışkanlıkları önemli"</p>

<p></p>

<p>Demir eksikliğinin önlenmesinde dengeli beslenmenin ve doğru alışkanlıkların büyük önem taşıdığını vurgulayan Uzm. Dr. Yılmaz, "Haftada en az birkaç öğün kırmızı et tüketmek, öğünlerde C vitamini almak, yemeklerle birlikte çay ve kahve içmemek, gereksiz kısıtlayıcı diyetlerden kaçınmak önemlidir. Yoğun adet kanaması yaşayan kadınların kadın hastalıkları uzmanına başvurması, gebelik döneminde doktor önerisiyle demir desteği kullanılması gerekir. Sürekli halsizlik, saç dökülmesi veya dikkat dağınıklığı yaşayan kişilerin de mutlaka gerekli tetkikleri yaptırması önem taşır" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/demir-eksikligi-bircok-hastaligin-habercisi-olabilir</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 11:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/06/595496-1.jpg" type="image/jpeg" length="73056"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Alerjiye Hava Etkisi]]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/alerjiye-hava-etkisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/alerjiye-hava-etkisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Samet Özer, havaların ısınmasıyla birlikte alerjilerin en yoğun olduğu döneme girildiğini ve alerjik çocuklarda şikayetlerin arttığını söyleyerek, "Alerjinin hangi durumlarda nasıl ortaya çıktığı bize çok iyi bir fikir verebilir" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Şu an tam bir mevsim geçişi ve alerjilerin en yoğun olduğu dönem olduğunu söyleyen Doç. Dr. Samet Özer, "Şimdi tam alerjilerin en yoğun olduğu dönemdeyiz aslında. Tam bir mevsim geçişindeyiz. Bahar aylarının sonuna ve yaz aylarının başına doğru ilerliyoruz. Tabi böyle olunca da artık polenler, çayırlar, çimenler ve alerjenler gitgide artıyor. Tozlarımız gitgide artıyor. Bu da ister istemez alerjik yatkınlığı olan çocuklarda bazı şikayetlerin oluşmasına sebep olabiliyor. Çocuğumuzda alerji olup olmadığı ya da alerjik şikayetlerle ilgili şunları söyleyebiliriz. Eğer mevsim dönüşüyle beraber çocukta devam eden bir öksürük şikayeti oluyorsa, burun akıntıları başlıyorsa, hapşırmalar oluyorsa, gözlerde kızarmalar ya da gözlerde sulanmalar, yaşarmalar oluyorsa çocuğumuzun alerjik olma ihtimali yüksek demektir. Böyle durumlarda tabii soğuk algınlığıyla alerjik durumları birbirinden ayırmak çok önemli. Bunu tecrübeli gözler ve aileden alınan iyi bir hikaye ile birbirinden ayırmak genellikle mümkündür. Çoğu zaman tetkikler çok şart olmamakla beraber tetkiklerden de faydalanılabilir alerjileri ayırt etmek için" dedi.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>"Hassasiyet tespiti çok önemli"</p>

<p></p>

<p>Özer, alerjilerde neye hassasiyet olduğunu tespit etmenin çok önemli olduğunu söyleyerek, sözlerine şu şekilde devam etti:</p>

<p></p>

<p>"Alerjilerden korunabilmek için öncelikle neye karşı hassasiyeti olduğunu tespit etmek çok önemli. Bunlar genellikle bir şüphe üzerine tespit edilebilir. Bu bazen ailenin öyküsünden bazen de yapılan testlerle bilinebilir. Testlerin bu konudaki güvenilirlikleri hayli yüksek, yüzde 80-90’ların üzerinde güvenilirlikleri var testlerimizin. Fakat testlerde yüzde 100 güvenilirlik tam elde edemeyebiliriz. O yüzden aileden alınan öykü ve çocuğun klinik durumu bizim için çok değerli. Çocuğun ne zaman, nerede, hangi zamanlarda, hangi ortamlarda ne tür şikayetlerin ortaya çıktığı bize alerji hakkında çok iyi bir fikir verebilir. Alerjik durumu tespit ettikten sonra tabii ki şikayetlerin düzeltilebilmesi için neler yapılabilir, aileyle birlikte bunların planlanması gerekir. Çünkü her çocuğun alerjeni farklı olabilir, her çocuğun alerjik şiddeti farklı olabilir, her çocukta kullanılması gereken ilaçlar ya da alınması gereken tedbirler farklı olabilir."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Alerjik olduğu bilinen çocuklarda erken dönemde ilaç kullanılmasının ağır hastalıkların önüne geçebileceğini söyleyen Samet Özer, "Örneğin bir çocukta polen alerjisi varsa polenlerin özellikle yaygın olduğu öğle saatlerine kadar mümkün olduğunca polenlerden uzak kalmaları tercih edilir. Böyle dönemlerde maske kullanmaları, gözlük takmaları çocuklardaki alerjik rinit semptomlarını, alerjik astım semptomlarının şikayetlerini azaltmakta yardımcı olur. Böylelikle çocuklar atak geçirmeyi de azaltmış oluruz. Çocuklarda aynı zamanda alerjik şikayetlerde dikkat edilmesi gereken şeylerden bir tanesi, çocuğumuzun alerjik olduğunu biliyorsak mevsiminden önce bazen ilaç kullanmaya başlamak çocuğun ağır hastalıklar geçirmesinin önüne geçebilir. Bu konuda ailelerin dikkatli olmasını kesinlikle tavsiye ederim. Çocuğumuzun alerjeninden uzak kalması için elimizden gelen çabayı sarf etmemiz gerekir" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/alerjiye-hava-etkisi</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 10:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/06/2941376-1.jpg" type="image/jpeg" length="73673"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Elazığ'da Salgın Alarmı: Valilik Açıkladı, Uzman Doktor Uyardı]]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/elazigda-salgin-alarmi-valilik-acikladi-uzman-doktor-uyardi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/elazigda-salgin-alarmi-valilik-acikladi-uzman-doktor-uyardi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Elazığ Valiliği, kent genelinde bulantı, kusma ve ishal şikayetlerindeki artış üzerine su ve hijyen uyarısı yaparken; Özel Medilines Hospital İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Serpil Arslan da vaka artışlarının mikrobik kaynaklı olduğunu belirten uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Elazığ Valiliği, kent genelinde bulantı, kusma ve ishal şikayetlerindeki artış üzerine su ve hijyen uyarısı yaparken; Özel Medilines Hospital İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Serpil Arslan da vaka artışlarının mikrobik kaynaklı olduğunu belirten uyarılarda bulundu.</p>

<p>Elazığ'da son günlerde sağlık kuruluşlarına bulantı, kusma, karın ağrısı ve ishal şikayetiyle başvuran vatandaşların sayısında dikkat çeken bir artış yaşanıyor. Yaşanan hareketlilik üzerine Elazığ Valiliği resmi bir açıklama yayımlayarak vatandaşları uyarırken, uzmanlar da hastalığın taşıdığı risklere karşı hayati uyarılarda bulundu. Elazığ Valiliği tarafından yapılan açıklamada, vaka artışlarının yakından takip edildiği ve su numunesi analizlerinin titizlikle sürdürüldüğü ifade edildi. Akut bağırsak enfeksiyonlarının çoğunlukla kirli su, hijyenik olmayan gıdalar ve el teması yoluyla bulaştığına dikkat çeken Valilik; denetimi olmayan su kaynaklarından uzak durulması, şüpheli durumlarda suların kaynatılarak tüketilmesi ve kişisel hijyene azami özen gösterilmesi çağrısında bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Hem mevsim geçişi hem yağışlar etkili oldu'</p>

<p>Her yaş grubundan hastayla karşılaştıklarını belirten ve poliklinik ve acil servislerdeki yoğunluğu değerlendiren Uzm. Dr. Serpil Arslan, ' Bugünlerde çok artmış olan ishal, kusma, ateş vakalarından bahsetmek istiyorum. Hem mevsim geçişi olması hasebiyle hem yağışların çok artmış olması nedeniyle bu ara poliklinik ve acillere çocuk, yetişkin, gebe, yaşlı olsun ishal, kusma, karın ağrısı ve ateşle çok sık karşılaşmaya başladık. Bu da mikrobik kaynaklı. Mikrobik olaylarda en çok dikkat etmemiz gereken şey hijyen. Önceliğimiz hijyen çünkü bu mikrop el ve ağız yoluyla buluşuyor. El hijyenine, kullandığımız suyun hijyenine çok dikkat etmemiz gerekiyor. Güvenmediğimiz, denetimi ve kontrolü yapılmayan suyu kullanmamamız gerekiyor. Aynı şekilde dışarıdan aldığımız besin ve gıda maddelerinin usulüne uygun hazırlanması gerekiyor' dedi.</p>

<p>'Böbrek yetmezliği riski var'</p>

<p>Sıvı kaybının özellikle risk gruplarında kritik sonuçlar doğurabileceğine dikkat çeken Uzm. Dr. Arslan, ' Eğer rahatsızlandıysak da ishal, kusma, yüksek ateşimiz, karın ağrımız varsa en yakın sağlık birimine müracaat edip vakitlice tedavimizi olmamız gerekiyor. Burada bizi en çok ilgilendiren kısmı özellikle direnci düşük hastalarda, çocuklarda, gebelerde ve yaşlılarda vücudun susuz kalması. İshal ve kusmayla beraber vücut su kaybedeceği için olay böbrek yetmezliğine kadar gidebilmekte. O yüzden şikayetleri olan vatandaşlarımızın mutlaka uzman hekimimize danışaraktan uygun tedavileri görmesi gerekiyor' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Elazığ, Sağlık</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/elazigda-salgin-alarmi-valilik-acikladi-uzman-doktor-uyardi</guid>
      <pubDate>Sat, 23 May 2026 10:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/05/agency/iha/elazigda-salgin-alarmi-valilik-acikladi-uzman-doktor-uyardi.jpg" type="image/jpeg" length="65383"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık Hak-Sen Elazığ Şubesi’nden Fethi Sekin Şehir Hastanesi Başhekimliğine Resmi Başvuru]]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/saglik-hak-sen-elazig-subesinden-fethi-sekin-sehir-hastanesi-bashekimligine-resmi-basvuru</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/saglik-hak-sen-elazig-subesinden-fethi-sekin-sehir-hastanesi-bashekimligine-resmi-basvuru" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Hak-Sen Elazığ Şubesi, acil servislerde artan hasta yoğunluğu ve sağlık çalışanlarının ağırlaşan çalışma koşulları nedeniyle Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi Başhekimliğine başvuruda bulunarak personel düzenlemeleri ve çalışma şartlarının iyileştirilmesini talep etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Hak-Sen Elazığ Şubesi, salgın hastalıkların da etkisiyle acil servislerde yaşanan yoğunluk ve sağlık çalışanlarının çalışma şartlarının ağırlaşması gerekçesiyle Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi Başhekimliğine resmi başvuru gerçekleştirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şube tarafından yapılan değerlendirmede, acil servislerde günlük hasta sayısının zaman zaman 2 bin 500 ile 3 bin seviyelerine ulaştığı, bu durumun sağlık çalışanları üzerinde ciddi iş yükü oluşturduğu belirtildi. Yoğunluk nedeniyle personelin sürdürülebilir çalışma sınırlarının üzerinde görev yaptığı ve aylık 11–12 kez 24 saatlik nöbet sistemiyle çalıştığı ifade edildi.</p>

<p>Başvuruda, acil servislerde personel sayısının artırılması, nöbet yoğunluğunun azaltılması, dinlenme alanlarının fiziki şartlarının iyileştirilmesi ve yoğun çalışan personele yönelik destek ve ödüllendirme mekanizmalarının hayata geçirilmesi talep edildi.</p>

<p>Sağlık hizmetlerinin kesintisiz ve sağlıklı şekilde sürdürülebilmesi için çalışma koşullarının iyileştirilmesinin önemine dikkat çekilerek, mevcut yükün çalışanlar üzerinde ciddi fiziksel ve psikolojik etkiler oluşturduğu vurgulandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Elazığ, Sağlık</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/saglik-hak-sen-elazig-subesinden-fethi-sekin-sehir-hastanesi-bashekimligine-resmi-basvuru</guid>
      <pubDate>Sat, 23 May 2026 10:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/05/ekran-goruntusu-2026-05-23-104915.png" type="image/jpeg" length="62031"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kurban Bayramı İçin Sağlıklı Beslenme Uyarısı: "Güne Kavurmayla Başlamayın"]]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/kurban-bayrami-icin-saglikli-beslenme-uyarisi-gune-kavurmayla-baslamayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/kurban-bayrami-icin-saglikli-beslenme-uyarisi-gune-kavurmayla-baslamayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medical Point Gaziantep Hastanesi Diyetisyeni Zişan Sobacı, Kurban Bayramı’nda kontrolsüz et tüketiminin sindirim sorunlarına yol açabileceğini belirterek vatandaşlara dengeli beslenme, bol su tüketimi ve dinlendirilmiş et uyarısında bulunarak, "Güne kavurmayla başlamayın" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kurban Bayramı yaklaşırken uzmanlardan sağlıklı beslenme konusunda önemli uyarılar gelmeye devam ediyor. Medical Point Gaziantep Hastanesi Diyetisyeni Zişan Sobacı, özellikle bayramın ilk gününde yapılan yanlış beslenme alışkanlıklarının mide ve bağırsak problemlerine neden olabileceğini söyledi. Sobacı, ağır ve yağlı et tüketiminin sindirim sistemini zorladığını belirterek, etin ortalama 1 gün dinlendirilerek tüketilmesinin doğru olduğunu söyleyerek vatandaşların daha dikkatli davranması gerektiğini ifade etti.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>"Güne ağır ve yağlı et yemekleriyle başlamak büyük hata"</p>

<p></p>

<p>Kurban Bayramı’nda yapılan en büyük hatalardan birinin sabah saatlerinde ağır ve yağlı et yemekleri tüketmek olduğunu ifade eden Diyetisyen Zişan Sobacı, "Kurban Bayramı’nda yapılan en büyük hatalardan bir tanesi, güne ağır yemeklerle başlamak. Sabahın erken saatlerinde et tüketmektir. İlk kalktığımız zamanlarda, normal hafif bir kahvaltıyla güne başlayıp et tüketimini günün devamında tercih edebiliriz" dedi.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>"Dinlendirilmiş et daha sağlıklı oluyor"</p>

<p></p>

<p>Kurban etinin kesildikten hemen sonra tüketilmemesi gerektiğini de vurgulayan Sobacı, uzmanların etin en az bir gün dinlendirilmesini önerdiğini söyledi. Yeni kesilmiş etin sindiriminin daha zor olduğuna dikkat çeken Sobacı, "Kurban kesildikten sonra etin bir gün dinlendirilmesini tavsiye ediyoruz. Çünkü yeni kesilmiş etin sindirimi çok daha zordur. Bu yüzden gün içerisinde biraz beklettikten sonra et tüketimini öneriyoruz. Et yeni kesildiği zaman içerisindeki enzim aktiviteleri devam ettiği için insan vücudu bunu daha zor sindirir. Ancak et dinlendirildiğinde, insan tüketimine daha uygun hale gelir ve sindirimi bizim için çok daha kolay olur" ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>"Et tüketirken sebzeye de yer verilmelidir"</p>

<p></p>

<p>Bayram sofralarında yalnızca ete ağırlık verilmesinin yanlış olduğuna dikkat çeken Sobacı, sebze tüketiminin mutlaka artırılması gerektiğini belirterek, "Özellikle ağır etlerin yanında pilav, börek, pasta gibi şeker ve karbonhidrat tüketimi çok fazla olduğu zaman, etin sindirimini de oldukça zorlaştırdığı için bunu tavsiye etmiyoruz. Bunun yerine bol yeşil salata ve sebze tüketimini öneriyoruz" ifadelerine yer verdi.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>Su tüketimi tavsiyesi</p>

<p></p>

<p>Su tüketiminin önemine de değinen Sobacı, protein ağırlıklı beslenmenin vücudun su ihtiyacını artırdığını söyledi. Bayram süresince günlük tüketimin üzerine ek olarak yarım litre ile bir litre arasında fazladan su içilmesinin faydalı olacağını belirten Sobacı, yeterli su tüketilmemesi halinde halsizlik, baş ağrısı ve sindirim problemlerinin görülebileceğini kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>"Bayramda acil başvuruları genelde yanlış beslenme nedeniyle gerçekleşiyor"</p>

<p></p>

<p>Özellikle Gaziantep gibi et tüketiminin yoğun olduğu bölgelerde vatandaşların daha dikkatli olması gerektiğini belirten Sobacı, "Kurban Bayramı’nda özellikle Gaziantep gibi et tüketiminin fazla olduğu yörelerde, sabahın erken saatlerinde kavurma gibi yağlı etlerle güne başlandığı için günün devamında ishal, kusma, halsizlik ve baş ağrısı gibi şikayetler görebiliyoruz. Hastalar acil servislere en çok bu nedenle başvuruyor ve bu durum tamamen yağlı et tüketimine bağlı oluyor" diye konuştu.</p>

<p></p>

<p>Kurban Bayramı’nda, Ramazan Bayramı’na oranla daha fazla protein tüketimi olduğu için sağlıklı beslenmenin büyük önem taşıdığını ifade eden Sobacı, vatandaşlara kontrollü et tüketimi, yeterli su alımı ve düzenli öğün çağrısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/kurban-bayrami-icin-saglikli-beslenme-uyarisi-gune-kavurmayla-baslamayin</guid>
      <pubDate>Fri, 22 May 2026 10:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/05/5656099.jpg" type="image/jpeg" length="45633"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kurban kesiminde bel ve kas yaralanmalarına dikkat]]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/kurban-kesiminde-bel-ve-kas-yaralanmalarina-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/kurban-kesiminde-bel-ve-kas-yaralanmalarina-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kurban Bayramı’nda yanlış kaldırma ve taşıma hareketlerinin ciddi kas ve bel yaralanmalarına yol açabileceğine dikkat çeken Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Metehan Saraçoğlu, "Özellikle ağır yük kaldırırken ani hareket yapılması bel tutulması, kas yırtılması ve fıtık problemlerini tetikleyebilir" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Liv Hospital Samsun Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Opr. Dr. Metehan Saraçoğlu, kurban kesimi ve taşıma sürecinde omurga sağlığının korunması gerektiğini belirterek, "Özellikle ağır yük kaldırırken ani hareket yapılması bel tutulması, kas yırtılması ve fıtık problemlerini tetikleyebilir" açıklamasında bulundu.</p>

<p></p>

<p></p>

<p>"Omurga sağlığını olumsuz etkileyebilir"</p>

<p></p>

<p>Uzun süre eğilerek çalışmanın da omurga sağlığını olumsuz etkilediğini ifade eden Opr. Dr. Saraçoğlu, "Kurban kesimi sırasında kontrolsüz güç uygulanması ve uygun olmayan pozisyonlarda çalışılması sırt, boyun ve diz ağrılarını artırabilir. Bu nedenle mümkün olduğunca destek alınmalı ve ağır yükler tek kişi tarafından kaldırılmamalıdır" dedi.</p>

<p></p>

<p>Ani ağrı, hareket kısıtlılığı veya kaslarda şiddetli zorlanma hissi oluşması durumunda dinlenmeden çalışmaya devam edilmemesi gerektiğini belirten Op. Dr. Saraçoğlu, "Basit görülen kas zorlanmaları ilerleyen süreçte daha ciddi ortopedik problemlere dönüşebilir" diye konuştu.</p>

<p></p>

<p><img alt="" height="640" src="https://elazigbultencom.teimg.com/elazigbulten-com/uploads/2026/05/20260521aw709993.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="640" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/kurban-kesiminde-bel-ve-kas-yaralanmalarina-dikkat</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 14:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/05/2607930.jpg" type="image/jpeg" length="92522"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dr. Öğretim Üyesi Ömer Arif Pamuk, erken tanı hayati önem taşıyor.]]></title>
      <link>https://www.elazigbulten.com/dr-ogretim-uyesi-omer-arif-pamuk-erken-tani-hayati-onem-tasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.elazigbulten.com/dr-ogretim-uyesi-omer-arif-pamuk-erken-tani-hayati-onem-tasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fırat Üniversitesi Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Ömer Arif Pamuk, kanserle mücadelede erken tanının hayati önem taşıdığını belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Günlük hasta takibinde tedavi sürecinin bazı hastalarda başarılı sonuçlar verdiğini, ancak ileri evre vakalarda olumsuz sonuçlarla karşılaşılabildiğini ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Ömer Arif Pamuk, tedavi başarısında en kritik unsurun hastalığın erken evrede tespit edilmesi olduğunu vurguladı.<br />
Dr. Öğretim Üyesi Ömer Arif Pamuk, özellikle birinci evrede teşhis edilen kanserlerde tedavi başarısının oldukça yüksek olduğunu, buna karşın hastalığın ileri evrelere ulaşması durumunda kanserin vücuda yayılmasıyla birlikte tedavi sürecinin zorlaştığını dile getirdi. Bu nedenle bireylerin vücutlarında meydana gelen değişiklikleri dikkate almalarının büyük önem taşıdığını kaydetti.<br />
Risk faktörlerine de dikkat çeken Dr. Öğretim Üyesi Ömer Arif Pamuk, aile öyküsü, sigara ve alkol kullanımı ile obezite gibi durumların kanser riskini artırdığını belirterek, bu tür riskleri taşıyan kişilerin düzenli olarak iç hastalıkları hekimlerine başvurmalarını, Erken tanının hayat kurtardığını ve toplumda farkındalığın artırılması gerektiğini sözlerine ekledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.elazigbulten.com/dr-ogretim-uyesi-omer-arif-pamuk-erken-tani-hayati-onem-tasiyor</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 12:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://elazigbultencom.teimg.com/crop/1280x720/elazigbulten-com/uploads/2026/05/ekran-goruntusu-2026-05-21-120621.png" type="image/jpeg" length="53985"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
